Şehir hastanelerinde görev yapan sağlık personeline kota dayatması
Sağlık meslek örgütlerinin şehir hastanelerine ilişkin raporunda, “yüzde 70 dolulukla hizmet verilmesinin istendiği” belirtilerek, “Sağlık emekçileri 7 gün 24 saat iş yüküyle karşı karşıya” denildi. Camları açılamayan hastane binalarının solunum yollu hastalıkları artırdığı belirtilen raporda, “Emek sömürüsünün olmadığı sağlık kuruluşları istiyoruz” çağrısı yapıldı.
Ankara Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi, Devrimci Sağlık İş Sendikası ve Ankara Diş Hekimleri Odası, şehir hastanelerinde çalışan sağlık emekçilerinin çalışma koşullarına ilişkin hazırladığı raporu Cumhuriyet’le paylaştı.
Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal‘ın haberine göre atanmayan sağlık çalışanları nedeniyle az sayıda emekçinin yoğun iş yükü altında kaldığı belirtilen raporda, “Şehir hastanelerinin hizmet bedeli ödemelerinde, yüzde 70 doluluk oranı esas alınıyor. Bu nedenle hastanenin devamlı yüzde 70 ve üstünde hizmet verilmesi isteniyor. Sağlık emekçileri 7 gün 24 saat iş yükü ile karşı karşıya” denildi.
Bu durumun sağlık emekçisini “ucuz iş gücü” haline getirdiği vurgulanan raporda, “Taşeronu kaldırma iddiası bulunan iktidar, şehir hastaneleri modeliyle taşeronlaşmanın yolunu açtı” değerlendirmesi yapıldı. Sağlıkçıların penceresi açılamayan binalarda çalışmak zorunda kaldığı kaydedilen raporda, “Solunum yolları ile bulaşan hastalıkların artacağını tahmin etmek zor değildir” ifadelerine yer verildi.
Raporda sağlıkçıların beklentileri de şöyle özetlendi:
“Meslek ve emek örgütü olarak bizler sağlık hizmetlerinin ticarileşmesine karşıyız. Kar maksimizasyonu, maliyet hesapları değil; birey, toplum ve doğa yararına olan sağlık hizmet sunumunun olması gerektiğini düşünüyoruz. En yakında, ulaşılabilir, doğa ve insan dostu mekanlarda, önceliğin koruyucu sağlık hizmetleri olduğu, sağlık çalışanlarının güvenceli, insani koşullarda, dayanışmayla ile çalıştıkları, sendikal hak ve özgürlüklerine dair herhangi bir baskının olmadığı, sağlık emek gücünün ucuzlatılmadığı, emek sömürüsünün olmadığı sağlık kuruluşları istiyoruz.”
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…