Asıl aldı Yılmaz Pütün olan Yılmaz Güney’in kendi ifadesine göre, Pütün; kırılması zor meyve çekirdeği demektir.
Adana’da bir süre Kemal ve And film şirketlerinde çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul’a giden ve Atıf Yılmaz ile tanışan ‘Çirkin Kral’, bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazdı. Daha sonra Atıf Yılmaz’ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı.
1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yapacağı iki filme senaryo yazdı ve bu filmlerde rol aldı. Film sektörüne giriş yapmış olan Yılmaz Güney daha sonra Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazdı. Yazdığı öykülerden birinde Komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle hapse mahkum edildi. 1961 yılında bir buçuk yıl hapis yattıktan sonra kaldığı yerden devam etti ve macera filmleri çekmeye yöneldi. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını aldı. Bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad’ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan ‘Hudutların Kanunu’dur. Süreç içerisinde oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney’in, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuş oldu.
1971 yılında Efraim Elrom’un öldürülmesiyle ilgili olarak aranan Mahir Çayan ve arkadaşlarını sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapis ve sürgün cezası almıştır. İçeride kaldığı dönemde öykü ve şiire olan yeteneğini geliştiren ‘Çirkin Kral’ yazılarını Güney isimli dergide yayımlamıştır.
İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl ‘Arkadaş’ filmini çekti. Yine aynı yıl ‘Endişe’ adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu’yu öldürmek suçuyla tutuklandı ve 25 Ekim’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976’da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
5 yıl hapis yattıktan sonra 9 Ekim 1981 tarihinde, hapse girmeden önce çekmiş olduğu ‘Şeytanın Oğlu’ filmine benzer bir şekilde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevi’nden, Antalya’nın Kaş ilçesine geçti. Daha sonra Kaş’tan Yunanistan’a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre’ye geçti. İsviçre’den sonra Fransa’ya geçen Yılmaz Güney yaşamına Fransa’da devam etti.
Cezaevinde yazdığı ‘Sürü’ ve ‘Yol’ filmleri çekildi ve dünyada büyük ilgi gören ‘Yol’ filmi Yılmaz Güney tarafından tekrar kurgulandı ve Cannes Film Festivali’nde ödül aldı.
Fransa’da ‘Duvar’ filmini çekti. Güney’in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı ‘Duvar’ son filmi oldu.
Son yıllarını Paris’te geçiren Yılmaz Güney mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984’te aramızdan ayrıldı.
Ülkemizde ve dünya ülkelerinde önemli bir insan hakkı olarak kabul edilen toplanma ve yürüyüş yapma…
"2022 yılında Siyasi Partiler Yasası'na, üst üste iki büyük kongresini yapmayan siyasi partinin seçimlere katılamayacağı…
Mahkemenin tartışmalı mutlak butlan kararının ardından polis zoruyla CHP Genel Merkezi'ni tahliye ettiren Kemal Kılıçdaroğlu,…
YÖK, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesinin Erdoğan’ın güçlü hassasiyetiyle açıldığını duyurdu.
Mutlak butlan kararıyla tekrar CHP Genel Başkanı ilan edilen Kemal Kılıçdaroğlu, dün partinin genel merkezine…
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel liderliğinde CHP Genel Merkezi’nden TBMM’ye gerçekleştirilen yürüyüş sırasında yaşanan olaylara…