"Neo-CHP" yeniden umut olabilir mi?

18-04-2024 10:43

Kurucu ideolojisi olan Kemalizmi de içerecek şekilde bir çatı partisi görünümü kazanan CHP, merkez parti hüviyeti kazanmaktadır. Neo-CHP, en solunda sosyal demokrasinin, en sağında ise liberalizmin durduğu bir ideolojik genişliğe sahip bir parti olarak, tüm ittifakları kendi içerisine soğurmaktadır.

İlker Demirer

31 Mart seçimleri geride kaldı. Seçimler ardında “pek beklenmedik” sonuçlar bıraktı. Ne iktidar ne de muhalefet açısından seçimlerin bu sonuçla bitmesi beklemediği gibi, sonrasında oluşan siyasi atmosfere de “hazırlık” yapılmadığı gözlemleniyor. Aslında sonuçlar itibariyle Türkiye siyasetindeki bir kırılmaya işaret etmese de, seçimler sonrasında iktidarın gerilemeye denk düşecek bir adım atması beklenmiyor. Tersine AKP iktidarı seçimler öncesinde sürdürdüğü programa sahip çıkacaktır. O halde kısaca şu tespit yapılarak başlanabilir: Seçimler sonrasında siyasi güçler dengesinde kalıcı bir değişiklik yaratılmamıştır; ancak genel seçimlerde ortaya çıkan sonucun “dengelenmesi” ile sonuçlanmıştır.

Seçimler ardından ortaya çıkan bu “denge” görüntüsünde iktidarın programı belli; ancak hangi güçleri seferber edeceği konusunda soru işaretleri var. AKP-MHP ittifakının çatısı delinmişe benzese de, “rejimin sinir uçları” hala yerinde duruyor. Bu sinir uçları uyarıldıkları anda toplumu manipüle edecek araçlara sahip olduğu, gerici toplumsal örgütlenmenin bir basınç yaratmaya hazır olduğu biliniyor. Ancak bu örgütlenmenin “toplumsal sınırları” henüz test edilmiş durumda değil. Siyaseti domine eden güçlerin toplumu belirleme, tepkileri bastırma da pek etkili olmadığı, dahası kendi içinde karmaşa yaşadığı, Filistin meselesinde olduğu gibi, görülmektedir.

Bu noktada muhalefetin ana çatısı haline gelen, yerel seçimlerde 89 yerel seçimlerinden sonra ilk kez 1.parti çıkmayı başaran CHP’nin oynayacağı rol önemlidir. Zira siyasi iktidarın rotası belli ama toplumsal tepkileri soğurma düzeyi sınırlıdır. CHP’nin ise bu tepkileri kendi çatısı altında birleştirme ve düzen karşıtı bir rol üstlenmeyi engelleme kapasitesi vardır. O halde bir kez daha “CHP umut olabilir mi?” sorusunun yanıtını vermek gerekiyor.

Aslında sorunun kısa yanıtını “kimin için umut?” sorusunu sorarak bulmak gerekebilir. Rejimin bir tür “normalleşmesi” beklentisi içinde olanlar için CHP bulunmaz bir aktördür. Ancak 100 yıl sonra Türkiye’de yeni rejim kurulmuş ve bu rejimin kurucu partisinin anti-tezi olarak değil, sentezi olarak CHP ortaya çıkmıştır. CHP, kendi kurucu kodlarını geride bırakmış olsa da, düzen siyaseti içinde kendini yeni rejimin tamamlayıcı aktörü olarak görmeye devam etmiştir.

HİZİPLER PARTİSİNDEN KOALİSYONLAR PARTİSİNE CHP

CHP yönetiminin “devleti kuran parti” olarak tanıttığı ana muhalefetin, yeni rejimde üstlendiği rol, kuşkusuz sermayenin kanatları arasında zaman zaman açılan faz farkları ile de alakalıdır. Ancak bu kadar kolay bir soyutlama ile sonuca varmak mümkün değil, çünkü AKP iktidarı 21 yıl boyunca bu farklı kanatların bileşkesini korumayı başarmıştır. AKP, sermayenin bir kesiminin iktidarı olduğu ölçüde güç yitimine uğramış, hareket alanı kısıtlanmıştır. Bununla birlikte, rejimin kuruluş döneminin temel aktörü olmuştur.

Tüm bu verilerin dışında rejimin tamamlayıcı aktörü olarak CHP ise artık neo-CHP olarak tanımlanacak bir noktaya gelmiştir. Kurucu ideolojisi olan Kemalizmi de içerecek şekilde bir çatı partisi görünümü kazanan CHP, merkez parti hüviyeti kazanmaktadır. Neo-CHP, en solunda sosyal demokrasinin, en sağında ise liberalizmin durduğu bir ideolojik genişliğe sahip bir parti olarak, tüm ittifakları kendi içerisine soğurmaktadır. Bu anlamda, AKP’nin ilk döneminde yaptığı liberal-İslamcı-milliyetçi ittifakının bir benzerini kendi bünyesinde pişirmektedir.

Ancak bütün bu “ideolojik” genişlik, CHP’yi hedefi olan bir parti olmaktan da çıkarmaktadır. CHP, bugün “parti şeflerinin” yerel sermayeye uzanan ilişkiler ağı ile sarmalanmış bir koalisyonlar partisidir. O nedenle de büyükşehir belediye başkanlarının, sadece İmamoğlu ve Yavaş değil, belli yerelliklerde istedikleri gibi at koşturdukları, zaman zaman “genel parti politikası” ile çelişkili bir pozisyon alabildikleri bir parti haline gelmiştir CHP.

ASIRLIK ÇINAR CHP’NİN SINIRLARI

Eskiler için bu durum şaşırtıcı değil. 12 Eylül sonrası kurulan HP-SHP-CHP çizgisinin bir tür hizipler partisi olması alışılagelmiş bir görüntüdür. 89 seçimleri sonrasında SHP’nin parçalanması ve içinden bir dizi hizbi oluşturması hala hatıralardadır. Ancak, bugünkü konum bundan fazlasıdır. CHP bir dizi farklı programatik siyaseti içinde barındıran bir zoraki koalisyondur ve merkezindeki irade ile değil AKP’nin yarattığı merkez kaç etki ile ayakta kalmaktadır.

Bu yaklaşım bir dizi okuyucu için “amma da abarttın, asırlık çınardır CHP” şeklinde yanıtlanabilir. Gerçekten de CHP’nin asırlık bir çınar olması bir gerçektir. CHP, düzen açısından vazgeçilmez bir partidir. Ancak söz konusu düzen değişikliği noktasına gelindiğinde CHP, AKP ile uyumlu çalışmak zorundadır. CHP’nin temel misyonu, ortaya çıkan tepkilerin soğurulmasından ibarettir. Asırlık bir çınar olarak CHP’nin bu noktada “düzen açısından” ve sermaye sınıfı için bir umudu temsil etmesi mümkündür.

CHP’nin umudu temsil etme ihtimali bununla sınırlıdır. Daha ötesindeki bir programı içerme şansı bulunmamakla birlikte, CHP’nin bugünkü sosyal-siyasal-örgütsel yapısı da bu gerçekliği kaldıramaz. Dolayısıyla da CHP’nin koalisyonlar siyaseti devam ederek işleri devam ettirmesi gerekmektedir.

İDARE-İ MASLAHATÇILIK İLE ÇÖZÜM GELMEZ

Türkiye’nin önünde duran köklü sorunların çözümü bu tür bir idare-i maslahatçı çizgi ile çözülmesi mümkün değil. Ancak Türkiye’nin emekçi halkının AKP ile de devam etmesi mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle de emekçi sınıfların kendi göbek bağını keserek, yeni ve farklı bir damarı zorlaması, Türkiye siyasetinin solunu oluşturması gerekmektedir.

Türkiye siyaseti kendi solunu tarihsel bir göreve çağırmaktadır. Neo-CHP bu işin geçici bir şekilde üstlenilmesini sağlamayacak kadar sağa yatmış durumdadır. O halde geçici çözümlerin değil, kalıcı bir sosyalist çizginin “umut” haline gelmesi tek görevdir. Neo-CHP’den bunu çıkarmaya çalışmak “intihar” ile eşdeğerdir.

Umudu tercih edenler, yaşamak için başka bir hatta güç vermeye devam edecektir.