Abdülkadir Selvi, 26 Kasım’da Yeni Şafak’ta yayınlanan köşe yazısında Rus jetinin düşürülmesi talimatının Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal tarafından verildiğini ifade etti. Selvi’nin köşe yazısındaki bölüm Davutoğlu’nu açıklamalarını yalanlar nitelikteydi.
“Rus savaş uçağının vurulduğu 24 Kasım sabah 09.20 civarında Şanver Paşa, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’ı arıyor. “Uyarı yapılmasına rağmen savaş uçağı hızla sınırımıza yaklaşıyor” diyor. Verilerin değerlendirilmesi üzerine Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, angajman kurallarının gereğinin yapılması talimatını veriyor.”
Davutoğlu bir gün önce, AKP grup toplantısında ki konuşmasında, Rus uçağının Türk jetleri tarafından vurulmasıyla ilgili “Emri bizzat ben verdim” açıklamasında bulunmuştu.
Perinçek ‘yeni dostu’na üzülüyor
Bir ilginç iddiada dün Perinçek’ten geldi. RotaHaber’den Eşref Aydoğmuş’a konuşan Perinçek, “Rus uçağının düşmesinden en çok kim zarar gördü?” diye sorup, “Tayyip Erdoğan” diye yanıt verdi.
Perinçek konuşmasında “Bu uçağın düşürülmesinin arkasında kim var diye sorduğum zaman, kimler kaybetti sorusunu hemen masaya koyarım” dedi.
Türkiye-Rusya krizine sebep olan jetin düşürülmesi üzerine yapılan beyanatlarda, herkes farklı yönleri gösteriyor. NATO üyesi Türkiye’nin konsept dışı hamleler yapamayacağını “unutmuş” olmalılar.
Bu haber en son değiştirildi 27 Kasım 2015 16:22 16:22
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…