Haitili yönetmen Raoul Peck, Karl Marx ve Friedrich Engels’in gençlik yıllarını anlattığı bir film çekiyor.
Çağdaş sinema onların hikâyelerini anlatmaya değer bulmuyor. Süper kahraman maskesi takmadıkları için ya da tekdüze yaşamlar sürdüklerinden değil. Fırtınalı yaşamları sürgün, barikat savaşları ve yeraltı çalışmalarıyla geçmiş devrimciler hepsi de.
Çağdaş sinemanın Marx, Engels ve Lenin’i ancak bir nostalji unsuru gibi ele almasının nedeni, bu devrimcilerin milyar dolarlık bütçelere sahip film stüdyolarını da besleyen kapitalist düzenin sonunu haber veriyor olmaları.
Herhalde bu nedenle, Karl Marx ve Friedrich Engels’in hayatını anlatan ilk doğru düzgün çalışma, 1965 yılında Sovyetler Birliği‘nde çekilmişti: Yaşamın Bir Yılı (Год как жизнь) isimli iki parçadan oluşan film, Galina Serebryakova‘nın Türkçeye de çevrilen Ateşi Çalmak isimli biyografik roman dizisine dayanıyordu. Film Marx ve Engels’in hayatının dönüm noktası olan 1848 ayaklanmalarının hemen sonrasındaki bir yılı anlatıyordu.
gezite.org’un haberine göre 50 yıl sonra Haitili yönetmen Raoul Peck, senaryoyu birlikte yazdığı Pascal Bonitzer ile birlikte komünizmin kurucularının hayatını bir kez daha sinemaya taşıyor. Belçika, Fransa ve Almanya ortak yapımı olan filmin 2016 yılının yaz ayında gösterime gireceği söyleniyor. İnternet sitesinde filmin özeti şöyle verilmiş:
26 yaşındaki Karl Marx, eşi Jenny ile birlikte sürgün yoluna düşer. Marx 1844 yılında Paris’te bir sanayicinin oğlu olarak Britanya işçi sınıfının acılı doğumunu araştırmış Friedrich Engels ile tanışır. Gösterişli kıyafetler giymeyi seven Engels, Karl Marx’ın yeni dünya görüşündeki eksik parçayı tamamlar. Birlikte sansür, polis baskısı, isyanlar ve siyasi kalkışmalar arasında modern çağ boyunca gelişecek olan işçi hareketine önderlik edeceklerdir.
Filmin yönetmeni Peck, bir söyleşisinde “film geleneksel yaşlı ve sakallı devrimci ikon karikatürüne başvurmaktan kaçınarak, 20. yüzyıl ve sonrasının dünyasına sıradışı bir etki yapan genç ve iddialı aydınların olgunlaşmasını anlatıyor” demiş.
Peck, şimdiye kadar Haiti‘deki adaletsizliğe dikkat çeken belgesel ve kurgusal filmler yapmanın yanısıra, Lumumba (2000) filmiyle Kongolu ulusal devrimci önder Patrice Lumumba‘nın hayatını, Kara Nisan (2005) filmiyle Ruanda soykırımını ve Sınıf Mücadelesi Üzerine Nezaketsiz Düşünceler (2001) filmiyle de emperyalizmin dünya üzerinde yarattığı yoksulluğu anlatmıştı.
Bu haber en son değiştirildi 16 Nisan 2016 16:18 16:18
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), yarından itibaren elektriğe konut aboneleri için yüzde 25 zam yapılacağını…
‘Komünizm tehlikesine karşı’ ABD öncülüğünde 4 Nisan 1949’da kurulan savaş örgütü NATO, 76 yıldır katliamlar,…
Trabzon'da CHP Gençlik Kolları tarafından Ekrem İmamoğlu'na yönelik imza kampanyası için kurulan standa bıçaklı saldırı…
28 Ocak'tan bu yana görüntü vermeyen MHP lideri Devlet Bahçeli, aylar sonra ilk kez ortaya…
Özelde AKP genelde ise İslamcılık, darbe-cunta karşıtlığı üzerinden kendilerini tanımlama “hakkını” çoktan yitirmiştir. 15 Temmuz…
ABD Başkanı Donald Trump'ın yüzden fazla ülkeye ek gümrük vergileri uygulanacağıını açıklamasından sonra, dünya ticaretindeki…