İzmir’in Karabağlar ilçesinde tartıştığı oğlunu tabancayla yaralayan emekli albay, aynı silahla kendisini de vurarak yaşamına son verdi.
Olay, bugün sabah saatlerinde Üçkuyular Mahallesi 46 Sokak’ta meydana geldi. Emekli albay Ahmet Taşçı ile tenis hocası oğlu Arda Çağlar Taşçı, evlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle tartıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine emekli albay Taşçı, ruhsatlı tabancasıyla oğlunun başına ateş etti. Ağır yaralanan Arda Çağlar Taşçı yere yığılırken, baba Taşçı başına dayadığı tabancayı ateşleyerek intihar etti. Silah seslerini duyan komşuların kapıyı kırarak içeri girmesiyle baba ve oğlu yerde kanlar içerisinde bulundu.
İhbar üzerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, emekli albayın yaşamını yitirdiği belirlenirken, yapılan müdahalenin ardından yaralı oğlu ambulansla Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada tedaviye alınan Arda Çağlar Taşçı’nın durumunun ağır olduğu ve hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi. Eşini 15 yıl önce kanser hastalığından kaybeden emekli albay Ahmet Taşçı’nın cansız bedeni, savcının incelemesinin ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Emekli albayın aynı apartmanda yaşayan babasının da emekli astsubay olduğu öğrenilirken, tenis hocası olan Arda Çağlar Taşçı’nın sivil havacılık eğitimi gördüğü ifade edildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Bu haber en son değiştirildi 22 Şubat 2018 11:34 11:34
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…