Ekonomik krizin faturasının emekçilere kesildiği, emeğe dönük saldırıların gittikçe arttığı ama bir yandan da emekçilerin hak mücadelesinin yükseldiği şu süreçte, Yeni Ülke Yayınları bu alanda son derece değerli bir çalışma olan İzzeddin Önder imzalı “Türkiye Ekonomisi” kitabını okuyucuyla buluşturdu.
Önder, tanıtımında kitabın içeriğine ilişkin şu cümleleri kaleme aldı:
“Oldukça geri bir miras üzerinde inşa edilmiş olup, gelişmiş ekonomiler havuzunda kalkınmaya çalışan, geç kapitalistleşen bir ekonominin, -rejim ve çaba açılarından farklı bir yürüyüş rampasına oturtulmadıkça- başarı sağlama şansı sınırlıdır. Zira geç kapitalistleşen ekonomiler üzerinde emperyalistlerin kurduğu ilişkilerin bir ilerleme gibi algılanan her aşamasında, ekonomiye katılanların bir miktarı süpürülüp götürülür. Başka bir deyişle, geri bir sosyo-ekonomik süreçten gelen ve kalkınmış ekonomiler havuzunda kapitalist yöntemle kalkınmaya çalışan, geç kapitalistleşen bir ekonomiye, potansiyel büyüme ve kalkınma şansı, ancak kendisine tanınan olanaklar çerçevesinde verilir; süreçte, mutlak büyüme algılaması eşliğinde ilk anda fark edilemeyen, uluslararası düzeyde göreli bir gerileme yaşanır. Çünkü içine doğulan kapitalist-emperyalist sistem, ülke üzerindeki denetimini kaybetmemek amacıyla, ülkenin gelişme hamlelerine ancak frenleyici destek sağlar. Böylesi karmaşık işleyen bir süreçte ekonominin alt-yapısıyla emperyalistler arasındaki zorunlu iletişimin ve bu baskıcı etkileşimin toplumsal çıkarlara aykırı niteliği, maalesef halkın oylarıyla iktidara gelmiş olan siyasi iktidarın politikasıyla perdelenir. Diğer bir deyişle, Jessop-vari devlet (polity) halka hizmet kurumu olarak inşa edilmiş olsa da zamana uyarlanan politikalar (policy) halkın uzun vadeli çıkarlarının aleyhine olabilir. Elinizdeki çalışmada, böylesi acı bir hikâyenin saptayabildiğim safhalarını ortaya koyup, tartışmaya açmaya çalıştım.”
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…