Mart 2017’de Yaylacık Mahallesi’nde düşen Suriye uçağından fırlatma koltuğu ile atlayan pilot Albay Muhammed Sufhan, 9 saat süren arama kurtarma çalışması sonucu enkaza 40 kilometre uzaklıkta, bitkin halde bulunmuştu. Sufhan, tedavisinin ardından tutuklanarak, cezaevine gönderilmiş ve hakkında, ‘askeri tesisleri tahrip etmeye teşebbüs’ ve ‘casusluk’ suçlarından 6 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.
Hatay 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, 13 Ekim 2017’de tahliye edilen Sufhan, güvenlik güçlerince Yayladağı Sınır Kapısı’ndan Suriyeli yetkililere teslim edildi.
O tarihten itibaren davanın duruşmalarına katılmayan Sufhan, daha önceki savunmalarında, “Türkiye’yi düşman olarak görmediğini, hava muhalefeti nedeniyle alçak uçuş yaptığını, bu sırada uçaksavarlar tarafından vurulduğunu, kabinin dumanla kaplanması nedeniyle rotayı şaşırdığını, bu yüzden Türkiye hava sahasına girdiğini” söyledi.
Hatay 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen karar duruşmasına, Muhammed Sufhan’ın avukatı Anıl Cevahir Can katıldı. Avukat Can, savunmasında, uçağın Suriye hava sahasında vurulduğunu, düştüğü bölgeye en yakın askeri tesisin kuş uçuşu 7,5 kilometre, yürüme mesafesinin ise 12,5 kilometre olarak tespit edildiğini, pilotun amacının Türk askeri tesisleri tahrip etmeye yönelik olmadığını söyledi.
Mahkeme heyeti, pilot Sufhan’ın beraatine karar verdi.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…