Küba’nın Ankara Büyükelçisi Alberto Gonzales Casals, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın Che Guevara için ‘katil ve eşkıya’ demesini, Küba Devrimi ve Latin Amerika sembolüne saygısızlık olarak değerlendirdi.
Hürriyet’e konuşan Büyükelçi Casals, “Küba’nın en büyük düşmanları bile böyle bir ifade kullanmadı” dedi.
Casals şöyle konuştu:
‘Kibarca aydınlığa kavuşturulsun’
“Bu nedenle çok şaşkınız. Aynı görüşleri paylaşmayı beklemiyoruz. Ancak sembollerimize saygı gösterilmesini talep ediyoruz. Che Guevara sadece Küba değil, Latin Amerika’nın siyasi ve tarihi mirasının parçasıdır. Birçok Türk vatandaşından destek telefonları aldık. Che Guevara için ‘infazlar yaptığı bir katil kişilik’ dediğiniz zaman onun Küba devrimi için mücadelesinden bahsetmiş oluyorsunuz. Bu da saygıda kusur etmektir. Che Guevera’ya ‘katil’ diyerek, benim Devlet Başkanıma da aynı ifadeyi kullanmış oluyorsunuz. Kibarca bu açıklamanın aydınlığa kavuşturulmasını istiyoruz. Ancak Meclis Başkanı’nın henüz makamına ulaşamadım.
‘Türkler her zaman Che’yi takdir ediyor’
Türk halkı her zaman Che Guevara’yı takdir ediyor. Meclis Başkanı’nın ‘katil’ ve ‘eşkıya’ olarak bahsettiği Che Guevara, Atatürk’ün kitaplarını okuyordu. Meclis Başkanı’nın yanlış anlama ya da tarih hakkında yanlış bilgisi üzerine bu açıklamayı yaptığına inanmak istiyorum. Che Guevara için ‘katil’, ‘eşkıya’ demek tarihi yanlış okumaktır.”
Bu haber en son değiştirildi 1 Eylül 2016 12:13 12:13
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…