Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

Popülizmin tuzağına düşmek

Reklam

Yerel seçimlere az bir süre kaldı. Adayların propaganda savaşı giderek kızışıyor.

Popülist siyaset anlayışı, seçmeni duygularıyla karar vermeye itiyor. Otoriter iktidarların kutuplaştırıcı söylemleri bireylerde ait olma güdüsünü uyarıyor. Genellikle güçlü gördüğü siyasi figürlerle özdeşlik kuran kitleler, muhakeme yapmak yerine taraftar kimliğiyle hareket etmeyi yeğliyor. Oysa doğru seçimler yapabilmek için duyguların yanı sıra aklı da devreye sokmak gerekir. Bağımsız karar verebilmek, bireysel muhakeme sürecinin işletilmesiyle mümkün. Ne var ki popülist propaganda, kitleleri düşünmeye değil hissetmeye sevk ediyor. Destek verilene karşı sevgi, saygı, hayranlık gibi olumlu duygularla yaklaşılırken rakibe karşı kızgınlık, öfke, nefret gibi olumsuz duygular besleniyor. Seçmenlerin bir kısmı, kurtarıcı rolüne yakıştırdığı siyasetçiye yakın olmak, dokunmak, sarılmak arzusu duyuyor. Geleneksel kültürün baskın olduğu ülkemizde baba, abi, oğul, kardeş, enişte gibi hitaplarla siyasi figürler akraba mertebesine yükseltiliyor. Hemşerilik de önemli bir siyasi unvan!

Liderler, tıpkı film yıldızları, şarkıcılar, futbolcular gibi ikonlaştırılıyor. Onlara dokunabilmek adeta dini bir ritüelin parçasıymış gibi önem taşıyor. Selfie çekenler kendini ayrıcalıklı hissediyor. Bebeğini kucaklatan, çocuğunu sevdiren mutluluktan uçuyor. Oğluna, kızına iş isteyen hemen görevli danışmanlara yönlendiriliyor. Sanki genç işsizliği münferit bir sorunmuş gibi oracıkta çözülüveriyor. Kamuoyunda, “lider o kadar güçlü ki ona ulaşabilen herkes sorununu çözebilir” algısı oluşturuluyor. Liderin keramet sahibi olduğuna inanılıyor. Oysa kapitalist düzende lider kültü bir şehir efsanesidir. Biri gider, biri gelir ama halkın lehine hiçbir şey değişmez. Halk, kendine hizmet etmek vaadiyle ayağına gelip oy isteyenin neden sonradan efendi makamına terfi ettiğini sorgulamıyor. Apartman yöneticisinden hesap sormayı biliyor da ülkeyi yönetenlerin karşısında gıkı çıkmıyor.

Adaylar, insanlarımızı sıcakkanlı gördükleri için olsa gerek el sıkmayı, sarılmayı, kafa tokuşturmayı, hatta yanak avuçlamayı bile propaganda taktiği olarak uyguluyorlar. Ayrıca halay çekerek, horon teperek, türkü çığırarak ve dahi çiftetelli oynayarak sosyal medyada TT (trend topic) olmak çok önemseniyor. Kimlik siyasetinin gereği yerine getirilerek hemen her kesimden seçmenle duygusal bağ kurmaya çalışılıyor.

Sandıktan çıkabilmek için her yol deneniyor. Sahte gülücükler sadece seçim zamanlarında görüldüğü için asık suratlarda emanet gibi duruyor.

Siyasilerin özel yaşamını öne çıkaran Amerikanvari propaganda tarzı, gerçekte seçmeni apolitikleştirmeye yarıyor. Ülkemizde adayların birbirini alaya aldığı, aşağıladığı, hatta hakaret ettiği kayıkçı kavgasına seçim kampanyası deniyor.

Günümüzde krizlerle boğuşan küresel kapitalizm, demokratik siyasete özgü ideolojik tartışma zemini istemediği için seçimleri liderler arasındaki meydan savaşına dönüştürüyor. Bu yüzden propaganda stratejileri dost, düşman karşıtlığına göre kurgulanıyor. Cepheleşmiş kitleler ise seçimi savaş gibi algılamaya başlıyor. Siyasi liderler kimilerince sevgi, kimlerince de nefret objesi olarak görülüyor. Seçmen hayranları tarafından hunharca öpülen bazı siyasilerin cinsel obje olarak görüldüğü bile söylenebilir. Türkiye, bu patolojik durumu iliklerine kadar yaşayan ülkelerin başında geliyor. Düzen karşıtı muhalif kesimlerin dağınıklığı, seçmenin doğru adresi bulmasına engel oluyor. Bu durum popülist siyasetin hegemonyasını güçlendiriyor; düzen partilerinin tıpatıp birbirine benzemesine neden oluyor.

Kapitalist dünyada seçimler, popülizmin tuzağına düşen halklara bozuk düzeni onaylatma mekanizması olarak işlev görüyor…

Bu haber en son değiştirildi 8 Mart 2024 08:41 08:41

Reklam

Önceki Haberler

Altın Salon’daki Naziler: Viyana Filarmoni’nin kanlı tarihi

Her yıl 1 Ocak sabahı sanatseverlerin vazgeçilmezi olarak sunulan Viyana Filarmoni Orkestrası Yılbaşı Konseri, aslında…

2 Ocak 2026 00:06

Emekliler yılbaşına oturma eylemiyle girdi: İnsanca bir yaşam istiyoruz!

Emeklinin Sesi Derneği, yeni yıla İstanbul Kadıköy'de oturma eylemi yaparak girdi.

1 Ocak 2026 19:37

IŞİD, HTŞ ve cihatçı tehlikesi

Komünistler Diyor Ki, yeni bölümü ile yayında

1 Ocak 2026 13:41

TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek, 2025 yılını Yurtsever’e değerlendirdi

2025 yılının son gününde Türkiye Komünist Hareketi Genel Başkanı Aysel Tekerek’le röportaj gerçekleştirdik. 2026 yılına…

31 Aralık 2025 13:48

Özel Okmeydanı Hastanesi’nde zafer direnen işçilerin oldu

Özel Okmeydanı Hastanesi’nde 51 gün süren direniş, sağlık emekçilerinin kararlılığıyla zafere ulaştı. Ücret gaspına karşı…

31 Aralık 2025 11:41

Yurttaşın sağlık hizmetine ulaşımı daha da zorlaşacak: Muayene ücreti ve katılım payında büyük artış!

Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme ile Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler, üniversite hastaneleri ve özel sağlık kuruluşlarında…

31 Aralık 2025 11:37
Reklam