Reklam
Kategoriler: Sosyalist Kültür

SERBEST KÜRSÜ | Bal Ülkesi ve komşuyu komşuya kırdıran kapitalizm

Reklam

Kaan Kavuşan

Günümüzün kapitalizmi emperyalist aşamadadır, bunu biliyoruz. Ancak sosyalist siyaset dışında, “emperyalizm” deyince halk kitleleri arasında akla sadece yayılmacılık, dış müdahalecilik ya da emperyalist ülkelerin başka ülkeleri cebirle zorladığı bir sistem akla gelebiliyor. Doğru ama eksik, doğru ama “sadece” kısmını atarsak. Emperyalizm bunlar olduğu kadar, aynı zamanda güçlü kapitalistlerin sahip olduğu sermaye ve malın özgürce her pazarda ne pahasına olursa olsun dolaşması demektir. Avuç içi kadar ülkelerde emperyalizm eliyle düzenlenen darbeler, katliamlar ve siyasi/ekonomik ambargolar bu yüzdendir. Bu, bize, içinde bulunduğumuz sistemin tekelci bir aşamada olduğunu tekrar tekrar hatırlatmak zorundadır. Tekelleşme, fiyatı ve fiyatın miktarını, yani pazarın rejimini ve kurallarını belirler. Dolayısıyla ABD emperyalizmi, AB ülkelerinin emperyalizmi dediğimizde, bu küresel pazar içindeki yerel bir pazarı, zor yolu olmadan da etkiler.

Buradan yola çıkarsak, şu sıralarda ülkemizde de vizyon şansı bulan ve Oscar ödüllerinde de “en iyi belgesel” ve “en iyi yabancı film” dallarında aday olan “Bal Ülkesi” bize bu tabloyu oldukça güzel sunuyor.

Kuzey Makedonya’nın ortasında, tek haneli bir köyde hasta anasıyla yaşayan, bir bal üreticisinin günlük yaşamı şeklinde aktarılmış olmasına karşın filmin başkarakteri Hatice, neredeyse Jean-Jacques Rousseau’nun “dalından koparılan meyve, deresinden içilen su” idealine yakın bir hayat yaşarken kapitalizmin kıskacına emperyalizmin son derece doğal bir sonucu olarak, kendiliğinden yakalanıyor.

Filmin sloganlar attığını, belki de yoğun politik bir söylemi olduğunu söylemek güç. Ancak sosyal bir şekilde yaşanan hayat, hiçbir zaman politik düzenden de azade değil ve sonuçların kapitalizmin sonuçları olduğu açık. İşte bu yüzden, her şey politik… Politika bize karışmayı bırakmayacağı için. Nitekim, Türk köylü Hatice Muratova da herkesin terk ettiği, doğal hayatın hüküm sürdüğü köyündeki tek odalı evinde bile kapitalizmden kaçamıyor. Kaliteli balın peşinde köye gelen göçebe komşuları, kapitalizmden kaçamadıkları için Hatice’yi de bu kıskaca sokuyorlar. Bunun sebebi balı alacak olan tüccarın, belli bir miktarın altında bal almayacağını belirtmesi. Komşuların çocuk okutma derdiyle giriştiği “açgözlü” üretim tarzı hem balın kalitesini (yani tüketiciye ulaşan ürünün yapısını) hem de Hatice’nin arılarının varoluşunu (yani doğal hayatı) tehlikeye atıyor. “Yarısı sana, yarısı bana” diye balların bir kısmını arılara bırakan Hatice’nin ürünü, korkunç bir israf düzeninin ihtiyaç fazlası üretimiyle ziyan oluyor.

Belgeselin perspektifindeki önemli tercihlerden biri göçebe komşuları şeytanlaştırmak bir yana dursun, onları da kıskacın içinde kalmış, yaşamak için yapabileceği pek de başka bir şey olmayan, bu yüzden de komşularının hakkına giren insanlar olarak resmetmesi. Zaten tam olmasa da kino-pravda’ya yakın bir çekim ekolünü tercih edip kamerayı neredeyse kahramanlarına unutturan yönetmenler, hayatın akışına hiç karışmıyorlar. Çekimler bu yüzden neredeyse 3 yılı bulmuş.

Bal Ülkesi, hayatın sade göstergeleri üzerinden kapitalizmin ve ondan kaçamayanların hikayesini anlattığı için önemli bir film; kapitalizmin en ufak nüvesinin bile doğayı nasıl mahvettiğini anlattığı için önemli bir film; ve nihayetinde, bireyin hayatını o hiç fark etmezken, belki de onun varlığından bile haberdar değilken, hatta bizler ekrana bakarken bizim de hayatımızı nasıl berbat ettiğini anlattığı için önemli bir film.

Bu haber en son değiştirildi 9 Şubat 2020 12:05 12:05

Reklam

Önceki Haberler

Kara Kuvvetleri’ndeki ‘ihale yolsuzluğu’ soruşturmasında 19 kişiye kamu davası açıldı

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ait askeri taşıma ihalelerinde 23,5 milyon liralık kamu zararı oluşturdukları ve rüşvet…

2 Nisan 2026 18:42

ABD’li Senatör: NATO’dan çekilme fikrine güçlü destek yok

ABD Senatosu’nda Cumhuriyetçilerin kıdemli isimlerinden John Thune, ABD’nin NATO’dan çekilmesi yönünde güçlü bir destek bulunmadığını…

2 Nisan 2026 18:27

Maraş’ta aylardır ödemelerini alamayan işçiler: Yarın eyleme çıkıyoruz

Maraş’ta Dünya Bankası destekli altyapı projelerinde çalışan şoför, operatör ve işçiler, aylardır ücretlerini alamadıklarını söyledi;…

2 Nisan 2026 15:52

Macron: Biz de savaşın mağdurlarıyız

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Hürmüz Boğazı'nı açmak için askeri bir operasyonu gerçekçi bulmadığını belirtti. Macron, "Bugün…

2 Nisan 2026 15:49

Yılmaz Güney, doğumunun 89’uncu yılında Atlas Sineması’nda anıldı

Usta sanatçı Yılmaz Güney, doğumunun 89'uncu yılında Atlas Sineması'nda anıldı. Anmada konuşan Fatoş Güney, "Hayatı…

2 Nisan 2026 15:47

İBB Davası’nda 5 itirafçının avukatının aynı kişi olduğu ortaya çıktı

İBB Davası'nda, tutuklu yargılanan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 'itirafçı' olarak ifade veren sanık Vedat…

2 Nisan 2026 13:17
Reklam