Marksist Manifesto dergisi Ekim Devrimi’nin 100. yılı dolayısıyla “100. Yılında Ekim Devrimi Sempozyumu” düzenleyecek.
15 Ekim’de Kozyatağı Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan sempozyum Ekim Devrimi’nin ve Sovyetler Birliği’nin insanlığa kazandırdıklarını yeniden hatırlamak ve bugün ile bağını kurmak amacıyla toplanacak.
Gazete Manifesto olarak sempozyumda tebliğ sunacak isimlerin sempozyum hakkındaki görüşlerini aldık.
Sempozyum ile ilgili paylaşacağımız yedinci görüş Prof. Dr. İzzettin Önder’e ait. Önder’in sempozyumdaki konuşması “Ekim Devrimi, sosyalist iktisat ve kalkınma” üzerine olacak.
Ekim devriminin ve dolayısıyla bu sempozyumun bugün için önemi nedir?
Bir defa, Ekim Devrimi, devrimin oluştuğu ülke bakımından olgunlaşma aşamasından önce gerçekleşmiş olması ile özel inceleme alanı olarak ele alınmalıdır. İkinci olarak, dönemin en gelişmiş ekonomisi olan İngiltere’de beklenen devrim, Lenin’in ifadesi ile “bir avuç bilinçli proleter ve milyonlarca köylü” toplumunda gerçekleşmiştir. Üçüncü nokta ise, devrim öncesi tartışmaların konusunu oluşturan “bir ülkede Komünizm” güçlüğüne ilaveten, o bir ülkenin etrafını sarmalayan kapitalist çevreye rağmen, sürecin oldukça başarılı gelişmiş olmasıdır.
Kısmen koşullar, kısmen kapitalizmle girişilen amansız ve çaresiz mücadelenin reel sosyalizmin sürüklediği yoğun parti bürokrasisi gibi nedenlerle sistemin gücünü ve yerini kaybetmesi insanlık için şanssızlık olmasına rağmen, birçok açılardan ders alınması gereken önemli bir tarihsel örnek süreç oluşturmuştur. Avrupa’nın geri bir toplumsal yığını, disiplin ve gayretle kapitalistlerin en ileri aşamasına ulaşmış, hatta uzay teknolojisinde başabaş olmuş, geçmiştir de.
Benzer örneği Kızıl Çin de oluşturmaktadır. Bir zamanların Batılılar tarafından nerede ise insandan sayılmayan Çinlilerin oluşturduğu ekonomik yapı, bir milyarı aşkın nüfusa yeni kültür ve teknoloji tabanı oluşturarak, günümüzün yükselen yıldızları arasında yer almasına yol açmıştır. Çin’in piyasa ekonomisine geçtikten sonra günümüzün aşamasını yapıyor olmasının tüm sebebi kesinlikle piyasa ekonomisi olarak görülemez. Bugünün ekonomik yapılanması geçmişin alt yapısı üzerinde yükselmektedir.
Böylesi deneyimler kendi ulusları için olduğu kadar tüm insanlık için de son derece değerlidir.
Geçmişte reel sosyalizmin varlığı küresel denge oluşturarak hem kapitalist dünyanın çevreyi insanlık dışı köleleştirme politikalarına kalkan olduğu gibi gibi, gelişme aşamasındaki ülkelere gelişme strateji ve politikaları açısından örnek olma ve yol gösterme işlevi de yükleniyordu.
Reel sosyalizmin çöküşü ile ne yazık ki, dünyamız birkaç kutuplu emperyalistlerin insafına terk edildiği gibi, kapitalist çevreye rağmen kalkınma modeli de tarihe gömülmüştür, çünkü artık “kalkınma ekonomisi” konusunun yerini “yükselen piyasalar” almıştır.
Sempozyuma sunacağınız tebliğin içeriğinden biraz bahsedebilir misiniz?
Benim raporumu üç başlıkta toplayabiliriz; sosyalist model çerçevesinde kalkınma stratejileri ve genel sonuçları; kapitalist dünyada özellikle İkinci Paylaşım Savaşı ertesinde kalkınmakta olan ekonomilere bakış ve geliştirilen stratejilerin günümüze dek orta koyduğu sonuçlar; reel sosyalizmin çöküşü ve yeni dünya düzeni bağlamında geliştirilmesi gereken stratejiler hakkında bazı düşünce ve fikirler.
Bu haber en son değiştirildi 22 Ekim 2017 22:55 22:55
Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, eski yol arkadaşlarını sert sözlerle eleştirdi. "Muhasebe" çağrısında bulunan Davutoğlu, isim…
Yüksek Seçim Kurulu'nda seçim süreci tamamlandı. Kurul'un yeni başkanı Serdar Mutta oldu. Başkanvekili olarak ise…
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 15 Ekim 2024'te ölü bulunan Van Yüzüncüyıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in…
İran Devrim Muhafızları Donanması “Hürmüz Boğazı üzerinden transit geçişler artık güvenli, bölgede normalleşme süreci başladı”…
Tunceli’de 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında yeni detaylar ortaya çıktı. Eski erkek…
Eski Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Oktay Kılıç'ın PKK kurucularından Akif Kılıç'ın kardeşi olduğunu iddia eden…