Reklam
Kategoriler: Gündem

Ahmet Özer’e 6 yıl 3 ay hapis cezası

Reklam

Kayyım atanan eski Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, İstanbul’da görülen “kent uzlaşısı” davasında dün hâkim karşısına çıkarıldı. 30 Ekim 2024 tarihinde gözaltına alınan ve tutuklanan Özer için, “silahlı terör örgütü üyesi olma” suçlamasıyla 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Davanın görüldüğü Silivri’de, ana muhalefet partisi lideri Özgür Özel de dayanışma göstermek amacıyla hazır bulundu.

CEKET POLEMİĞİ

Duruşma sırasında Ahmet Özer, savunmasına geçerken sıcaktan dolayı ceketini çıkartmak istediğini belirterek mahkeme heyetinden izin talep etti. Mahkeme başkanı ise, “Polemiklere yer olmamak şartıyla çıkarabilirsiniz” dedi. Özer ise, “Terledim de ondan” ifadesini kullandı. Ardından mahkeme başkanı, “Nasıl rahat edecekseniz öyle savunma yapın” diyerek ceketini çıkarmasına onay verdi.

Savcının mütalaasını yinelemesinin ardından Ahmet Özer savunmasına başladı.

Özer’in savunması şu şekilde:

“Hakkımda tamamen mesnetsiz suçlamalarla açılan ve sayın Mahkemenizde görülen davanın şimdiye kadar yapılan üç celsesinde, iddianamenin dayanağı olan tüm hususların, hakkımdaki suçlama açısından delil olarak değerlendirilemeyecekleri gerçeği tüm açıklığıyla ortaya çıkmış, bu sözde deliller gerek tarafımca gerek avukatlarımca gerekse de bizzat sayın Mahkemenizin topladığı deliller ve dinlediği tanıklarla açıkça çürütülmüştür.

Öyle ki iddianamenin dayandığı delillerin oluşa ve hukuka aykırı olduğu, bu sözde delillerin bu halleriyle dahi suçlamaya dayanak olamayacakları, esasen suçlamanın da çok büyük oranda gizli tanık beyanlarına dayandırılarak kurgulandığı, oysa bu beyanların da açıkça maddi gerçeklerle çeliştiği, delil olarak gösterilen hususların hiçbirisinin örgüt üyeliği isnadına dayanak yapılamayacakları ve böylelikle ileri sürülen isnatların hiçbir gerçekliklerinin bulunmadığı hususları tekrar tekrar ispatlanmıştır. Geldiğimiz nokta itibariyle hakkımdaki terör örgütü suçlamasının ne derece mesnetsiz olduğu, bu suçlamaya dayanak olarak gösterilen delillerin, iddiaları ispatlamak şöyle dursun, bu konuda basit bir şüphe dahi oluşturamadığı tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkmıştır.

Dosyaya sunulan özgeçmişime ve yayınlarıma dair belgeler ise bir akademisyen, siyasetçi ve ülkenin en büyük ilçesinin belediye başkanı olarak ismimin terör ile yan yana getirilemeyeceği gerçeğini bir kez de hakkımdaki bu dava münasebetiyle tescil etmiştir. Bu haliyle, yapılan yargılama çerçevesinde hakkımda iddianame ile ileri sürülen terör örgütü üyeliği iddiasının tamamen gerçekdışı olduğu sübut bulmuştur. Buna rağmen bir önceki celse üzülerek dinlediğim esas hakkında mütalaada, iddianamedeki bu mesnetsiz iddia ileri sürülmeye devam edilmiş, bu iddianın dayanağı olan sözde delillerin tek tek çürütüldüğü gerçeği tümüyle göz ardı edilmiş, iddianamede temelsiz şekilde ortaya atılan hayali senaryo harfiyen tekrar edilmiştir.

Bu durum da maalesef iddia makamının, iddianamenin önyargılı ve sübjektif tutumunu benimsediğini, yargılama sırasındaki hiçbir savunmayı dikkate almadığını ve toplanan delilleri göz ardı ettiğini göstermesi itibariyle esef vericidir. Bu itibarla daha önceki aşamalarda yaptığım savunmaları toparlayarak ve gözden geçirerek sayın Mahkemenizin bilgisine sunar ve bu mesnetsiz iddia karşısında hakkımda beraat kararı verilmesini talep ederim.

“TERÖR İLE İLİŞKİLENDİRİLMEYİ BİR ZÜL OLARAK GÖRÜYORUM”

“Daha evvelden herhangi bir sebeple yargılanmamış olan 64 yaşındaki bir akademisyen ve siyasetçi olan şahsım, sayın Mahkemeniz huzurunda bugün her nasılsa “terör örgütüne üyelik” gibi açıkça dayanaksız ve hatta mantıksız bir isnat sebebiyle yargılanmaktayım ve bu yargılamada artık karar aşamasına gelinmiştir.

Maalesef bu yargılamadan önceki soruşturma sürecinde ve yargılamanın ilk kısmında hayatımın 255 gününü, bu mesnetsiz iddia yüzünden tek kişilik bir koğuşta ve dört duvar arasında, en temel hakkım olan “kişi özgürlüğünden” tamamıyla mahrum bir şekilde geçirmek zorunda kaldım. Bunun, benim gibi bir aydın için ne derece büyük bir acı olduğunu tahmin edemezsiniz.

Bu süre zarfında, tam olarak hangi sebeplerle ve hangi isnatlarla bu muameleye maruz kaldığım sorusunu kendime defalarca kez sormama rağmen maalesef makul hiçbir yanıt bulamadım. Nihayet anlaşıldı ki aslında elle tutulur hiçbir delil bulunmamasına rağmen “terör örgütü üyeliği” gibi bir isnatla hakkımda tutuklama kararı verilmiş, buna gerekçe yapılan sözde deliller avukatlarımca tek tek çürütülünce yeni deliller aranmış ve fakat nihayetinde varılan noktada, gerçekten şahsımı suçlamaya elverişli hiçbir delil bulunamamasına rağmen yine de afaki iddialarla düzenlenen bir iddianame ile dava açılmak zorunda kalınmıştır.

Esasen bu derece haksız ve mesnetsiz bir suçlama için hiçbir delilin bulunamaması son derece normaldir; zira “olmayan” şeyin “bulunması” da mümkün değildir! İddianame ekinde yer alan tüm sözde deliller ise yukarıda da ifade ettiğim gibi gerek tarafımca gerek avukatlarımca gerekse de bizzat sayın Mahkemenizin topladığı deliller ve dinlediği tanıklarla açıkça çürütülmüştür.

Buna rağmen bir önceki celse üzülerek dinlediğim esas hakkında mütalaada iddianamedeki bu mesnetsiz iddia ileri sürülmeye devam edilmiş, bu iddianın dayanağı olan sözde delillerin tek tek çürütüldüğü gerçeği tümüyle göz ardı edilmiş, iddianamede temelsiz şekilde ortaya atılan hayali senaryo harfiyen tekrar edilmiştir.

Şahsımın, esas hakkında mütalaada tekrarlanan bu mesnetsiz iddiaları kabul etmesi elbette olanaksızdır. Aşağıda bu iddiaları, şimdiye kadar defalarca kez yaptığım gibi, yeninden, tek tek çürüteceğim.

Ancak buna geçmeden önce şimdiye kadar defaatle tekrarladığım bir gerçeği yeniden dile getirmeyi bir görev iktiza ediyorum:

Benim bir terör örgütüne değil üye olmam, ismimin birlikte anılması dahi olanaksızdır.

Akademik camia ve üyesi olduğum CHP dışında hiçbir aidiyetim yoktur.

İrademi kimseye, hele ki hiçbir örgüte teslim etmedim, asla da etmem.

Bitmesi için yıllardır mücadele etmeme rağmen bugün terör ile ilişkilendirilmeyi bir zül olarak görüyorum.

Bir bilim insanı ve barışsever bir yurttaş olarak; hayatım boyunca hiçbir terör örgütüne üye olmadım, fikir ve yöntemlerini asla benimsemedim, terör dahil her türlü 3 şiddetin, fikren her zaman karşısında oldum. Daima, barış içinde birlikte yaşamanın önem ve kıymetine vurgu yaptım, terör ve şiddetin asla bir çözüm metodu olmadığını ifade ettim.

Tutukluluğum süresince dahi bu gerçeği dile getirmekten hiç usanmadım. Bu süreçte yazdığım tüm yazılarda terörün sonlandırılması ve kardeşlik ikliminin geliştirilmesi gereğinden, bu nedenle yeni bir çözüm sürecine duyulan ihtiyaçtan söz ettim. Tahliye olduktan sonra da ülkemizde yeniden yeşeren barış umuduna katkı yapabilmek, ekilen barış fidanını tüm ülkemizi kaplayan ve hepimizin gölgesinde huzur içinde yaşayacağı dev bir ağaca dönüştürmek için sağlayabileceğim tüm düşünsel katkıları sunmaya çalıştım. Bu süreçte, çözüm sürecinin önde gelen aktörleri ile görüşüp sürece olan desteğimi ve tüm Türkiye halklarının mutluluğunun, barış içinde birlikte yaşamaktan geçtiği, barışla birlikte büyük ve güçlü bir Türkiye’nin sadece Türkler değil Kürtler için de yegane çare olduğu gerçeğini her fırsatta dile getirdim.

Bugün de bu fikirlerimden vazgeçmiş değilim, hayatım boyunca da her koşulda ve bedeli benim açımdan ne olursa olsun, barış ve kardeşliği savunmaya devam edeceğim.

Dolayısıyla, hakkımda esas hakkında mütalaada dile getirilen açıkça mesnetsiz isnatları kabul etmem elbette olanaksızdır.

Bu iddialar tümüyle gerçekdışıdır.

Bu gerçeğin, sayın Mahkemenizin vereceği beraat kararı ile de tescilleneceğine olan umudum tamdır.”

“KONUT HAKKIM İHLAL EDİLDİ”

“30 Ekim’de konut hakkım ihlal edildi, bütün dijital materyallerime el konuldu. Ben sorgu hakimliğine çıkmadan kayyum haberleri yayıldı. Bu da aslında bu soruşturmanın niyetini ortaya koyması açısından manidardır.”

“BÖYLE BİR ZEMİNDE BARIŞ SÜRECİ NASIL SAĞLANACAKTIR?”

“Bana kollukta ve sorguda sorulmayan, bir gecede icat edilmiş bir gizli tanıkla suçlama yöneltilmektedir.

Otuz beş yıllık akademik kariyerime bakıldığında, benim terörle yan yana gelmeyeceğimi sokaktan geçen biri bile söyleyebilir. Belediye başkanı olduktan sonra mı terör örgütüne üye oldum?

Hukuktan başka sığınacak bir dalımız yoktur. Bizi halk yapan temel çimento hukuktur.

Bugün bu süreç içerisinde yargılanmıyoruz; adeta cezalandırılıyoruz. On iki yıl önce, benim tarafı olmadığım bir görüşmede İmralı’da adım geçtiği için yargılanıyorum. Böyle bir zeminde barış süreci nasıl sağlanacaktır? Bana göre barış ve huzuru sağlayabilecek en yetkili kurumların başında yargı kurumları gelmektedir. Bu nedenle yargının tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini söylüyoruz. Deliller tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açık ve net olmalıdır.”

“AHMET ÖZER’DEN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ DEĞİL; BARIŞIN VE BİRLİĞİN TEMİNATI ÇIKAR”

“Hakkımdaki iddiaları, daha önce de yaptığım gibi, yeniden tek tek çürüteceğim.

Hayatım boyunca hiçbir terör örgütüne üye olmadım; aksine her zaman karşısında durdum. Şiddetin asla bir çözüm olmadığını defalarca ifade ettim. Bunların tamamı geçmişimde sabittir. Yeni bir çözüm sürecine duyulan ihtiyaçtan söz ettim. Tahliye olduktan sonra da barış süreci için bir gün bile durmadan, üzerime düşeni yapmak adına çaba sarf ettim.

Tüm bunları yapan birinden nasıl bir terör örgütü üyesi çıkaracaksınız? Ahmet Özer’den terör örgütü üyesi değil; barışın ve birliğin teminatı çıkar.

Aldığım elektrik süpürgesinden, kiracının yatırdığı kira parasına; incir satın aldığım yere kadar birçok husus dosyada terörle iltisaklıymış gibi gösterilmiştir.”

“KİMİ BULMUŞLARSA DOSYAYA KOYMUŞLAR”

“On üç yıl boyunca, bir trol ağı üzerinden telefonlarım dinlenmiş.

Pervin Buldan ile görüştüm. Pervin Buldan her gün Cumhurbaşkanı ile görüşüyor. O suçlu değil de ben Pervin Buldan’ı aradığımda mı suçlu oluyorum?

Tahliye olduktan sonra yaklaşık yüz bin kişi bana “geçmiş olsun” ziyaretine geldi. Ben o insanların suçlu olup olmadığını nereden bilebilirim? Bundan dolayı ben nasıl suçlanabilirim?

Tuncer Bakırhan bir partinin genel başkanıdır ve şu anda Cumhurbaşkanı ile görüşmektedir. Prof. Dr. Şükrü Aslan hâlen bir üniversitede görev yapmaktadır. Prof. Dr. Sinan Bayram bu ülkenin en önemli isimlerinden biridir. Kimi bulmuşlarsa dosyaya koymuşlar.

Aynı tarihlerde Van Valisi, şu anda İçişleri Bakan Yardımcısı olan Münir Karaalioğlu ile görüştüm. Bir rapor hazırladım ve bu raporu dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a sundum. Bunlar neden dosyada yer almıyor?

Süleyman Soylu beni çalışmalar için çağırdı. Bunlar neden dosyaya konulmamış?”

“DEVLET VATANDAŞA TUZAK MI KURUYOR?”

“On iki yıl önce, Remzi Kartal ile 29–30 Ağustos tarihlerinde 14 kez irtibat kurduğum tespit edildiği öne sürülüyor. Kırmızı kategoride aranan deniliyor. Bu cümlede iki tane yalan var. Sizin yazdığınız yazıda “kırmızı bültenle aranmıyor” deniyor. İkincisi, ben Remzi Kartal ile hiç telefonla görüşmedim.

İçeriği ve ilişkisi belli olmayan telefon görüşmeleriyle yargılanıyorum. Ben terör örgütü üyesiysem, 14 yılda iki kez mi telefonla görüşmüşüm?

Kaldı ki Remzi Kartal dediğiniz kişi her gün gazetecilerle konuşuyor. Hüseyin Yayman AK Parti MKYK üyesidir. Aynı tarihlerde Yayman, Remzi Kartal ile yemek yemiştir. Kendini savunmak için “akademisyenim” demiştir. Peki ben neyim? Bu akla ve mantığa sığar mı?

Aynı Hüseyin Yayman, İmralı’da Öcalan ile görüşen heyetin içinde yer almıştır. Medya-Der diye bir derneği ziyaret etmişim. Bu dernek PKK ile müzahir haldeymiş. Peki bu derneği neden kapatmıyorsunuz? Devlet vatandaşa tuzak mı kuruyor? Seçim sürecinde uğramış olmamı suçlama olarak karşıma getiriyorlar.

Para hareketleri dosyaya konulmuş. Benim öz be öz kardeşim Azad Özer’dir. Annem ile birlikte Van’da yaşamaktadır. Ben Azad Özer’e kurban parası göndermişim ve “kurban parası” diye de yazmışım. Sorun nedir? Azad Özer ile ilgili bir dava açılmış ancak “kovuşturmaya yer yoktur” denilerek dosya kapanmıştır. Buna rağmen dosyaya suçlu gibi konulmuştur. Benim öz be öz kardeşimdir.”

KARAR AÇIKLANDI

Mahkeme heyeti 1 saatlik aranın ardından kararını açıkladı. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Reklam

Önceki Haberler

The New York Times’tan dikkat çeken başyazı: Trump 1 milyar 408 milyon 500 bin doları nasıl cebe indirdi?

The New York Times, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde makamını kişisel servetine dönüştürdüğünü…

23 Ocak 2026 15:32

MESEM’den sonra şimdi de çocuklar sermayenin emrine veriliyor

MESEM'de iş cinayetleri sürerken çocukları sermaye için çalıştıracak bir protokol de Kütahya'da imzalandı.

23 Ocak 2026 15:12

Esat Yontunç ‘yurtdışı yasağı’ konularak serbest bırakıldı

Acun Ilıcalı'nın en yakın arkadaşlarından olan, Acun Medya Koordinatörü Esat Yontunç dün gözaltına alınmıştı. Yontunç,…

23 Ocak 2026 14:51

Migros depo işçileri düşük zam dayatmasına karşı eylemde

Migros’un İstanbul, İzmir ve Adana’daki depolarında çalışan işçiler yüzde 28’lik zam dayatmasına karşı iş bıraktı.

23 Ocak 2026 14:06

Saray’dan sigaraya dev zam: Paketi 300 lirayı bulabilir

Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, tüketimi azaltmak için sigara paket fiyatının…

23 Ocak 2026 14:00

Diyanet’in cuma hutbesinde “yeni nesil çeteler” göndermesi ve akran zorbalığı vurgusu

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu haftaki cuma hutbesinde “akran ilişkileri” başlığı altında gençler arasındaki zorbalık, şiddet…

23 Ocak 2026 13:53
Reklam