Akbelen'deki talana yargı freni
Akbelen Ormanı’nda acele kamulaştırma kararına karşı açılan davada Danıştay yürütmeyi durdurdu. Kararın ardından nöbet alanına giden köylüler, şirket bölgeden gidene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
Akbelen Ormanı’nda acele kamulaştırma kararına karşı açılan davada Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi. Danıştay 6. Dairesi, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerine kömür sağlanması amacıyla alınan Cumhurbaşkanlığı kararının, davaya konu taşınmazlar yönünden yürütmesini oybirliğiyle durdurdu.
Mahkeme kararında, acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğuna dikkat çekilerek enerji üretimi ve ekonomik gerekçelerin tek başına “acelelik” şartını karşılamadığı belirtildi. Danıştay ayrıca Cumhurbaşkanlığı kararının uygulanması halinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğabileceğine hükmetti.
KÖYLÜLER TRAKTÖRLERLE NÖBET ALANINA GELDİ
Danıştay kararının ardından köylüler traktörlerle konvoy oluşturarak nöbet alanına geldi. Burada yapılan açıklamada İkizköylülerin avukatları, kamulaştırma işlemine dayanılarak yürütülen süreçlerin hukuki dayanağını kaybettiğini belirtti. Avukatlar ayrıca Akbelen direnişi sırasında tutuklanan Esra Işık’ın serbest bırakılmasını istedi.
NEJLA IŞIK: AYM’DEN DE AYNI KARARI BEKLİYORUZ
Kararın ardından köylüler traktörlerle konvoy oluşturarak nöbet alanında bir araya geldi. İkizköy Muhtarı Nejla Işık kararın yalnızca İkizköy için değil, Türkiye’de yaşam alanlarını savunan herkes için önemli olduğunu belirtirken, yıllardır süren hukuk ve yaşam mücadelesinin sonuç verdiğini söyledi.
“Yedi yıldır gecemizi gündüzümüze kattık. Ankara yollarını, Muğla yollarını defalarca aşındırdık. İlk kez bu kadar güzel bir haberi paylaşmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu kazanım dayanışmanın ve birlikte direnişin sonucu. Türkiye’nin her yerinde havasını, suyunu, toprağını koruyan herkese vazgeçmeyin diyoruz. Köylüler, işçiler, çiftçiler, emekliler kazanacak; şirketler kaybedecek” ifadelerini kullandı. Işık aynı kararı Anayasa Mahkemesi’nden de beklediklerini aktararak şirketler bölgeden tamamen çekilene kadar mücadeleyi bırakmayacaklarını söyledi.
CEZAEVİNDEKİ ESRA IŞIK’IN MEKTUBU OKUNDU
Muhtar Nejla Işık, cezaevinde bulunan kızı Esra Işık’ın gönderdiği mesajı okudu. Esra Işık, mektubunda “Bizim bu topraklara olan inancımızı umudumuzu kimse çalamayacak demiştik. Biz bu memleketin gerçek sahibiyiz. Biz haklıyız ve kazanacağız diyerek çıktığımız bu yolda yürütmeyi durdurma kararı ekmek gibi, su gibi, nefes gibi geldi hepimize” dedi. Esra Işık “Anayasa Mahkemesinden de zeytinimizin, toprağımızın, geleceğimizin kaderini belirleyecek durdurma kararını bekliyoruz” dedi.
Esra Işık mektubunda şu ifadelere yer verdi: “Şimdi mücadeleye daha sıkı tutunup büyütme zamanı. Akbelen’in geleceği, bu güzel memleketin de geleceğidir. Bu topraklar, bu gelecek hepimizin demeye devam edeceğiz. Geri adım atmak yok vazgeçmek yok. Evimiz de toprağımız da bizimdir. Limak defol bu topraklar bizim.”
“HAKLI DİRENİŞ KAZANDI”
İkizköylülerin avukatları Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca “Haklı direniş kazandı” derken Danıştay kararının Akbelen’de verilen mücadelenin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi. Avukatlar “Yaşam alanlarını savunanlar karşısında konumlanan tüm uygulamalar yargı kararıyla bir kez daha sorgulanmış ve hukuka aykırılığı tescillenmiştir” dedi.
Kararın gereğinin derhal yerine getirilmesi gerektiğini belirten avukatlar “Elde edilen yargı kararı havayı, suyu, toprağı, kısaca doğasıyla birlikte onurlu yaşamlarını korumak için direnen müvekkillerimizin yılmadan sürdürdükleri mücadelenin yani Akbelen direnişinin kazanımıdır” ifadelerini kullandı. Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca son olarak “Bunun ülkemiz için hakların güvenceye alındığı yaşamın korunduğu bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz” dedi.
CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Avukat Remzi Kazmaz, Akbelen Ormanı’nda acele kamulaştırma kararına ilişkin Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararının “Türkiye için emsal niteliğinde” olduğunu söyledi. Kazmaz, kararın yalnızca birkaç parsel için alınmış bir yürütmeyi durdurma kararı olmadığını, acele kamulaştırma uygulamalarına karşı hukukun çizdiği sınırı ortaya koyduğunu belirtti.
Kazmaz, Danıştay 6. Dairesi’nin, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerine kömür sağlanması amacıyla alınan acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurduğunu hatırlatarak, “Maden üretimine duyulan ekonomik ihtiyaç, tek başına acele kamulaştırma gerekçesi olamaz” dedi.
“ACELE KAMULAŞTIRMA İSTİSNAİ BİR YÖNETEMDİR”
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine dikkat çeken Kazmaz, acele kamulaştırmanın olağan bir yöntem olmadığını ifade etti. Kazmaz, “Acele kamulaştırma; savaş, milli müdafaa, olağanüstü kamu düzeni ihtiyacı veya gerçekten istisnai hallerde başvurulabilecek ağır bir müdahale yoludur” dedi.
Danıştay’ın kararında da bunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Kazmaz, “Bir taşınmazın maden için gerekli olması, enerji üretimi için ekonomik değer taşıması veya şirketin üretime devam etmek istemesi, acele kamulaştırmanın şartlarını kendiliğinden doğurmaz” ifadelerini kullandı.
“KAMU YARARI ŞİRKET YARARINA İNDİRGENEMEZ”
Kararda kamu yararı kavramının yalnızca ekonomik hesaplarla değerlendirilemeyeceğini belirten Kazmaz, “Kamu yararı; insanın yaşam hakkını, sağlıklı çevrede yaşama hakkını, mülkiyet hakkını, tarımsal üretimi, zeytinlikleri, su kaynaklarını ve köylünün geçim hakkını birlikte değerlendirmeyi gerektirir” dedi.
Kazmaz, “Bir şirketin kömür üretimine devam etmesi için köylünün toprağına, zeytinliğine ve yaşam alanına acele biçimde el konulması gerçek anlamda kamu yararı olarak sunulamaz. Kamu yararı, şirket bilançosunun büyümesi değil halkın yaşam hakkının korunmasıdır” diye konuştu.
“ZEYTİN AĞACI YAŞAMIN ADIDIR”
Akbelen’deki sürecin yalnızca bir kamulaştırma meselesi olmadığını ifade eden Kazmaz, Anayasa’da güvence altına alınan mülkiyet hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve ormanların korunması ilkelerine dikkat çekti.
“Zeytinlik sadece ekonomik bir ürün değildir” diyen Kazmaz, “Zeytin ağacı bu topraklarda yaşamın, emeğin, üretimin, hafızanın ve kültürün adıdır. Bir zeytin ağacını yerinden sökmek yalnızca bir ağacı yok etmek değildir” ifadelerini kullandı.
Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararının yalnızca Akbelen için değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yürütülen acele kamulaştırma uygulamaları açısından da önemli olduğunu söyleyen Kazmaz, “Bu karar, özellikle zeytinliklerin ve köylülerin yaşam alanlarının maden sahalarına dönüştürülmek istendiği süreçlerde hukuk mücadelesi veren yurttaşlara önemli bir dayanak sunmaktadır. Akbelen yalnızca bir köy değildir; Akbelen bu ülkenin hukuk, çevre ve demokrasi sınavıdır” dedi.
KÖYLÜLER DİRENİŞE GEÇTİ
Muğla’nın İkizköy Mahallesi’ne bağlı Akbelen bölgesinde, altı mahalleyi kapsayan özel mülkler için acele kamulaştırma kararı alınmış ve maden faaliyetleri hız kazanmıştı. Köylüler söz konusu karara karşı direniş başlatırken, Danıştay’a iptal davası açmıştı.
Acele kamulaştırma kararına karşı hukuki mücadele başlatan bölge halkı, yargı sürecinde önemli bir usul tartışmasını da gündeme taşımıştı. Mülklerine yönelik yapılan bilirkişi incelemesinden önceden haberdar edilmediklerini belirten köylüler ve davanın tarafları, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevlendirilen keşif heyetinin sahaya gelmesine tepki göstermişti.
İncelemelerin yoğun jandarma ablukası altında yapılmasına yönelik itirazlar kısa sürede gerginliğin yükselmesine neden olmuştu. Keşif alanında yaşanan arbede sonrası olaylarla bağlantılı olduğu iddiasıyla 31 Mart’ta gözaltına alınan Esra Işık, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

