Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Doğa Bilimleri Araştırma Başkanı Jeolog Prof. Dr. Şükrü Ersoy, 15 yıl içinde meydana gelmesi beklenen olası İstanbul depremiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Sigortacı Gazetesi’ne konuşan Prof. Dr. Şükrü Ersoy, deprem sırasında tsunami olabileceği tehlikesine de dikkat çekerek “Marmara, kapalı deniz olmasına rağmen tsunami tehlikesi barındırıyor. Dalga yüksekliği Marmara’da 3 ile 6 metre arasında olabilir” dedi.
Ersoy şu ifadeleri kullandı: “1509’daki İstanbul depreminin aynısı bugün gerçekleşirse 80 bin bina yıkılabilir. Bu, minimum 150 bin insanın hayatını kaybetmesi geliyor. Bu sayı 500 bine kadar çıkabilir. Geriye kalan 2 buçuk milyon insana geçici konaklama noktalarında günlerce, belki iki yıl bakmak zorunda kalacağız”
“TSUNAMİ ATAKÖY’E KADAR İLERLEYEBİLİR”
Prof. Dr. Ersoy olası İstanbul depremin büyük dalgalara neden olabileceğini de sözlerine ekledi: “Olası İstanbul depremi, büyük ihtimal Marmara Denizi’nde olacak. Tsunami benim uzmanlık alanlarımdan bir tanesi. Bu konuda yetkin ve uzman biri olarak şunu söyleyebilirim: Marmara, kapalı deniz olmasına rağmen tsunami tehlikesi barındırıyor. Dalga yüksekliği Marmara’da 3 ile 6 metre arasında olabilir. Ama bir metrelik bir tsunami dalgasının İstanbul sahillerinden yüz metre içeri girmesi, sahildeki bütün arabaların denize çekilmesi anlamına geliyor. Bu yetmez mi? Mesela Ataköy dümdüz bir yer. Suyun önünde duvar olacak hiçbir şey yok. Tsunami dalgası Ataköy’ün sonuna kadar ilerleyecektir. Binalar sağlam olabilir ama deprem sonrası dışarı çıkmış insanlar sokağa taşan dalgalardan etkilenebilir. Tsunami dalgasıyla insanlar ölebilir.”
Bu haber en son değiştirildi 31 Ağustos 2018 08:44 08:44
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…