Reklam

Gericilik döneminde kadınlar ya da reel sosyalizm sonrası kadınlar için ne değişti?

Reklam

Semiha Günal

Geçtiğimiz günlerde Dünya Ekonomik Forumunun hazırladığı “2024 yılı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği” raporu yayımlandı. Tüm dünyada kadın erkek eşitsizliği devam ediyor; elbette ülkemizde de. Türkiye 40 Avrupa ülkesi arasında sonuncu sırada, 146 ülke arasında da yüz yirmi yedinci sırada. Yani değişen pek bir şey yok eşitsizlik durumlarında. Yıllardır çeşitli önlemler alınmasına rağmen reel sosyalizm dönemindeki eşitlik hala yakalanamadı.

Bilindiği gibi reel sosyalizmin sonlanması ve neoliberal ekonomi politikalarının uygulanmaya başlamasıyla tüm dünyada ve ülkemizde sosyal devlet ve ona özgü sosyal politikalar modeli de tasfiye olmuş kamusal hak ve görev nosyonu yerine bireylerin kendi kurtuluşlarını sağlamalarına yönelik politikalar geliştirilmiştir. Reel sosyalizm sonrası sosyalist kamp yok olunca kapitalizm giderek vahşileşmiş, bu çerçevede sınıfsal ihtiyaç ve talepler de emek sermaye ilişkisinin dışına taşınarak ikincilleştirilmiştir. Sosyalizmin ilerici basıncı bitince tüm dünyada bir gericileşme, otoriterleşme, faşizm baş göstermiş, kapitalist ülkelerde emekçilerle birlikte kadının konumu da daha daha geriye düşürülmüştür.

2015 yılında BBC News Türkçe’de [1] bir haber çıkmıştı. Habere – UNDP raporuna dayandırıyordu- göre Avrupa’daki bazı eski sosyalist ülkeler ve Orta Asya’daki eski Sovyet Cumhuriyetlerinde eşitsizlikler artmış ve ortalama yaşam süresi kısalmıştı. 1960 yılında bu bölgelerdeki erkek ve kadınlar küresel ortalamanın 12-14 yıl üstünde yaşarken 2012 yılında aynı bölgelerde ortalama erkek-kadın ömrü küresel ortalamanın 2 yıl altına düşmüştü. Kadınlar ve erkekler arasındaki gelir eşitsizliği de küresel ortalamanın oldukça altına düşmüştü. Ortalama ömür de gelir eşitliği de sosyo-ekonomik yapıdan etkilenen faktörlerdir. Bunlara bebek ölüm oranını da ekleyebiliriz.

Bir parantez açalım; günümüzde kadın örgütlerinin mücadele alanına bakılırsa, kadınlar ve erkekler arasında eşitsizliğin yok edilmesi, kadının toplumsal yaşamdaki konumunun yükseltilmesi, kadına yönelik şiddetin son bulması ve kadının bedeni ile ilgili kararları kendisinin vermesi gibi konular görülmektedir. Feminist kadın örgütlerinin çoğu kadın erkek eşitsizliğin sorumluluğunu “ataerki”ye yüklemekte ve sınıfsal farklılıklardan neredeyse hiç söz etmemektedir. Var olan kültüre ve kurumlara kadını sınıf değil, cins olarak ezdiği için karşı çıkan feminist örgütlerin özel mülkiyetle, egemen sınıfın ideolojisiyle ve kültürüyle pek fazla derdi bulunmamaktadır.  Bu durumda da kadınların talepleri kapitalizmi pek rahatsız etmediği gibi, düzeni de pek bozmamaktadır. Oysa “Özgür kadın” isteği ne yazık ki kadının maddi koşullarını iyileştirmeden, “Eşit Kadın” isteği ne yazık ki kadınların işgücü içinde bir avuç olmasıyla, “Kendini gerçekleştiren kadın” isteği de ne yazık ki kendi bedeni ya da hayatına, evlenip evlenmemeye, çocuk doğurup doğurmamaya karar vermeden gerçekleşmiyor.

Dönelim yine UNDP’nin raporuna ama sosyalizm sonrası o ülkelerde sadece ortalama ömrün kısalması ya da gelir eşitsizliği değil pek çok kazanımın da birer birer yok olduğunu gözlemeye.  Sosyalizm kadının eve hapsedilmesini, kamusal alandan itilmesini kabul etmemiş ve devrimden hemen sonra kadın erkek eşitliğini ilan etmiştir. Cinsiyetçi iş bölümü ortadan kalkmış, (aradan geçen 35 yılda üretim araçları bunca gelişmesine ve cinsiyetçi iş bölümüne hiç gerek kalmamasına rağmen ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde yoğun bir biçimde sürmektedir) kadınlar pek çok alanda erkeklerle aynı işlerde çalışmaya başlamış ve kadın işsizliği ortadan kaldırılmıştır. Kadınların toplumsal hayata tam katılımı için pek çok önlem alınmıştır. Bugün bizim hala mücadele ettiğimiz kadın emekçiler için kreş hakkı, süt izni, doğum izni, eşit işe eşit ücret, pek çok hak sosyalizmde kazanılmıştı.

Reel Sosyalizmin sonlanması ve Sovyetler Birliğinin dağılması ile oluşan bağımsız devletlerde kapitalizmle birlikte gerçekleşen değişiklikler o ülkelerde yaşayanların ama özellikle de kadınların statüsünü doğrudan etkilemiştir. Sosyalizm döneminde hayatın her alanında çalışkan ve üretken, aile içindeki konumu onurlu ve değerli, çocuklarının eğitimini ve geleceğini devlete emanet etmiş ve gelecek endişesi taşımayan, sanatla, kitaplarla, müzikle içli dışlı kadın, şimdilerde evde çocuklarının geçimi için nerede iş bulursa çalışmak zorunda olan, ev işlerine yönelmiş, erkekler karşısında onuru zedelenmiş, geleceğe endişe ile bakan bir kadın haline gelmiştir.

1993 yılında yapılan istatistiklere göre göre, Orta Asya’daki eski Sovyet devletlerinde işsizlerin %67- 79’u (bölgelere göre değişse de) kadınlar olmuştur. Satın alma gücündeki düşüş özellikle kadınlar ve çocuklarda beslenme yetersizliğine yol açmıştır. Sosyal güvenlik ve sağlık sistemlerindeki gerileme kadınların sağlığının bozulmasına, anne ve bebek ölümü oranı artmasına neden olmuştur. Sosyal yardımın azalması, sosyal koruma sisteminin çökmesi öncelikle kadınları zor durumda bırakmıştır. Çocuk yuvalarının, kreşlerin sayısının azalması, çocuk bakım evlerinin özelleşmesi, fiyatlarının yükselmesi kadınlara özel zorluklar çıkarmıştır.[2] Böylece özgürlükleri ve eşitlikleri ellerinden alınan kadınların -erkeklerin de elbette- ortalama ömürleri kısalmıştır.

Eşit yurttaşlık, onurlu bir yaşam, kendini gerçekleştiren, özgür kadınlar istiyorsak yönümüzü Avrupa’nın giderek gericileşen ve faşistleşen kapitalizmine değil sosyalizme döndürmeliyiz.

[1] https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/01/150122_undp_rapor

[2] Milyausha Rizvanova https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/49864.pdf

Reklam

Önceki Haberler

Boykot dedin haydi nezarethaneye!

Sosyal medyadan boykota destek veren oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu dahil 11 kişi gözaltına alınarak emniyete…

3 Nisan 2025 12:10

TRT sanatçıları hedef almaya devam ediyor: Boran Kuzum oynayacağı diziden çıkarıldı

TRT, boykot çağrısına destek verdikleri gerekçesiyle kanallarındaki dizilerde rol alan sanatçıları projelerden çıkartmaya devam ediyor.

2 Nisan 2025 22:55

ODTÜ’lü öğrencilerden atanmış rektör Ahmet Yozgatlıgil’e istifa çağrısı

ODTÜ öğrencileri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına karşı başlatılan eylemlerde uğradıkları şiddet ve gözaltılarla…

2 Nisan 2025 15:35

İBB raporu ortaya çıkardı: Eski bakan Nebati’nin yeğeninin eşi 71 milyon TL’lik kamu zararına yol açtı

İBB'nin raporunda eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin yeğeninin eşine ait şirketin 32 ihale…

2 Nisan 2025 15:17

Boykot çağrısı yapan Aybüke Pusat, Teşkilat dizisinin kadrosundan çıkarıldı

TRT'de yayınlanan Teşkilat adlı dizinin başrol oyuncularından Aybüke Pusat, boykot çağrısı yaptığı gerekçesi ile dizi…

2 Nisan 2025 15:00

TKH: Korkmayın bu daha başlangıç: Bugün boykot, yarın grev!

Türkiye Komünist Hareketi (TKH), bir açıklama yayımlayarak öğrencilerin başlattığı ekonomik boykota destek vererek "Korkmayın bu…

2 Nisan 2025 13:57
Reklam