Reklam
Kategoriler: Hafıza-i Beşer

3 Ekim 1993: Hariciyeli Komünist Mahmut Dikerdem, aramızdan ayrıldı…

Reklam

Büyükelçi ve yazar Mahmut Dikerdem, 1916 yılında doğdu.

1935’te Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1938’de bitirdi ve Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladı.

1942 yılında Cenevre’de doktorasını tamamladı ve 1976 yılına dek Dışişleri Bakanlığı Merkez Yüksek Danışmanlığı yaptı.

1957-1972 yılları arasında Ürdün, İran, Afrika ve Hindistan’da büyükelçilik yaptı. Mahmut Dikerdem, dışişlerindeki belki de tek komünist elçiydi.

Görevindeyken tanık olduğu, yaşadığı, dönemin gelişmelerini ve eğilimlerini kitaplaştırdı ve belge niteliğinde eserler bıraktı. Hariciye Çarkı kitabı bu türdeki en önemli yapıtlar arasındadır. Özellikle 2. Dünya Savaşı dönemi Türk- SSCB ilişkileri hakkında tekrarlana gelen bazı iddiaların asılsızlığına vurgu yaptı ve bu iddiların NATO üyeliğine nasıl hizmet ettiği üzerinde durdu.

Hindistan, İran, Afrika (Gana, Togo, Mali, Gine, Fildişi Kıyısı) gibi ülkelerin savaştan sonraki siyasal ve ekonomik durumunu Bir Büyükelçinin Anıları: Üçüncü Dünyadan kitabında anlattı.

Ortadoğu’da Devrim Yılları Mısır, İran ve Ürdün genelinde Türk-Arap ilişkilerini yazdığı kitabıdır. Bağdat Paktı öncesi ve sonrası ilişkiler, yükselen Arap milliyetçiliği, Mısır ve Irak devrimlerini anlatır. Bandung Konferansı’na giden Nehru’nun Fatin Rüştü Zorlu’ya ‘Türkiye’nin konferansta Amerikan sözcülüğü’ yaptığını notuna düşer.

Bunun yanında Akşam gazetesinde ‘M.D’ mahlasıyla dış politika, 1948-1950 arası Yaprak dergisinde M.Fırtınalı adıyla edebiyat-sanat yazıları, 1960’dan sonra ‘Mehmet Bora’ ve ‘Mahmud Ferhad’ adlarıyla Yön, Öncü, Forum dergilerinde, 1976’dan sonra da Politika, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdı.

Mahmut Dikerdem 1977’de Barış Derneği’ni kurdu. Dernek 1979’da Dünya Barış Konseyi’ne katıldı, 12 Eylül’den bir kaç gün önce kapandı. Mahmut Dikerdem de 1982’de diğer dernek üyeleriyle beraber tutuklandı. Dikerdem’e göre askeri savcının iddianamesi bir dörtgen oluşturmaktaydı: Barış Derneği – Dünya Barış Konseyi – TKP ve SBKP.

Mahmut Dikerdem yargılandığı İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi’ndeki yargıçlara, şöyle seslenmişti: “Barış Derneği Genel Başkanı olarak yüksek mahkemenizden talebim şudur: halkımızın özlemleri ve hayati çıkarları doğrultusundaki düşüncelerimizden ötürü bizi hayali suçlarla huzurunuza gönderen bu iddianameye itibar etmey-iniz. Dünyanın döndüğünü kanıtladığı için mahkûm edilmek istenen bir bilim adamının yargıçlarına ‘Ne yapalım ki dünya dönüyor’ dediği gibi bizi de ‘Ne yapalım ki dünya halkları barış istiyor!’ demeye zorlamayınız. Dünyanın döndüğü nasıl tartışılmaz bir gerçekse tüm dünya halklarının barış içinde yan yana yaşamak istedikleri ve topluca intihar demek olan savaşı red ettikleri de o kadar açık ve kesin bir gerçektir.”

Mahmut Dikerdem 3 Ekim 1993’te , İstanbul’da aramızdan ayrıldı.

Bu haber en son değiştirildi 3 Ekim 2019 01:45 01:45

Reklam

Önceki Haberler

ABD ve İran görüşmeleri Pakistan’ın İslamabad kentinde yapılacak

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…

11 Nisan 2026 13:35

“Tam bağımsız Türkiye için NATO’ya hayır!” imza kampanyasına yoğun destek

Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…

11 Nisan 2026 11:46

Amasız fakatsız laiklik

Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…

11 Nisan 2026 00:13

Laiklik ve emek mücadelesi: İşçi sınıfının neden laiklik bayrağına ihtiyacı var?

Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…

11 Nisan 2026 00:07

Feminist yaklaşımlar ve laikliği yeniden hatırlamak

Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…

10 Nisan 2026 23:58

İnanç özgürlüğünün yanında irticanın karşısındayız

Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…

10 Nisan 2026 23:50
Reklam