Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

Minareyi çalıp kılıfını hazırlayanlar

Reklam

ve Onlarla Yanyana Oturmak İsteyenler

Seçimler bugün. Sandığa gidilecek, oylar sayılacak. Partiler oylarına sahip çıkmak için tüm gün ve hafta çalışacak. Seçim yüzdeleri akşam saatlerinde parti isimleri verilmeden televizyonlarda yayınlanmaya başlayacak, herkes bu yüzdelere göre partileri tahmin etmeye başlayacak. Son bir aydır seçim anketlerinin günlük burç falına bakarmış gibi okunup seçim değerlendirmesi yapılan bir ülkede, akşam açıklanacak rakamlarla aylardır süren yarış sona erecek. Peki bundan sonrası?

Gelin bu soruyu burada bırakıp, sonuçlar açıklanıncaya kadar daha somut, fiktif olmayan bazı rakamlara bakalım. Örneğin üç tane rakam yazalım: 735.379.360,00 TL; 263.953.110,30-TL; 909.708.501,04 TL. Seçim sonuçları yayınlanıncaya kadar bu rakamlarında neye ait olduklarına odaklanalım.

İlk rakam, Ekim ayında yayınlanan 2014 Sayıştay Denetim Raporlarında genel bütçeli idarelerin merkezi yönetim kapsamındaki kurumlardan alacağı 8.085.570,00TL ve 727.293.790,00-TL’nin Merkezi Yönetim Bilançosuna kaydedilmediği için bilançoda çıkan fazla miktar.

İkinci rakam, Karayolları Genel Müdürlüğünün 403 no.lu hesabında borç olarak kayıtlı 263.953.110,30-TL. Ancak Hazine Müsteşarlığı mizanında 130-230 Dış Borcun İkrazından Doğan Alacaklar Hesaplarında Karayolları Genel Müdürlüğünden alacak olarak gözükmüyor. Yani iki idarenin hesaplarında tutarlılık yok. Bu sebeple, Merkezi Yönetim Bilançosundaki miktarda bu tutar fazla görünüyor.

Üçüncü rakam ise, merkezi yönetim sektörü kapsamındaki kurumların aynı mali işlem için karşılıklı yaptıkları gelir gider kayıtları arasındaki farklılıklardan dolayı, genel yönetim sektörü konsolide edilirken oluşan fark. Kurumların hesaplarındaki uyumsuzluklar, 909.708.501,04 TL farkı ortaya çıkarıyor.

Sayıştay’ın raporlarında, hangi hesap farkına, hangi açığa sebebiyet verdiği tespit edilen birçok rakam bulunuyor. Kaydedilmeyen rakamlar, tahsil edilmeyen alacaklar, kurum hesaplarındaki çelişkiler, yanlış kurdan gösterilen tutarlarla birlikte yaklaşık toplam 48 milyar lira. Akıbeti belli olmayan 48 milyar… AKP’nin suçları her geçen gün daha da kabarıyor.

Kaldı ki 2013 yılının 17 Aralık Operasyonu’ndan birkaç gün önce Sayıştay’ın yetkileri, yönetmelik değişikliğiyle kısıtlanarak mali raporların Sayıştay’a gönderilmesi üç yıl ertelendiği için Sayıştay yeterli bir şekilde de inceleme yapamıyor. Ama denetimi yapabildiği kadarıyla toplam 48 milyar lira, ne olduğu belirsiz bir şekilde öylece duruyor. AKP, minareyi çalıp kılıfını hazırlamış olmasına rağmen camiyi topyekün çalmaya çalıştığından kılıf da dar geliyor.

Hatırlamamızda yarar var. 2014 yılında AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a ait olduğu öne sürülen ve bir internet sitesinde yayınlanan konuşmada, Canikli 2012 Sayıştay raporlarının TBMM’ye iyi ki gitmediğini, gitseydi Meclis’te diğer partilerin kendilerini duman edeceğini söylüyordu.

Gelelim bugüne. Tapeler yayınlandı, yolsuzlukları kendi ağızlarından, Sayıştay raporlarından tescillendi. AKP dönemi öldürülen, katledilen insanların sayısı ortada. Canikli’nin kendilerini duman edeceğini sandığı partiler ise, seçim sonrasında gerekirse AKP ile koalisyona da varız diyorlar. Peki yolsuzluk yapanla koalisyon kurup ülkeyi yönetmeyi düşünenler bunların hesabını sorabilir mi? Katillerle, hırsızlarla birlikte Meclis’te yanyana oturanlar da bu suçlara ortak olmaz mı? Akşam seçim sonuçlarına bakarken, parti oy oranları yanında bunları ve 48 milyarı da düşünelim. Düşünelim ki hesap günü geldiğinde, hırsızları ve buna göz yumarak, yargılamayarak suça ortak olanların hepsini birlikte defedelim.

Reklam

Önceki Haberler

ABD ve İran görüşmeleri Pakistan’ın İslamabad kentinde yapılacak

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…

11 Nisan 2026 13:35

“Tam bağımsız Türkiye için NATO’ya hayır!” imza kampanyasına yoğun destek

Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…

11 Nisan 2026 11:46

Amasız fakatsız laiklik

Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…

11 Nisan 2026 00:13

Laiklik ve emek mücadelesi: İşçi sınıfının neden laiklik bayrağına ihtiyacı var?

Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…

11 Nisan 2026 00:07

Feminist yaklaşımlar ve laikliği yeniden hatırlamak

Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…

10 Nisan 2026 23:58

İnanç özgürlüğünün yanında irticanın karşısındayız

Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…

10 Nisan 2026 23:50
Reklam