1923 Cumhuriyeti’nin yıkım sürecini başkanlık sistemi ile birlikte resmen gerçekleştiren AKP iktidarı, Türkiye’yi sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda hızla islami esaslara göre yönetilen bir ülkeye dönüştürürken, AKP yönetiminden adeta dalga geçer gibi ‘laikliğe verilen önem’e dikkat çeken bir değerlendirme geldi.
AKP Tanıtım-Medya Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Doç. Dr. Hüseyin Yayman, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili konuşurken, “bizim için demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, laikliğin ne kadar önemli olduğunu, din yaftası altında bazı şarlatanların dini kullanarak demokrasiye ve milletimize kastetmek istediğini gösterdi” ifadelerini kullandı.
Hürriyet’ten İpek Özbey‘e konuşan Yayman, partisinin lideri Tayyip Erdoğan’ın “başarı”larını överken, Erdoğan’ı “Büyük dönüşümleri büyük liderler yapmıştır.” diyerek Avrupa sağ siyasetinin simge isimlerinden Helmut Kohl, Margaret Thatcher, De Gaulle gibi isimlere benzetti. Yayman, “Ülkemizdeki bu büyük dönüşümü de ancak Tayyip Erdoğan gibi büyük bir lider başarabilirdi.” dedi.
Yayman’ın açıklamaları şöyle:
AK Parti değişti mi?
AK Parti programını değiştirmedi. Toplumsal ve siyasal koşullar değişti. Türkiye’nin öncelikleri değişti. AK Parti de bir parça kendi gündeminin dışına çıktı, şimdi Cumhurbaşkanlığı sisteminde yeniden otobanda olacak. Yeni dönemde üç önceliğimiz var. Öncelikli gündemimiz refahı büyütmek. Kişi başına geliri 20 bin dolara çıkardığımızda sorunlarımız kendiliğinden küçülecek. Türkiye büyürse sorunları küçülecek. O zaman demokrasimiz de daha az tehdit altında olacak. İkincisi, reformlarımızın kurumsallaşması ve AB meselesi. Daha önce Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi bunun adı ister Kopenhag kriteri, ister Ankara kriteri olsun, Türkiye’nin yeni toplumsal sözleşmesinin kriterlerinden biri de budur.
Gündelik hayattan şehircilik meselesine, din-devlet ilişkisinden birey-devlet ilişkisine parti programımızda yazan hedeflerimize ulaşmamız lazım. Bizim bu hedefleri gerçekleştirebilecek kurmay zekâmız var.
15 TEMMUZ LAİKLİĞİN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ
Muhalif kesimin taleplerini de gündeminize alacak mısınız?
Başkanlık sistemi tam da bunun için var aslında. Başkanlık sisteminde seçim bittikten sonra başkan sadece kendi partisinin başkanı değil, Türkiye’nin başkanı. Yüzde 51 oy cari sorunlarını çözmek için büyük bir imkân sağlıyor. Çünkü parlamenter sistemde kendi tabanınızın baskısı altında kalıyordunuz. Başkanlık sisteminde ise taban sadece kendi seçmenimiz değil, bütün Türkiye.
Söyledikleriniz yine ‘barışma dönemi’nin sinyallerini veriyor.
Tabii ki. Aslında barışmak için küs olmak gerekir. Sitem, sevgiden ve bir umuttan kaynaklanır. Başkan beş yıllığına seçiliyor. Tarihe not düşme, tarihe geçme yaklaşımı daha çok öne çıkacaktır. Hal böyle olunca başkan diğer toplum kesimlerinin de taleplerini dikkate alacak ve dinleyecektir.
Batı’yla yakınlaşma da bu dönemin bir argümanı mı?
Avrupa değerlerinin korunması konusunda Batı’nın kendine Batıcı olduğunu düşünüyorum. 15 Temmuz’da gösterdikleri ikiyüzlü tavır düşünüldüğünde manzara daha da netleşiyor. Avrupa’nın çifte standardına rağmen Türkiye’nin yönü Batı’dır. Zaten biz yerli ve milli kavramını ortaya attığımızda kapıları, pencereleri kapatalım demiyoruz; yerli olmak evrensel değerlerden uzaklaşmak anlamına gelmiyor.
Peki, bu nasıl olacak?
Şekilci bir Batı hayranlığına karşı kendi değerlerimizle Batı’yla birlik olalım istiyoruz. Onurlu bir birliktelik. 15 Temmuz FETÖ’cü hain darbe girişimi bizim için demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, laikliğin ne kadar önemli olduğunu, din yaftası altında bazı şarlatanların dini kullanarak demokrasiye ve milletimize kastetmek istediğini gösterdi.
“İKTİDARDAKİ MUHALEFETİZ”
Önümüzde yerel seçimler var. AK Parti’nin yürüteceği stratejiyi anlatır mısınız?
Buna partimizin ilgili kurulları karar verecek. Ben sadece kişisel görüşlerimi ifade edebilirim. Biz “Yerel yönetimler demokrasinin okuludur” sözünü hayata geçirmiş bir partiyiz. 1994’te SHP’den yerel yönetimleri devraldık, sonra ülke çapında iktidara yürüdük. SHP önce yerel iktidarı, sonra ulusal iktidarı kaybetti. Bu seçimlerde de bakın, göreceksiniz, AK Parti büyük şehirler dahil her yerde kazanacaktır. Çünkü AK Parti ‘umut’tur.
Nasıl bu kadar iddialısınız?
Çünkü AK Parti organik bir siyasi harekettir. Başarısının en büyük nedenlerinden biri lideri, diğeri partimizin milletle olan bağıdır. AK Parti, iktidardaki muhalefettir. İktidardayken de kritik yapabiliyor. Partimiz millete rağmen siyaset yapan bir parti değil, milletle beraber siyaset yapan bir harekettir. AK Parti canlı bir organizma gibidir. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ise Atatürk’le beraber Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli liderlerden biridir. Tarih bunu gösterecektir. Cumhurbaşkanımızın her lidere nasip olmayacak büyük bir toplumsal desteği var. 18 yıllık iktidarın sonunda yüzde 52’lik bir oranla Cumhurbaşkanı seçilmek dünyada az görülen bir liderlikle mümkün. Büyük dönüşümleri büyük liderler yapmıştır. De Gaulle gibi, Helmut Kohl gibi, Margaret Thatcher gibi… Ülkemizdeki bu büyük dönüşümü de ancak Tayyip Erdoğan gibi büyük bir lider başarabilirdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel liderliğinde CHP Genel Merkezi’nden TBMM’ye gerçekleştirilen yürüyüş sırasında yaşanan olaylara…
Ankara Valiliği'nin Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne talimat verildiğini bildirmesinin ardından, genel merkeze polis müdahalesi başladı.
Yeşiller Berlin’deki Rus Evi’nin kapatılması kampanyasının örgütleyicilerinden biri olarak öne çıktıktan birkaç gün sonra, başkentteki…
Broşürün üçüncü bölümünde NATO’nun anti-komünist kimliğine ve hem Avrupa hem de Türkiye’deki kontrgerilla faaliyetleri ile…
"Özgür Özel’in normalleşme siyasetinin bir benzerinin de Kılıçdaroğlu tarafından yaşama geçirilen helalleşme siyasetini de hatırlatmak…
CHP'li Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca’ya silahlı saldırı düzenlendi. Üç kurşun isabet eden ve ayağından…