Kılıçdaroğlu ‘başbakanlığa’ mı soyundu?
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara Katliamı sonrasında çizdiği tablo dikkat çekiyor. Kılıçdaroğlu, önce Ahmet Davutoğlu ile bir görüşme yapıp ardından bir basın toplantısı düzenleyerek bombalı saldırılarla ilgili açıklamalar yaptı. Ardından, Davutoğlu’nun görüşemediği Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile randevulaştı. Kılıçdaroğlu bu süreçte özellikle saldırılara ilişkin açıklamalarıyla bir krizin... View Article

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara Katliamı sonrasında çizdiği tablo dikkat çekiyor. Kılıçdaroğlu, önce Ahmet Davutoğlu ile bir görüşme yapıp ardından bir basın toplantısı düzenleyerek bombalı saldırılarla ilgili açıklamalar yaptı. Ardından, Davutoğlu’nun görüşemediği Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile randevulaştı. Kılıçdaroğlu bu süreçte özellikle saldırılara ilişkin açıklamalarıyla bir krizin nasıl yönetileceğini göstermeye başladı.
Ankara Katliamı sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı görüşmeler ve açıklamalar seçim sonrası Türkiye’ye dair ipuçları sunuyor. Kılıçdaroğlu, bir taraftan patlamanın ertesi günü Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşmeye giderek katliamın suçlusu olarak görülen AKP iktidarıyla masaya oturan bir figür olarak görünmekten çekinmiyor. Diğer taraftan ise Malatya’daki cenazede Meclis Başkanı halk tarafından yuhalanıp cenazeyi kenardan izlemek zorunda kalırken, Kılıçdaroğlu 2. Ordu Komutanı ile birlikte yeni dönemin başbakanı gibi CHP’li gençlerin cenazesinde yerini alıyor.
Açık ki, Ankara’daki patlama ile birlikte yeniden dizayn edilen düzen siyasetinde Kemal Kılıçdaroğlu merkez bir pozisyona yerleşiyor. Bakanların istifasını talep etmesi, katliamın muhtemel faillerini hükümete bildirmiş olduğunu açıklaması, MİT içerisinde bir grubun açık bir şekilde AKP’ye hizmet ettiğini dile getirmesi, AKP ile HDP arasında köprü olması bu merkez pozisyona yerleşmenin temel belirteçleri olarak görülebilir.
Tüm bunlarla birlikte Kılıçdaroğlu’nun, AKP iktidarının ve Tayyip Erdoğan’ın artık tamamen tıkandığı Ortadoğu, IŞİD gündemi ve Kürt sorunu başlıklarındaki radikal söylemlerinin, Türkiye bağlamında gerek emperyalizmin, gerekse Türkiye sermaye sınıfının özlemlerine ve belki de somut kararlarına denk düştüğünün altını çizmemiz gerekiyor.
Son tahlilde 7 Haziran seçimleri sonrasında AKP ile koalisyon kurmak için elinden geleni yapan bir CHP, 1 Kasım seçimleri sonrasında da ülkeyi hükümetsiz bırakmayacak ve yönetim sorununu çözmeye aday bir özne olarak gündemde kalacak. Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendinden bu kadar emin bir şekilde ülkedeki yönetim krizinin altını çizmesinin arka planında biraz da bu yatmakta.