Adli Tıp, ek mütalaasını mahkemeye sundu: Şule Çet intihar etmedi
Ankara’da, 29 Mayıs 2018 tarihinde bir plazanın 20. katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüne ilişkin dava sürüyor.
Birgün’den Erk Acarer’in haberine göre; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar Çağatay Aksu ve Berk Akand’ın ayrı ayrı ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’, ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘kasten cinayet suçlarından’ cezalandırılması isteniyor.
Çet davasında ilk duruşma, 6 Şubat tarihinde görüldü. 10 Temmuz tarihine ertelenen, 15 Mayıs’taki 2’inci duruşmanın hemen ardından ise Adli Tıp Kurumu, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu, Ankara 31.Ağır Ceza Mahkemesi’ne ek mütalaa göndererek, olayın bir intihar olmaktan uzak olduğuna şu ifadelerle dikkat çekti:
“Şule Çet’in, intihar için risk etmeni olan yoğun bir ümitsizlik duygusu içinde olmadığı ve sorun çözme becerisinin olduğu görülmektedir.
Ölümünden önceki dönemde, yakın çevresi tarafından farkedilen ciddi intihar planının eşlik ettiği aktif bir depresif tablo içinde olmadığı kanaati oluşmaktadır.
Bir kişinin olaydan yaklaşık 1.5 yıl önce aldığı depresyon tanısından yola çıkarak olay anındaki ruhsal durumunu tahmin etmenin tıbben çok mümkün olmadığı bilinmektedir.
İdrarında tespit edilen ilaç etken maddesi, kişinin intihar ettiğini gösteren somut bir tıbbi kanıt niteliğinde değildir.”
Adli Tıp Kurumu, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu, Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği ek mütalaada ayrıca, daha önceki 3 raporda belirtilmeyen bir notaya vurgu yaptı: “Boyun bölgesinde kırık var. Travmaya maruz kalmış olması ihtimaller dahilinde.”
Kurumun raporunda söz konusu konu ile ilgili olarak şu ifadelere yer verildi: “Şule Çet’in otopsisinde tespit edilen ‘hyoid kemik sağ boynuz orta bölümde ekimozlu kırık’ bulgusu, kişi canlı iken boyun bölgesinin travmaya maruz kaldığının göstergesi. Bu, boyna bası sonucu oluşabileceği gibi, yüksekten düşme sonucunda da oluşabilir.”
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…