Diyanet Aylık Dergi’nin 301. sayısında, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Görmez’in, IŞİD üzerine bir söyleşisi yer aldı. IŞİD’i ve eylemlerini eleştiren Mehmet Görmez,İslamın radikalleşmediğini, radikalliğin İslamlaştığını öne sürerek IŞİD’i, 60-70’lerin sol hareketlerine benzetti.
Dünyadaki radikal muhalefet hareketlerinin İslamın selefi yorumlarından meşruiyet arayışı içinde olduğunu iddia eden Görmez, IŞİD’e yönelen kişiler ile 60-70’li yılların sol devrimcileri ile karşılaştırmada bulundu. Görmez, “Altmışlı, yetmişli yıllarda nasıl ki öfke dolu radikal isyan hareketleri kendilerini sol devrimci ideoloji ile özdeşleştirdiler ise bugün de radikal isyan hareketleri, neoselefilik akımı altında özellikle İslam’ın cihat anlayışını yanlış anlayıp yorumlayarak her türlü şiddet ve vahşete meşruiyet bulmaya kalkışıyorlar” şeklinde konuştu.
Diyanet Aylık Dergi’nin 301. sayısında, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Görmez’in, IŞİD üzerine bir söyleşisi yer aldı. Görmez, IŞİD’e katılanların profilini üç grupta açıklamaya çalıştı. Bunların savaş bölgelerinde şiddetin gölgesinde yaşayan gençler, Avrupa’da dışlanmış Müslüman gençler ile İslam dinini seçerek, onu da kimlik bunalımı yaşayan Müslümanlardan öğrenenler olduğunu ileri sürdü. Görmez, bu kişilerin İslamı, “kültürsüzleşmeye en yatkın yorum biçimi olan ve uçlarda yer alan” dini akımlardan beslendiğini anlattı.
Bu haber en son değiştirildi 29 Ocak 2016 09:39 09:39
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…