Elazığ’da meydana gelen deprem sonrası bölgeye giden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Mevlana Camii Taziye Evi’nde, depremde yakınını kaybedenleri ziyaret etti.
Cenaze namazını kıldırdığı eşi Fatma Yıldız ve 1,5 yaşındaki oğlu Doruk Abbas Yıldız için baba Murat Yıldız’a ve yakınlarına “taziye”de bulunan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, depremde vefat edenlerin hükmen “şehit” olduklarını ifade etti.
“Her canlı ölümü tadacak ve sonunda dönüp huzurumuza geleceksiniz” ayetini hatırlatan Erbaş, “Ölüme her an hazır olmamız lazım. Bunun da en büyük dersi, ibreti depremde var. Biraz önce birlikte oturup yemek yediğimiz, çay içtiğimiz, sohbet ettiğimiz insanlarla depremle birlikte hep birlikte birkaç saniye içerisinde toprağın altında olabiliyoruz. Bu hepimizin başına gelebilir” dedi.
Zilzal Suresi’nde kıyametin ‘zelzele’ kelimesi ile anlatıldığını ve depremin, “kıyametin bir alıştırması” olduğunu öne süren Erbaş, şunları söyledi:
“Depremden, diğer afetlerden alacağımız dersler var. Rabbim ders almayı hepimize nasip eylesin, vefat eden kardeşlerimize rahmet eylesin. Onlar şehittir. Hükmi şehit diye bir ifade vardır. Depremde, yangında, selde, bu tür afetlerde hayatını kaybeden, denizde boğulan, bütün bunlar hükmi şehittir, hükmen şehittir. Geride kalan kardeşlerimizi sağ salim kurtarmak nasip olur inşallah.”
Bu haber en son değiştirildi 27 Ocak 2020 09:50 09:50
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…