Reklam
Reklam

Dünyanın her yerindeki komünistler için ve komünist partiler için emperyalizme karşı mücadele yürütmek tartışmasız bir görev ve mücadele başlığıdır.

Dünyamızın emperyalist barbarlık çağına girdiği  dönemden bu yana, emperyalizmin kapitalist düzenin vazgeçilmez ve zorunlu bir aşaması olduğu binlerce kez ispatlanmıştır. Dolayısıyla anti-emperyalizmi nostaljik bir başlık olarak tarihin albümüne kaldıranlar ile sadece emperyalizme karşı olmak adına  kapitalizm ile bağını kopararak, kof bir ulusçuluk yapanlar son kertede aynı yerde toplanmaktadır. Emperyalizmin karşına çıkmamak emperyalizmin  çoğu kez yanına düşmek anlamına geldiği gibi, karşı çıkıp yerine olmayan bir ulusal sermayeyi koyanlar emperyalistleri hiç ama hiç korkutmamaktadır.

Biz komünistler için emperyalizme karşı mücadelede doğru yolu göstermek de bir görev ve sorumluluktur. Hele hele bu günlerde bu gerçek gözümüzün daha fazla önünde olmalıdır.

AKP ve onun başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkede yaşanan her gelişmeyi “dış mihraklara” bağlarken bunun emekçileri etkileyen bir yanılsamaya neden olduğunu bilmeliyiz.  Peki emekçiler üzerindeki bu tehlikeli yanılsamayı kim doğru bir yola sokacak?

ABD, SSCB’nin çözülmesinden bu yana, açık  ve hatta itiraf ettiği yalanlarla ülkeleri işgal eder ya da parçalarken, insanları da bir kıyımdan geçiriyor. Bu barbarlık tablosunu değiştirilemez kabul edenlerin kendilerine coğrafi haritalarda yer beğendiğini, emperyalizmle iş birliği içine girdiklerini biliyoruz. Bunun özgürlük ya da bağımsızlık mücadelesi olmadığını kim gösterecek?

1923 Cumhuriyetinin kuruluşunu sağlayan anti emperyalist mücadele karakterine dayanarak , gerçek bir Cumhuriyetin hele hele 1. Cumhuriyet tasfiye olmuşken ruh çağırma ile değil, yeni bir cumhuriyet mücadelesinin gerekli olduğunu kim anlatacak?

Dün olduğu gibi elbette ki bugünde bu görev komünistlerindir.

Ve bugün komünistlerin anti emperyalist mücadeleyi olduğundan daha yukarı taşıması zorunluluktur.

Öncelikle büyük yalanların aşılması için bir zorunluluktur.

Başta, AKP iktidarının Amerikancılığını, İsrail dostluğunu, AB çıkarcılığını, Suriye düşmanlığını , her adımda ancak ve ancak emperyalizme güç kattığını ve güzel ülkemizi Emperyalizmin saldırı üssü haline getirdiğini  emekçi sınıflara daha hızlı ve yakından anlatmanın daha etkili yollarını bulmalıyız. Bugün AKP’nin özünde karşıtlık barındırmayan ABD hamasetinin iki yüzlülüğüne her yüze birden sınıfın yumruğunu çalmadan AKP iktidarının devrilmeyeceğini bilmeliyiz. Bu yumruk olmadan devrilen bir AKP iktidarına ABD’nin pek üzülmeyeceğine de elbette ki…

Bugün AKP karşısında boy gösterip, mesele ABD, AB olunca hep iyi ilişkiler geliştirme temennisinde bulunanlar da var ülkemizde. Çoğunlukla umut tacirliği yapan bu kesimlerin mesele emperyalizm olunca kapitalizmin çıkarlarını en az AKP kadar savundukları unutulmamalı.

ABD karşıtlığını, emperyalizm düşmanlığını çağın gerisinde kabul edip, özgürlüğü yerel iktidarlara bağlayan, emperyalizmin Ortadoğu’da açtığı kanlı yoldan ulusal kurtuluş için yürüyenler de var.  Emperyalizmin terli işbirlikçilerine son dönemde en fazla bu alandan katkı sunulduğunu görelim.

Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana ülkemizdeki emperyalizm karşıtlığının zaman içinde budandığı yerler işte buralardan gelmektedir.

Ancak ağacın gövdesi budanamaz. Bu gövde kırılamaz. Ülkemizde komünistler tarafından güncel siyasetin mücadele başlığı yapılan anti emperyalizm damarları her şeye rağmen gelişkindir. Ancak bu gelişkinliğin demin ifade ettiğimiz gibi siyasetin de konusu haline getirilerek, büyütülmesi , güce dönüştürülmesi şarttır.

Ülkenin sağı, liberalleri, sermaye sınıfının maskesi daha fazla indirilmelidir.

Bu güncel görev için ülkenin komünistleri, sol sosyalist aydınları, işçi sınıfı seferber olacaktır.

Şimdi değilse ne zaman diye bir düstur vardır ya hani.

İşte tam da şimdi söylenmelidir.

AKP’nin ABD’ye karşı bu çocuk oyununda, çalınan kavramlarda, sola dönük pespaye ithamlarda bulunanlara karşı, gerçek bir anti-emperyalist mücadeleyi, tarihsel  bağları ile ve sosyalizm hedefi ile büyütmenin önünde engel yoktur.

Meydanın boş olmadığı gösterilecektir.

Bu haber en son değiştirildi 9 Eylül 2018 09:12 09:12

Reklam

Önceki Haberler

ABD ve İran görüşmeleri Pakistan’ın İslamabad kentinde yapılacak

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…

11 Nisan 2026 13:35

“Tam bağımsız Türkiye için NATO’ya hayır!” imza kampanyasına yoğun destek

Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…

11 Nisan 2026 11:46

Amasız fakatsız laiklik

Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…

11 Nisan 2026 00:13

Laiklik ve emek mücadelesi: İşçi sınıfının neden laiklik bayrağına ihtiyacı var?

Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…

11 Nisan 2026 00:07

Feminist yaklaşımlar ve laikliği yeniden hatırlamak

Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…

10 Nisan 2026 23:58

İnanç özgürlüğünün yanında irticanın karşısındayız

Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…

10 Nisan 2026 23:50
Reklam