BAE, Fransa, Güney Kıbrıs, Mısır ve Fransa’nın Dışişleri Bakanları, dün gerçekleştirdikleri telekonferans görüşmesi sonrasında yayımladıkları ortak açıklamada, “Doğu Akdeniz’deki istikrarı ve barışı tehdit eden krizleri ele aldıklarını” bildirdi.
Açıklamada, söz konusu ülkeler arasında siyasi istişarelerin yoğunlaştırılmasının önemine dikkat çekilirken, “Doğu Akdeniz’de gerilimin tırmanmasından ve sürekli provokatif eylemlerden derin kaygı duyulduğu” ifade edildi.
Beş ülke, Türkiye’nin Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz faaliyetlerinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan ettiği münhasır bölgesinde gerçekleştiğini savunarak, söz konusu arama çalışmalarının “uluslararası kanunlara aykırı olduğunu” öne sürdü.
Berlin Konferansı’nda uzlaşma sağlandığı gibi Libya’ya yönelik askeri müdahaleden kaçınılması gerektiği görüşüne bağlı olduklarını belirten söz konusu ülkeler, Türkiye’nin Libya’daki varlığını kınadıklarını paylaştı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, beş ülkenin ortak bildirisi hakkındaki bakanlığa yöneltilen bir soruya yazılı yanıt verdi.
“Mısır, Yunanistan, GKRY, Fransa ve BAE Dışişleri Bakanlarının bugün Doğu Akdeniz ve Libya konusunda yayınladıkları ortak bildirinin, takip ettikleri politikalarla bölgesel kaos ve istikrarsızlık peşinde koşan, halkların demokrasi ümitlerini darbeci diktatörlerin fütursuz saldırganlığına kurban etmekte beis görmeyen, ancak hesapları Türkiye tarafından bozulduğunda hezeyana kapılan bir grup ülkenin ikiyüzlüğünün ibretlik bir örneğidir” diyen Aksoy, “Yunanistan ve Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz konusunda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ile diyaloğa girmek yerine, konuyla ilgisiz bölge dışı aktörlerden medet ummalarının, ancak mandacı ve sömürgeci bir mantığın eseri olabiliceğini” belirtip “Türkiye’nin uluslararası hukuk temelinde meşru menfaatlerini korumak amacıyla attığı adımların haksız ve hukuksuz gerekçelerle çarpıtılmasının asla kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
Aksoy, “aynı durumun Mısır için de geçerli olduğunu, bu ülke yöneticilerinin kendi halkının menfaatlerini ve haklarını korumak yerine, bunlardan çoktan feragat etmeyi tercih etmiş gözükmekte olduğunu” dile getirerek, şöyle devam etti:
“Doğu Akdeniz’le hiçbir alakası olmayan BAE’ni ise diğer ülkelerle bir araya getiren, Türkiye düşmanlığından başka bir şey değildir. Bu ülkenin hem bize, hem Libya’ya karşı sabıkası bellidir. Barış Pınarı Harekatımızla Suriye’de bir terör devletçiği kurma emellerine ağır bir darbe vurduğumuz Fransa’nın ise, bu ruh hali içinde Türkiye’ye karşı oluşturulan şer ittifakının hamiliğine soyunduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu ülkeleri aklıselime, uluslararası hukuka ve teamüllere uygun hareket etmeye davet ediyoruz. Bölgemizde barış ve istikrar şer ittifakları ile değil ancak samimi ve gerçek bir diyalog ve işbirliği ile tesis edilebilir.”
Bu haber en son değiştirildi 12 Mayıs 2020 12:29 12:29
Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ait askeri taşıma ihalelerinde 23,5 milyon liralık kamu zararı oluşturdukları ve rüşvet…
ABD Senatosu’nda Cumhuriyetçilerin kıdemli isimlerinden John Thune, ABD’nin NATO’dan çekilmesi yönünde güçlü bir destek bulunmadığını…
Maraş’ta Dünya Bankası destekli altyapı projelerinde çalışan şoför, operatör ve işçiler, aylardır ücretlerini alamadıklarını söyledi;…
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Hürmüz Boğazı'nı açmak için askeri bir operasyonu gerçekçi bulmadığını belirtti. Macron, "Bugün…
Usta sanatçı Yılmaz Güney, doğumunun 89'uncu yılında Atlas Sineması'nda anıldı. Anmada konuşan Fatoş Güney, "Hayatı…
İBB Davası'nda, tutuklu yargılanan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 'itirafçı' olarak ifade veren sanık Vedat…