Dalaman’da Çarşamba günü öğle saatlerinde çıkan yangın ilerleyen saatlerde büyümüş ve ertesi güne kadar yüzlerce hektar ağacı küle çevirmiş, bu sıralarda ise yangın sadece yerden yapılan müdahalelerle söndürülmeye çalışılmıştı.
İzleyenlerin yüreğini yakan görüntüler sırasında gözler gece de çalışabilen yangın söndürme uçaklarını aramış, ancak bu uçakların bu yılki ihalede yüksek fiyat verilmesi ve bakanlığın sözleşme yenilememesi nedeniyle kullanılamadığı belirtilmişti.
Doğa mirasının ihale hesaplarıyla gözden çıkarıldığını gözler önüne seren ve akıllara durgunluk veren bu bilgiyle ilgili Türk Hava Kurumu Genel Sekreteri Rafet Yavuz da açıklama yaptı.
RS FM’e konuşan Yavuz, Türk Hava Kurumu’nun 1985 yılından itibaren orman yangınlarına uçaklarla müdahale etmek için çalışmalar yürüttüğünü, her yıl bu kapsamda 1 Haziran-31 Ekim tarihleri arasında dört ayrı merkezde uçakların olası yangınlara karşı hazır tutulduğunu, ancak bu yıl Orman Bakanlığı ile sözleşme imzalanamadığını açıkladı. Yavuz yeni sözleşme imzalanamamasının sebebini de “Maliyetlerin yükselmiş olması” olarak ifade etti.
Buna rağmen dün sabah itibariyle yangını söndürmek üzere göreve hazır olduklarını belirten Rafet Yavuz, “İki uçağımızı hazır hale getirip talimat bekledik. Ama ‘Yangına müdahale edildi, ihtiyaç yok.’ denildi. Gerekçe sözleşme olmaması olabilir” diye konuşarak ormanların göz göre yanışına dair bir başka skandalı daha açık etmiş oldu.
Yangına helikopterler ile müdahale edildiğini ama kendi uçaklarının yöntemlerinin daha farklı olduğunu, helikopterlerin haznesinin 1 buçuk ton, uçakların haznesinin ise 6 ton olduğunu ifade eden Yavuz, “Uçaklar suyu alabilecek kapasiteye sahipler. Gece de uçabiliyorlar. Orada bir sürü can var, ağaç var, tabi ki böyle bir durumda içimiz yandı” dedi.
Bu haber en son değiştirildi 12 Temmuz 2019 22:36 22:36
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…