Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

Dijital gelecek tasarımı

Reklam

Trump yönetimi tarafından tasarlanan tek sesli dijital medya düzeninde muhalefet, kamuoyu oluşturma gücünü büsbütün yitirebilir.

Geçtiğimiz günlerde Trump, akademik çevrelerde tepkiyle karşılanan bir karara imza attı. Bundan böyle ABD’de kamu fonlarıyla yapılacak bilimsel yayınlarda bazı terimler kullanılamayacak. Diğer bir deyişle yazdıkları kitapta, makalede yasaklı terimleri kullanan bilim insanları kamu fonlarından yararlanamayacak. Trump, kavramlara saldırarak insan bilimlerine, sosyal bilimlere ve çevre bilimlerine dönük eleştirel çalışmaları dinamitlemek istiyor. Alınan karar, şimdilik 200 terimden oluşan bir yasak listesine göre uygulanacak. Listede, LGBT, eşitlik, kutuplaşma, sosyal adalet, iklim krizi, ayrımcılık gibi terimlerin yanı sıra kadın sözcüğü bile var .

Eril kültürün cisimleşmiş hali olan Trump’ın değersizlik ve dışlanmışlık duygusu taşıyan düşük gelirlilerin oylarıyla başkan seçilmesi dikkate alınması gereken bir olgu. Eril kültür, bu kesimler açısından bir aidiyet sığınağı işlevi görüyor denebilir. Yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik gibi nedenlerden ötürü lümpenleşen kitle insanı, kendini eril kültürün kodlarıyla tanımlıyor. Bu olgu, kapitalizmin mafyalaştığının da önemli bir göstergesi. Yoksa yoksul kitleler, hukukla, demokrasiyle kavgalı olan otoriter liderleri rol model olarak benimseyebilir miydi? Dolayısıyla kitle insanını öfkesini boşaltacağı iç düşmanlara yönlendiren Trump ve benzeri faşist liderlerin tercih edilmesi sürpriz değil. İç düşman bazen göçmenler, bazen LGBT bireyler, bazen de entelektüeller oluyor. Böylelikle baş düşman kapitalizm gözlerden uzak tutuluyor. Eril kültürü erkek bireylerle özdeş tutup cinsiyet odaklı çıkarımlar yapmak da kapitalizmi aklamaya yarıyor. Bu bağlamda vurgulanması gereken, temel insani gereksinimlerin karşılandığı sosyalist bir düzende eril kültürün yaşam alanı bulamayacağıdır. Toplumun tüm bireylerini eşitlik ilkesi gereğince kapsayan bir düzende insandaki olası değersizlik ve dışlanmışlık duygusu, sosyolojik değil ancak psikolojik bir olgu olarak tanımlanabilir.

Trump, terimleri sansürlerken söylemleriyle de yeni hakikat kurguları dayatıyor. Örneğin geçenlerde Meksika Körfezi’nin ismini Amerika Körfezi olarak değiştirdiğini ilan etti. Bunun üzerine Google da üzerine düşeni yapıp Meksika Körfezi başlığının yanına parantez içinde Amerika Körfezi ibaresini ekledi!

Görünen o ki arama motorlarındaki verileri kullanan yapay zekâ, tekçi bir bakış açısıyla dizayn edilmek isteniyor. Ana akım verilerin egemen olduğu, eleştirel kaynakların ise sansürle ve algoritmik hilelerle kısıtlandığı bir dijital medya düzeni hedefleniyor. Bu oyunun başrolündeyse Google’ın olacağı şimdiden belli.

ABD, geçmişten günümüze Hollywood filmleri, haber ajansları, yayın kuruluşları ve ticari markaları aracılığıyla küresel iletişim düzenindeki hegemonyasını sürdürüyor.
Fransa’da yapılan bir araştırmadan elde edilen veriler, kamuoyu algısının hegemonik güç tarafından etkin biçimde yönetildiğini kanıtlar nitelikte. Yetmiş yıl arayla, farklı
deneklere sorulan ortak soru şöyle: “ 1945 yılında Hitler Almanyası’ nın yenilgisinde en çok katkısı olan ülke sizce hangisidir? ”
1945 yılında verilen yanıtlara göre Sovyetler Birliği: %57, ABD: %20;
2015 yılında verilen yanıtlara göre ise Sovyetler Birliği: %23, ABD: %54 olarak ölçülmüş.

Bu veriler, ABD’nin 2. Dünya savaşından sonra yürüttüğü küresel propagandayla hakikati kendi lehine çarpıttığının somut bir göstergesi.

Bugün de Trump, siber teknolojiyi ve yapay zekâyı faşizan yöntemlerle denetim altına alıp ABD hegemonyasını pekiştirmeye çalışıyor.

Dijital medyada muhalefeti etkisizleştirmeyi hedefleyen küresel ve yerel ölçekli tüm girişimlere karşı bundan böyle çok daha uyanık olmak gerekiyor. Korkarım ki yakın bir gelecekte muhalif ya da bağımsız medya, kamuoyu oluşturma gücünü geliştirmeyi değil korumayı tartışmak zorunda kalacak.

[1] https://theconversation.com/trump-2-0-interdire-de-dire-pour-mieux-empecher-de-penser-252129?utm_medium=article_native_share&utm_source=theconversation.com

[2] https://www.ifop.com/publication/la-nation-qui-a-le-plus-contribue-a-la-defaite-de-lallemagne/

Reklam

Önceki Haberler

Kayseri’deki TOKİ şantiyesinde çalışan işçiler yeni yıla iş bırakarak başladı

Kayseri'de bulunan TOKİ şantiyesinde taşeron firmaya bağlı çalışan inşaat işçileri ödenmeyen ücretleri için, iş bıraktı.

2 Ocak 2026 18:48

AKP’ye geçen Bayrampaşa belediyesinde işçi kıyımı

Seçilmiş Belediye Başkanı Hasan Mutlu’nun tutuklanmasının ardından AKP'ye geçen Bayrampaşa Belediyesi'nde işçi kıyımı sürüyor. İşten…

2 Ocak 2026 18:25

CHP’den “Kılıçdaroğlucuyum” diye istifa eden vekil AKP’ye katılıyor

Partisine Komisyon'da gösterdiği tepkinin ardından ihracı istenen ve beklemeden CHP'den istifa eden Mersin Milletvekili Hasan…

2 Ocak 2026 18:05

Tayfun Kahraman hastaneye kaldırıldı

Gezi davasından hapiste tutulan Tayfun Kahraman'ın Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne yatırıldığı öğrenildi.

2 Ocak 2026 17:36

IŞİD Yalova’da dernek adı altında faaliyet yürütmüş: Şikayetlere rağmen çalışma yapmışlar

Yalova’da öldürülen IŞİD mensubu Zafer Umutlu’nun amcası Metin Umutlu, yılbaşından 3 gün önce polise, yeğeninin…

2 Ocak 2026 15:47

İstanbul’un zam şampiyonu belli oldu

İstanbul'da, aralıkta fiyatı en çok artan ve azalan ürünler açıklandı. Antiseptik sağlık ürünleri zirvede yer…

2 Ocak 2026 14:35
Reklam