Reklam

Serbest Kürsü | Yere düşürülmeyen onur ve Dilek’e karşı sorumluluğumuz

Reklam

Suat Eloğlu

Yıllar önce lisede edebiyat öğretmenimiz “herkes bir kağıt çıkarsın” demişti derste. “Sıcaktı” kelimesi ile başlayan bir hikaye yazmamızı istemişti. Apışıp kalmıştık. Bir olaya nasıl böyle başlanabilir, böyle başlanarak ne anlatılabilirdi? Kimse iki-üç cümle karalamaktan öte gidememişti elbette.

Aklımıza ve elimize felç indiren bu kelimenin, Şeyh Bedrettin Destanı’ndan bir bölümün ilk mısra-ı olduğunu ise yıllar sonra şaşarak öğrenecektim.

Dilek Özçelik haberi de böyle felç yaşattı. Ama bu kez yüreğime de…

Bu ülkede bazı haberler, nasıl tepki vereceğinizi şaşıracağınız kadar ağır gelir. Utanç, kahır, öfke, hüzün, birbiriyle yarışır ama dile gelemez. Olayın kendisi herşeyin sorusu, herşeyin cevabı olmuştur. Kafanızın içinde acı acı çalan sirenlerden, bir uğultudan ve çığlıktan başka bir şey yoktur.

14 Ocak Pazar günü akşamı Türkiye’de milyonlarca insanın ruh hali bu oldu. Fazlası olmaya çalışanlar, sosyal medyaya boca etmeye çalıştılar öfkelerini ve gözyaşlarını. Bir tokat patladı yüzlerde. 27 yaşında, baştan ayağa onur timsali bir genç öğretmenlik öğrencisi, kanserin pençesinde ölümüyle milyonlara attı bu tokadı.

Yıllar önce de, temsil ettiği sınıf nedeniyle bilinen insani değerlerin tümüne yabancı ve bunları anlamaktan aciz, bakan unvanlı bir kişiye patlatmıştı tokadını. İngilizce öğretmenliği okurken, insanlık dersini verip gitmişti eline tutuşturduğu parayı ‘sıkı sıkı tutması’ gerektiğini bilen Bakan Erdoğan Bayraktar’a.

“Ben dilenci değilim. İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda” demişti Dilek. Sermaye ve gericiliğin insanlıktan çıkardığı bir düzenin de ‘Bayraktar’ı olan bu adama attığı tokatla, kimi zaman “Haysiyet Ayaklanması” denilen Haziran Direnişi’ne giden yolun zihinlerdeki tohumlarını da atmıştı Dilek.

Şimdi de dünyamızdan gitti. Geride ise ‘bizim büyük çaresizliğimiz’ ve Bayraktar’ın ‘çareleri tükenmeyen düzen’i arasında verilmesi gereken, ama Haziran’da yarım kalan bir kavgayı bıraktı bize Dilek.

“Şehit” bile ilan edebilirler Dilek’i şimdi. “Melek oldu” derler. “Allah böyle yazmış” buyururlar. “Cennete gitti” müjdesi verirler. Sıradan dirileri ölülerin hesabını sormaktan alıkoymak için dinden daha ikna edici ne var?

Yobazlığı sokak sokak besleyip yayan, dilenmeyi ve şükretmeyi ideal insan davranışı olarak sunan bu alçak sermaye düzeniyle hesaplaşmanın aciliyetini gösterdi canıyla bize Dilek.

Ve güçleriyle ölüyü bile dirilten para babalarına, büyük insanlığın sosyalizm dediği çare karşısında “çaresizliği tattırmaya” çağırdı bizi Dilek.

27 yaşında aramızdan ayrılan Dilek Özçelik’in tokadının acısı, ancak sağlığın diğer tüm temel haklar gibi halka karşılıksız şekilde sunulacağı Sosyalist Türkiye’de dinecektir.

Bu haber en son değiştirildi 15 Ocak 2018 16:52 16:52

Reklam

Önceki Haberler

Şair Ahmet Telli son yolculuğuna uğurlandı

10 Temmuz'da yaşamını yitiren şair ve yazar Ahmet Telli için Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası'nın Necatibey…

12 Temmuz 2026 15:07

AKP’nin akıl hocası SETA sınıfta kaldı

Bir strateji düşünce kuruluşu işlevi gören SETA, AKP’nin ve devletin düşünce üretim merkezi işlevi görüyor.…

12 Temmuz 2026 15:02

Ayetli pankart ne anlama geliyor?

Sen diplomanı alırken, pankartını aç, mesajını ver, fotoğrafını çektirebilirsin! Diğer öğrencileri kendi protesto, mesaj verme…

12 Temmuz 2026 14:52

Erdoğan neden Trump’a sığındı: Pragmatik lider ve tarihsel “işbirliği”

2020 sonrasındaki dünyada askeri Keynesyenizmin devreye alınması, ekonomilerin militaristleştirilmesi ve yeni paylaşım mücadelelerinin ortaya çıkması…

12 Temmuz 2026 14:32

Ankara Zirvesi: Çatlayan ama yıkılmayan ittifak

NATO’nun dağılmasına dair tartışmalar bugün için ciddi bir önem taşımıyor. Ayrıca bu ittifak yarın dağılsa…

12 Temmuz 2026 14:26

Trump’ın övgüsüne mazhar olmak

NATO Zirvesi’nin AKP iktidarı tarafındaki yankısı ise kendileri açısından tatmin edici görünüyor. AKP, kendi iktidarını…

12 Temmuz 2026 14:18
Reklam