Emniyet, 2010-2018 yılları arasında sabit veya büfe telefonlarından TSK mensuplarıyla yapılan 7.5 milyon görüşme belirleyerek, operasyonlarını genişletecek.
Cumhuriyet‘ten Alican Uludağ’ın haberine göre, ‘FETÖ’ soruşturmalarında, Yargı ve Emniyet’in ByLock’tan sonra en önemli delil olarak gördüğü “ankesörlü arama” konusuna ağırlık verilmeye başlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordine ettiği soruşturmalar kapsamında Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’nda özel bir çalışma grubu oluşturuldu. TEM Daire, bu kapsamda ankesörlü aramalarla ilgili “Türkiye havuzu” oluşturma çalışması başlattı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmalar çerçevesinde 2010-2018 yılları arasında sabit ve kontörlü hatlarla aranan askerlerle yapılan 7.5 milyon görüşme kaydı masaya yatırıldı. Bu aramaların Türkiye genelinde yaklaşık 4 bin ankesörlüden yapıldığı belirtildi.
Başsavcılık, ankesörle aramanın mahrem imam araması olup olmadığını belirlemek için 10 kriter belirledi. Buna göre ankesörlü telefondan aynı rütbeden veya bir alt rütbeden birden fazla asker aranması varsa bunu ‘FETÖ’ araması olarak kabul eden savcılık, aramanın periyodik olup olmadığına bakıyor. Ankesörlü telefondan belirli zaman aralıklarından yapılıp yapılmadığı inceleniyor. Ankesörlü telefondan aynı asker en az 5 kez aranmışsa bu şüpheli olarak görülüyor.
Bu haber en son değiştirildi 20 Şubat 2019 23:44 23:44
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…