16 yılda uyguladığı piyasacı politikalarla Türkiye ekonomisinin emperyalizme bağımlılığını pekiştiren AKP iktidarı, yüksek borçlanma ve artan likidite sorununu aşmak için yine emperyalistlerin kapısını aşındırırken, bu süreçte ülke ekonomisinin “denetim”ini ABD merkezli uluslararası bir yönetim danışmanlığı şirketi olan McKinsey’e verdi.
AKP’li cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi “şirket gibi yönetme” hedefini başkanlık sistemi ile taçlandırdığı yeni rejimde, ekonominin dümenlerini uluslararası sermayeye veren iktidarın “yerli ve milli” söylemi bu kararla bir kez daha kara mizah malzemesi olurken, söz konusu kuruluşla anlaşmanın “sürpriz” olmadığı biliniyor.
Geçtiğimiz yıl bir Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye’nin en büyük kamu iştirakleri her türlü denetimden uzak bir biçimde tek bir idare altında birleştirilerek Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) devredilmişti. Fon’a daha sonra çok sayıda ilde milyonlarca metrekare kamu arazisi de eklenmişti.
VARLIK FONU ‘YEP’İ, ‘YEP’ MCKİNSEY’İ BEKLEDİ
Sahip olduğu başka bir çok imtiyaz ile birlikte Sayıştay denetimine de kapalı olan Varlık Fonu’nun akıbetinin ne ve nasıl olacağı ile ilgili Hükümet’in “strateji” programı bekleniyordu. Geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı 3 yıllık ‘Yeni Ekonomi Programı’yla da (YEP) Hükümet’in üç yılda 48 milyar liralık özelleştirme hedefi koyduğu öğrenilmişti.
Sermaye devletinin partisi AKP’nin bu üç yıllık dönemde elde kalan son kamu iştiraklerini de elden çıkaracağını habercisi olan program büyük tepki çekerken, TVF’nin geçen yıl kuruluşundan kısa süre sonra McKinsey ile anlaşmak üzere masaya oturduğu kulislere yansımıştı.
YAĞMA ‘DANIŞMAN’I
AKP’nin uluslararası piyasalar nezdinde “güven” tazelemesine katkı sağlayacağı yorumları yapılan ABD merkezli McKinsey, 2001 krizinde de Türkiye’nin çağırdığı bir kuruluş olmuştu. Şirketle o dönem “bankaların nasıl özelleştirileceğinin dünya örnekleri de dikkate alınarak belirlenmesi, kamu bankalarının bankacılık sistemini bozup bozmadığının belirlenmesi ve usulsüz verilen kredi olup olmadığının tespiti” ile ilgili yol haritasının belirlenmesi için anlaşılmıştı. Türkiye’nin yaşadığı krizlerin ardından Tasarruf Mevduatları Sigorta Fonu’na devredilen 8 bankanın satış danışmanı da McKinsey idi.
Adı Enron skandalıyla da anılan şirket, ABD’li enerji devinin batışında oynadığı “danışmanlık” rolünde sonra da Türkiye’ye de yapılan anlaşma sonrası el atmış, aldığı danışmanlık işlerinden milyonlarca dolar kazanmıştı. Şirketin “hizmet”i yalnız bankalarla sınırlı kalmamış, enerji özelleştirmelerine de finansal danışmanlık yapmıştı.
Şirketin halen Türkiye’deki bir çok büyük sermaye grubuna da danışmanlık yaptığı biliniyor. Türkiye’nin belli bir takvime dayalı olarak çalışacağı şirkete “hizmet bedeli” olarak ne kadar ödeme yapılacağı henüz açıklığa kavuşmadı. Ancak Türkiye ekonomisini emperyalist kapitalist dünya sisteminin ta göbeğine sokan AKP iktidarının ne yerli ne de milli olduğu bugünkü “anlaşma” haberiyle bir kez daha kesinlik kazandı.
Bu haber en son değiştirildi 28 Eylül 2018 17:50 17:50
Tüketim boykotu çağrısı yaptıkları nedeniyle gözaltına alınan oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ve 10 kişi ,…
Antep’te bulunan Ecoplast fabrikasında çalışan işçi Cüneyt Tişkaya boykot çağrısını paylaştığı için işten çıkarıldı.
Sosyal medyadan boykota destek veren oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu dahil 11 kişi gözaltına alınmıştı.. Saraçhane…
ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin 185 ülke için yüzde 1o ile yüzde 50 arasında gümrük…
Sosyal medyadan boykota destek veren oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu dahil 11 kişi gözaltına alınarak emniyete…
TRT, boykot çağrısına destek verdikleri gerekçesiyle kanallarındaki dizilerde rol alan sanatçıları projelerden çıkartmaya devam ediyor.