Son dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvaları ile ile gündeme sık sık gelen gericiliğin çirkin yüzü AKP iktidarının ilk günlerinde de bugünkünden farklı değildi.
2002 yılından bir örnek gericiliğin nasıl akıl dışı ve ahlak dışı olduğunu bizlere gösterdiği gibi AKP’nin daha ilk günlerinde de tıpkı bugünkü gibi kadın düşmanı ve ahlaksız olduğunu gösteriyor. Gericilikle mücadele edilmediğinde veya mücadele “inanç özgürlüğü” gibi liberal safsatalarla sulandırıldığında gericilerden birinin diğerinden farkının olmayacağını anlamak için AKP iktidarı henüz 2 haftalık ve Recep Tayyip Erdoğan henüz Meclis’te bile değilken bir ilahiyat profesörünün anlattıklarına bakmak yeterli.
18 Kasım 2002 günü katıldığı bir söyleşide, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Zümrüt, orucu nelerin bozmayacağı sorusunu cevaplarken, tecavüze uğrayan kadının da orucunun bozulmayacağını söylüyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Zümrüt, orucu bozmayacak etkenler arasında ‘‘tecavüzün de yer aldığını’’ belirterek böyle bir zorlama ilişkide ‘‘kadında kasıt aranamayacağını’’ söyleyip aklınca “kadını koruyor”. Prof. Zümrüt, ‘‘Çünkü Cenabı Hak, kişiyi bu durumdan sorumlu tutmamıştır. Dolayısıyla o mümine kardeşimiz, oruç ibadetini iftar vaktine kadar sürdürebilir. Böyle bir durumda oruç ibadetinin geçerli olduğunu, klasik İslam bilginleri yorumlamış ve hükmetmiştir’’ derken tecavüz gibi ağır bir suçun mağduruna esas olarak “tecavüzü boşver ibadet et” gibi akıl almaz bir tavsiyede bulunuyor.
Bosna-Hersek’teki savaş ortamı sırasında birçok oruçlu kadına tecavüz edildiğine işaret eden Prof. Zümrüt, “Orada da böyle bir zorlama ilişkiden dolayı orucun bozulmayacağı İslam bilginleri tarafından açıklanmıştır” diyor.
Bu haber en son değiştirildi 16 Mart 2016 20:50 20:50
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…