15 Mayıs tarihinde AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’nun oluşturulduğu açıklanmıştı. Erdoğan tarafından belirlenecek Kurul üyelerinin kimlerden oluşacağı merak konusuyken, bir tanesi üyeliğini bizzat açıkladı. Bu isim ise TBMM 22.Dönem Meclis Başkanı Bülent Arınç oldu.
Arınç, Manisa yerel basınında yer alan habere göre, Öğretmenevi’nde aile dostları için verdiği iftar yemeğinde kendisinin, yeni kurulacak olan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyeliğine Erdoğan tarafından atanacağı bilgisini verdi.
Arınç konuyla ilgili şöyle konuştu: “Her yerde her şeyi konuşmak doğru değildir. Ama önemli olan konuşulacak yerde konuşmak, susulacak yerde susmaktır. Konuşulacak yerde susar, susulacak yerde konuşursanız o da çok ters olur. Sizden bir şey sorulduğu zaman doğruyu söylemek zorundayız. Efendim doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Onuncu köy olur. Ne olacak, kovarlarsa kovsunlar. Şimdi kim bilir benim hakkımda twit atanlar ne düşünüyorlardır. Biz yok olmuştuk. Bitmiştik. Ezilmiştik. Çürümüştük. Düşünebiliyor musunuz biz Cumhurbaşkanımızın yanında Başdanışmanlık falan değil, Yüksek İstişare Kurulu Üyesi. Başkanın (Cumhurbaşkanı Erdoğan) kendisi olacak biz de yanında olacağız. Böyle bir şeyi Rabbim sadakatın sonucunda veriyor, yalakalığın değil. Allah’a hamdolsun.”
Bu haber en son değiştirildi 29 Mayıs 2019 00:11 00:11
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…