Osmanlı'da yönetme biçimi olarak hanedan katliamları

Osmanlı'da yönetme biçimi olarak hanedan katliamları

21-12-2020 06:51

Osmanlının kardeş katline cevaz veren devlet yönetim sistemini kendine miras edinen sağcılığın, siyasal İslamcı ve Osmanlıcı anlayışın bugün 'demokrasi' nutukları atması büyük bir gaflettir. Osmanlıdan devralınabilecek tek miras otoriter, baskıcı, monarşik bir anlayıştır. Bu anlayış bugün kendisini başkanlık sistemi ile ifade etmektedir.

Ahmet Aydın

Kardeş katli Osmanlılarda ‘adet-i kadime’ sayılır, Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık tarihinde çok sayıda hanedan katliamına tanık olunmuştur. Taht kavgasında kardeş katli meşru sayılmış, iktidar adayı olabileceği düşünülen çocuk yaştaki şehzadeler dahi öldürülmüştür.

Bugünden Osmanlı tarihine bakan siyasal İslamcıların, sağcıların, Yeni-Osmanlıcıların öykünecek yanları öne çıkarmaları ya da tapınacak bir şey bulmaları siyasi tercihlerine içkindir. Oysa ‘Tarihin Saklanan Yüzü’ Osmanlının bugün öykünecek bir yanının bulunmadığını gösteren yüzlerce örnek barındırmaktadır.

Osmanlı hanedanlığının 600 yıllık iktidarında çok sayıda şehzade (61 olduğu söylenir) ve padişah kanlı bir şekilde tahtan indirilmiş veya tahta çıkması engellenmiştir. Bunun meşruiyeti ise kardeş kavgalarından çıkacak karmaşanın daha fazla insanın ölmesine neden olacağı üzerinden sağlanmaya çalışılıyor. Ancak tarihin gelişiminden de görüyoruz ki hem kardeş kavgaları hem katliamlar devam etmiş, taht kavgalarının yarattığı iç kargaşa da engellenememiştir.

Bunlar artık gün yüzüne çıkmış gerçeklerdir; bizim amacımız Osmanlıya öykünen ve buradan bir gelecek vizyonu kurmaya çalışan siyasal İslamcı AKP iktidarının ve bilumum sağcının tarihi çarpıtma çabalarına karşı gerçekleri bir kez daha hatırlatmaktır.

İlk siyasi cinayet Osman beyin kendi amcası (Ertuğrul Beyin kardeşi) Dündar beyi 90 yaşında olmasına rağmen kendisine rakip olarak görüp öldürmesidir.

Kimi kaynaklara göre I. Murat’ın iki kardeşini (Halil ve İbrahim) öldürttüğü ve oğlu Savcı beyi gözlerini kızgın demir ile kör ettikten sonra idam ettirmesi Osmanlı döneminde ilk kardeş katliamıdır. Üstelik kardeşlerden birinin I. Murat’tan büyük olması saltanatın nasıl yönetileceği konusunda belirgin, kayda geçmiş bir usulün olmadığını da gösterir.*

Osmanlılarda sırf saltanata rakip olduğu düşüncesi ile bir diğer kardeş katli 1389’da I. Murat’ın Kosova Savaş Meydanı’nda öldürülmesi akabinde gerçekleşti. Hemen orada I. Murat’ın oğlu I. Bayezid tahta çıkarıldı ve kardeşi Yakup savaş meydanında idam edildi.

Kardeş katli yasallaşıyor!

Osmanlı’da kardeş katli Fatih Sultan Mehmed ile farklı bir boyut kazanmıştır. Fatih Sultan Mehmed tahta çıkar çıkmaz çocuk yaştaki kardeşi Ahmed’i boğdurdu. Sonuçta ilk defa Fatih Sultan Mehmed normal koşullar altında herhangi bir ‘potansiyel tehlike’ bulunmamasına rağmen suçsuz olan kardeşini idam ettirmiş ve Kanunname‘sine kardeş katli maddesini koydurmuştur.

Fatih’in Kanunnamesi‘sindeki madde aynen şöyle: ‘Ve her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem için katletmek münasiptir. Ekser ulema dahi tecviz etmiştir, anınla amil olalar’

Kanunname saltanatın padişah çocuklarından hangisine geçeceğini belirtmiyor, egemenliğin herhangi bir biçimde ele geçirilmesini fiili durum olarak yorumluyor, meşru görüyor. İkincisi katletme fiilini nizam-ı alem için yani toplumun düzeni için uygun görüyor. Sarayın düzeni toplumun refahı olarak dayatılıyor. Kanunname kardeş katliamını uygun, yakışır ve yerinde biçiminde anlamlandırıyor.

Şeriata saygısı ve bağlılığını bildiğimiz Fatih Sultan Mehmed katletme fiilini, bunun şeri-hukuki dayanağını ulemaya danışıyor. Burada ulemanın hepsi değil, çoğu buna tecviz ediyor, müsaade ediyor, serbest bırakıyor.

Ahmed’i idam eden Fatih, bir devlet Kanunnamesi düzenlerken ‘kardeş katli’ maddesini bu kanunnameye eklemiş, aynı zamanda o anda bir tehlike arz etmeyen bir masumu katletme fiilini haklı gösterme çabası içerisine girmiştir.

Bu Kanunname hazırlanırken, büyük ihtimalle kaleme alan kişinin veziriazam Karamani Mehmed Paşa olduğunu görüyoruz. Karamani Mehmed Paşa tarihinde Yıldırım Beyazıd tarafından Yakup’un savaş meydanında ordu komutanlığı yaparken katledilmesini onayladığını biliyoruz. Tarihin garip bir cilvesidir: I. Beyazıt sonrası kardeş kavgası yüzünden II. Beyazıt yandaşları tarafından, Yeniçeri tarafından linç edilerek öldürülen ilk veziriazam da aynı Karamani Mehmet Paşadır.

Oğul katletmek konusunda da ‘Muhteşem’ Süleyman!

Şehzade Mustafa boğulurken babası Kanuni Sultan Süleyman da aynı çadırın içinde bir perdenin gerisinde olanları izliyor muydu bilmiyoruz. Ancak hemen ardından dedesinin emri ile Mustafa’nın tek oğlunun da ana kucağından alınıp boğdurulduğunu biliyoruz.

1300’den 1566’ya kadar saltanat sürmüş on padişah içerisinde Sultan Süleyman, oğlu Savcı Beyi öldüren I. Murat’tan sonra, evladını hatta iki evladını idam ettiren ikinci padişah olmuştur, torunu unutmadan…

III. Murat Osmanlı tarihinde önemli rekorlara sahipti. Tarihçilere göre 104 veya 114 çocuğu olduğu söylenir. Başka bir rekoru kardeş katlinde de kırmıştır. 5 kardeşini ve 2 üvey kardeşini iktidarına göz koyarlar diye öldürtmüştü.

III. Murat ve III. Mehmed sancakbeyliğinden İstanbul’a rakipsiz olarak tahta geçtiler, ama saraydaki kardeşlerini toptan katlettiler. Masumların bazıları ana kucağından dilsizler tarafından koparılarak cellatlara teslim edildi.

Nizam-ı Alem için yapılan bu katliam karşısında halkın tepkisi yeni bir usulün ortaya çıkmasına neden oldu. Bu tarihten itibaren sultanın kardeşlerinin haremde bir odada hapis tutulduğu Kafes Yöntemi ortaya çıktı. III. Mehmet’in oğlu Ahmed sancağa gönderilmemiş, sarayda “kafes”te tutulmuştu. Bundan sonra Osmanlı tahtına çıkacak sultanlar hep haremde özel bir dairede tutulacak, bunun sonucu deneyimsiz, zayıf iradeli, psikolojik sorunları olan şehzadeler kafesten alınıp tahta oturtulacaktı.

Ahmed’in bir çocuğu yoktu, daha 14 yaşındaydı, tek kardeşi Mustafa’nın katline müsaade etmediler. Maazallah Mustafa katledilseydi Osmanlı hanedanının sonu gelmiş olacaktı. Hastalıklı olan Mustafa’ya da taht üzerinde hak iddiası gerçekçi değildi. İşte tüm bu koşullar altında kardeş katli geleneği uygulanmadı. III. Mehmed’in erkek kardeşlerini (tam 19 kardeşini) büyük küçük demeden bir gecede katletmesinin artık halk arasında da büyük tepki uyandırmasının bu kararda etkili olduğu söylenir.

Osmanlı hanedanı I. Ahmed’in oğullarıyla devam edecekti. Bundan sonra büyük kardeşin tahta çıkması usulü bir saltanat veraseti yöntem olarak seçildi. Adına Ekberiyyet dediler, yerleşmiş bir adet olarak kaldı sadece, Ekberiyyet sonrası da kardeş katli devam etti.

Osmanlının kardeş katline cevaz veren devlet yönetim sistemini kendine miras edinen sağcılığın, siyasal İslamcı ve Osmanlıcı anlayışın bugün ‘demokrasi’ nutukları atması büyük bir gaflettir. Osmanlıdan devralınabilecek tek miras otoriter, baskıcı, monarşik bir anlayıştır. Bu anlayış bugün kendisini başkanlık sistemi ile ifade etmektedir.

Sonuç olarak bugün yeni-Osmanlıcılık üzerinden geleceği inşa etmeye çalışan siyasi anlayış tarihi gerçekleri çarpıtmaktadır. Cumhuriyet düşmanlığını askeri vesayet üzerinden şekillendiren AKP ve şürekası Menderes’i demokrasi kahramanı ilan ederken, öykündükleri Osmanlı düzenindeki katliamları ise yok saymaktadırlar.

Tarihi bilimsel yöntemler ile değerlendirmek gerekir, her toplumsal süreci kendi tarihselliğinde değerlendirmek de gerekir. Osmanlı tarihi de materyalist tarih anlayışına tabi tutulup kendi tarihsel koşulları içerisinde ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulabilir. Ancak, bu tarihten bir güzelleme ve öykünme çıkarmak, tarihi ters yüz etmektir, gericiliktir.

Son alarak Tevfik Fikret’in Tarih-i Kadim’esine kulak verelim:

Kahramanlık… Esası kan, vahşet;
Kes, kopar, kır, sürekli ez, yak, yık;
Ne ‘Aman’ bil, ne ‘Ah’ işit, ne ‘Yazık’;
Geçtiğin yer ölüm, elem dolsun;
Ne ekinden eser, ne ot, ne yosun;
Sönsün evler, sürünsün aileler;
Kalmasın hırpalanmadık bir yer;
Her ocak benzesin mezar taşına;
Damlar insin yetimler başına;
Bu ne vicadgüdaz şenia, ne ar;
Yere geç sadvetinle ey serdar…

Yararlanılan kaynaklar:
1) Tarihin Saklanan Yüzü-Çetin Altan-Afa Yayınları
2) Devlet-i Aliyye- Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-Cilt 1 ve 2- Halil İnalcık-Türkiye İş Bankası Yayınlar