Reklam
Kategoriler: Gündem

Barış Pehlivan’dan Adalet Bakanı Tunç’a açık mektup

Reklam

Gazeteci Barış Pehlivan, hakkındaki davanın sudan sebeplerle ertelenmesi nedeniyle cezaevine geri dönerken Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a açık bir mektup yazdı.

Dün yapılan duruşma, hakimin Barış Pehlivan’ın savunmasını okumadığı gerekçesiyle ertelenmiş, Pehlivan bu sebeple bugün cezaevine geri dönmek zorunda kalmıştı.

Yaşananlar ardından bugün X hesabından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a açık bir mektup yazan Pehlivan, “Bir gram suçun dahi olmadığı bir dava yüzünden özgürlüğümden mahrum bırakılan ben, hangi çeteye üye olup ne kadar para biriktirmem lazım?” diye sordu.

Pehlivan’ın mektubu şöyle:

Sayın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç,

Bu size ikinci mektubum. Daha önce cezaevinden yazmıştım, şimdi cezaevi çantamı hazırlarken kaleme alıyorum. Birazdan Maltepe Açık Cezaevi’ne doğru yola koyulacağım.

Biliyor musunuz, benim küçük kızım İtalya’da yaşıyor ve onun sayesinde Avrupa’da oturma iznim var. Ben şu an Avrupa’daki dilediğim ülkeye gidebilecekken, bu topraklarda gazetecilik yapabilmek için cezaevine girmeyi tercih ediyorum. Enayilik gelebilir size, ama n’apayım tabiatım böyle!

Sayın Bakan,

UYAP’ı bilirsiniz, sizin sisteminiz… Hakkımda açılan onlarca davayı takip edebilmek için ben de kullanıyorum ve çok faydasını görüyorum. Lakin, dünkü davamda öğrendim ki, bu sistemi kullanmayan savcılar ve hakimler var.

Lütfen “bağımsız yargı” diyerek sözümü kesmeyin, siz Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun da başkanısınız. Yani mesele bizzat sizi de ilgilendiriyor. Açıkçası, değişen tweet’leriyle çok daha güzel etkileşim alan muhalefet partisi temsilcilerine de yazabilirdim bu satırları, ama anladığım kadarıyla çok yoğunlar. Sağlık olsun, sosyal medyayı etkin kullanıyorlar, onlar da okumuş olurlar… Neyse, konuyu dağıtmayayım.

Şimdi Sayın Bakan…

Yargı mensupları, UYAP vs. diyordum… Dün bir duruşmam vardı. Hani, hakkımda hüküm verilmemesine rağmen denetimli serbestlik hakkımı yaktıran ve beni cezaevine attıran “hakaret” davasının duruşması…

Hayır, duruşmanın 3 saat geç başlamasını mesele etmeyeceğim. Standardım maalesef artık o kadar yüksek değil. Meselem başka. Zira savunmalar alındı, savcı duruşmada esas hakkında mütalaasını verdi (gerekçe bile sunmadan cezalandırılmamı istedi tabii ki), son sözler söylendi… Ama ne oldu biliyor musunuz?

Hâkim Bey, 8 aydır dava dosyasında yani UYAP’ta olan belgeleri (24 Şubat 2023 tarihli ifademle birlikte sunmuştuk) okumadığı için hükmünü açıklamadı!

Evet, yanlış okumadınız, dava dosyasını okumadığını iddia ettiği için… Haliyle, bu garip durum benim yeniden cezaevi çantamı hazırlamama neden oldu.

Hayır, hâkim beyin “ben anlamadım bu davanın hapiste olmakla ne ilgisi var” sorusundaki ilginçliğe girmeyeceğim.

Avukatlarımın aylar önce “şu duruşma tarihini erkene alırsanız, Barış Pehlivan’ın yeniden özgürlüğüne kavuşma ihtimali daha çabuk olabilir” dilekçesini reddetmesini de hatırlatmayacağım.

Hayır, geçen yaz Meclis’ten çıkan ve tecavüzcülerin bile denetimli serbestlik hakkını yükselttiğiniz, onları hemencecik özgürlüğüne kavuşturduğunuz yasayı da (Faydalanma hakkım olmasına rağmen benden esirgediğiniz geçici 10. maddenin 2. fıkrasını kastediyorum, oradan hatırlayabilirsiniz) anımsatmayacağım.

Önceki mektubumda da sormuştum, tekrarlayacağım:

Bir gram suçun dahi olmadığı bir dava yüzünden özgürlüğümden mahrum bırakılan ben, hangi çeteye üye olup ne kadar para biriktirmem lazım? Kusura bakmayın, hâkimin dava dosyasını aylardır okumadığı için ben bugün yeniden cezaevine giriyorsam, bu soruyu sormak zorundayım.

Şimdi 6 gün sonra yeniden duruşmam var. Savcının onca lehimde delile rağmen hapsimi istediği bu davada hâkimin de adil bir karar vereceğini maalesef düşünmüyorum.

Neyse, çok uzattım.

Ben gideyim de cezaevindeki ağır suçluları 6 yıllığına denetimli serbestliğe uğurlayayım…

Bu da geçer!

Reklam

Önceki Haberler

Şair Ahmet Telli son yolculuğuna uğurlandı

10 Temmuz'da yaşamını yitiren şair ve yazar Ahmet Telli için Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası'nın Necatibey…

12 Temmuz 2026 15:07

AKP’nin akıl hocası SETA sınıfta kaldı

Bir strateji düşünce kuruluşu işlevi gören SETA, AKP’nin ve devletin düşünce üretim merkezi işlevi görüyor.…

12 Temmuz 2026 15:02

Ayetli pankart ne anlama geliyor?

Sen diplomanı alırken, pankartını aç, mesajını ver, fotoğrafını çektirebilirsin! Diğer öğrencileri kendi protesto, mesaj verme…

12 Temmuz 2026 14:52

Erdoğan neden Trump’a sığındı: Pragmatik lider ve tarihsel “işbirliği”

2020 sonrasındaki dünyada askeri Keynesyenizmin devreye alınması, ekonomilerin militaristleştirilmesi ve yeni paylaşım mücadelelerinin ortaya çıkması…

12 Temmuz 2026 14:32

Ankara Zirvesi: Çatlayan ama yıkılmayan ittifak

NATO’nun dağılmasına dair tartışmalar bugün için ciddi bir önem taşımıyor. Ayrıca bu ittifak yarın dağılsa…

12 Temmuz 2026 14:26

Trump’ın övgüsüne mazhar olmak

NATO Zirvesi’nin AKP iktidarı tarafındaki yankısı ise kendileri açısından tatmin edici görünüyor. AKP, kendi iktidarını…

12 Temmuz 2026 14:18
Reklam