Reklam
Kategoriler: İç Açı

Kararname sayısı kanun sayısını aştı: Bu anayasal düzenin sürdürülemezliği bir yılda teyit edildi

Reklam

23 Haziran’da AKP’nin İstanbul’da aldığı yenilginin ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de tartışmaya açıldı.

24 Haziran 2018 yılındaki seçimlerle birlikte devreye giren ve bir yılını dolduran sistemin işlemediği belirtiliyor. Hatta Metropoll Araştırma tarafından yapılan yeni kamuoyu araştırmasına göre halkın yüzde 58.6’sı bu sistemi istemiyor ve parlamenter sistemi benimsiyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan da sisteme ilişkin gelen yeni referandum çağrısıyla tartışmalar alevlendi. Bir taraftan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla bir çalışma grubu oluşturuldu ve sistemin aksayan yönlerinin tespit edilmesi istendi.

BBC Türkçe’nin haberine göre kararnamelerin sayısının kanunların önüne geçtiği görülüyor. Haberde kanunların sayısının iki yıl üst üste, üçte bire yakın bir oranda azaldığı belirtildi.

AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan son bir yılda çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin sayısının yüksek olmasını sisteme yeni geçilmiş olmasına bağlarken; “Sisteme yeni geçildiği için Cumhurbaşkanlığı sisteminin kendi idare teşkilatıyla ilgili hususlarda kararnameye ihtiyaç var. Sisteme yeni geçildiği için şu dönemde fazla kararname çıkarılmış olabilir” görüşünü savundu.

Özkan, idari teşkilatın yerine oturdukça kararname sayısı diye bir şeyin olmayacağını iddia etti.

CHP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi referandumu öncesinde “Bu sistem gelirse Türkiye kararnamelerle yönetilen bir devlete dönüşecek” eleştirisi yapıyordu. Anayasa profesörü ve CHP Milletvekili İbrahim Kaboğlu da partisinin bu eleştirisinin haklı çıktığını ifade etti.

Kaboğlu, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin anayasa değişikliğiyle belirlenen alanların dışına çıktığına dikkat çekti. Buna da Adalet Akademisi’nin kurulmasını ve mahalli idarelerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlanmasını örnek gösterdi. Kabooğlu, Meclis’ten çıkan kanun sayısında yaşanan azalmanın nedenleri ise şöyle ifade etti:

“Cumhurbaşkanlığı kararname alanının çok genişlemiş olması ve Meclis’te kararnamelere karşı bir izleme mekanizmasının oluşturulamaması. Torba kanun uygulamasının çok yaygınlaşmış olması nedeniyle sınırlı sayıda kanun oylanmasına rağmen bunların çok geniş bir yasal düzenleme alanına ilişkin olması. Yerel seçimlerin ulusal seçime dönüştürülmüş olması nedeniyle TBMM’nin Temmuz 2018’den beri çok kesintili bir şekilde çalışabilmiş olması.”

Kaboğlu, “Artık bu anayasal düzenin çalışmadığı, sürdürülemezliği de bir yıl içerisinde teyit edildiğine göre o zaman demokratik bir anayasaya dönülmesini konuşmalıyız” dedi.

Reklam

Önceki Haberler

Amasız fakatsız laiklik

Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…

11 Nisan 2026 00:13

Laiklik ve emek mücadelesi: İşçi sınıfının neden laiklik bayrağına ihtiyacı var?

Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…

11 Nisan 2026 00:07

Feminist yaklaşımlar ve laikliği yeniden hatırlamak

Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…

10 Nisan 2026 23:58

İnanç özgürlüğünün yanında irticanın karşısındayız

Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…

10 Nisan 2026 23:50

İrticaya karşı laiklik

Bir kez daha laikliği gündem yaptık. Bir yandan laiklik konusunda dinci gericilerin yalanlarını ve tezlerini…

10 Nisan 2026 23:41

Laiklik Meclisi: 98 yıl önce bugün, “Devletin dini İslam’dır” hükmü Anayasadan çıkarılarak laiklik yönünde büyük bir adım atıldı

Laiklik Meclisi'nden yapılan açıklamada "karşı devrim saldırılarının önemli parçası olan “yeni anayasa” dayatması ile ülkemiz…

10 Nisan 2026 17:59
Reklam