AKP, ekonomiyi özelleştirmelerle toparlayacak: Darda kalan yadigâr dinlemez!
AKP’nin Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile kamunun işletmesindeki bazı ücretli otoyolları işletme hakkının özel sektöre devretme niyeti ortaya çıktı. 25 yıl süre ile işletme hakkını satma niyetinde olan AKP, bu sayede uzun vadeli kamu kazanımlarının büyükçe bir bölümünden feragat ederek kısa vadede günü kurtaracak maddi gelir elde etmeyi hedefliyor.
İddialar CHP tarafından gündeme getirilirken; bilgi sızıntısının yabancı ve uluslararası danışman kurumlardan geldiği tahmin ediliyor. AKP’nin, planlanan özelleştirme hamlelerinin getirisi için Ernst & Young gibi uluslararası kurumsal finansman ve strateji hizmetleri sunan firmalarından danışmanlık aldığı iddia ediliyor.
AKP ise özelleştirme iddiasını ne külliyen reddedebildi; ne de kabul etti.
Şubat ayı, İBB Meclisi toplantısında CHP’lilerin köprülerin özelleştirilmesi iddiasına AKP Grup Başkanvekili Faruk Gökkuş “Evet, köprüleri özelleştireceğiz. Bizim inandığımız ekonomik sistem neyse, vatanın ve milletin faydasına ne görüyorsak onu size rağmen uygulamaya devam edeceğiz” yanıtını verdi.
TBMM Genel Kurulu’nda ise CHP ve İyi Parti’nin Boğaz köprüleri ve otoyolların özelleştirilmesine ilişkin iddiaların araştırılması teklifi, AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.
Ülke ekonomisindeki negatif yönlü göstergeler her geçen gün biraz daha aşağı seviyelere düşerken; diğer yandan da seçim atmosferinin ısıtıldığı ve AKP’nin ciddi ekonomik kaynağa ihtiyaç duyacağı biliniyor.
Bu sebeple AKP’nin, Boğaziçi Köprüsünün işletmesini yandaşlardan oluşan bir konsorsiyuma vererek gelirlerini erken kırdırmayı planladığı anlaşılıyor. Bu hamle, klasik bir özelleştirmeyi değil; gelecekteki kamu gelirlerinin bugüne kırdırılmasına işaret ediyor. Devletin düzenli nakit akışı, özel sermayeye devredilerek bütçe açığının geçici olarak kapatılması; kamunun uzun vadede gelir kaybına uğratılmasına tercih ediliyor. Darda kalan AKP, “yadigâr” dinlemiyor.
Özelleştirme sonrası köprü geçiş ücretlerinde ve otoyol kullanım ücretlerinde ciddi artış beklenirken; yaratılan rantın AKP’li müteahhitlerce paylaşılacağı, faturanın ise halka kesileceği kamuoyunun malumu.
Köprü, otoyol gibi altyapı hizmetleri ile övünmeyi ve bunu seçim yatırımlarına dönüştürmeyi bilen Türkiye sağ iktidarları arasında AKP’nin köprüleri özelleştirme hamlesi de bir ilk olacak.
Süleyman Demirel de Turgut Özal da, köprüler yapılırken “maliyeti çıktıktan sonra ücretsiz olacak” vaadiyle ve “yol, köprü, baraj yaptık” popülizmi ile seçim yarışını kazanmışlardı. Köprü geçişleri hiçbir zaman ücretsiz olmazken, AKP de yalnızca bayramlarda ücretsiz kullanımı halka hediye olarak sunmuştu. Öte yandan 2023 yılından bu yana, AKP her iki köprüden gidiş-dönüş olmak üzere çift ücret alma uygulamasını hayata geçirmişti.
Bu kez ise, “deprem bölgesini inşa etme” başarısına dair propaganda videoları AKP tarafından medyaya servis edilirken; arka planda bu özelleştirme niyetleri AKP’nin popülist söylemlerinin aksini gözler önüne serdi.
İstanbul’un iki önemli köprüsünün özelleştirilmesi fikri halka ilk etapta garip gelse de AKP’nin ekonomi programında bu hamlelerin olacağı yazıyordu.
AKP, seçim dönemine yaklaşırken özelleştirme başlığında gaza basacağını Orta Vadeli Programda açıkça itiraf etmişti.
Orta Vadeli Programda, özelleştirme gelir hedefi 2024’te 18,1 milyar TL, 2025’te 21 milyar TL, 2026’da ise 185 milyar TL olarak açıklanmıştı. 2025 ile 2026 yılları arasındaki gelir beklentisi farkı hem seçim tarihi konusunda, hem de AKP’nin özelleştirme dalgasını büyüteceğini gösteriyordu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CHP’li Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, iki köprü ve bazı otoyolların özelleştirileceğine yönelik soru önergesine verdiği yanıtta 2026 Orta Vadeli Program’daki özelleştirme geliri hedefinin bu projelerle bağlantılı olmadığını savundu. Şimşek, 2025’te 21 milyar TL, 2026’da ise 185 milyar TL olarak açıklanan özelleştirme gelir beklentisi arasındaki bu denli büyük farkı yaratacak kamu kaynağının ne olduğunu ise açıklamadı.
2003 yılında TEKEL’in özelleştirilmesi sürecinde AKP’nin Maliye Bakanı olan ve hakkında bir dizi yolsuzluk iddiası ortaya atılan Kemal Unakıtan partisinin politikasına da o süreçte “Babalar gibi satarız” sözleriyle özetlemişti.
TEKEL’i sigara ve içki birimleri olarak satışa çıkaran Unakıtan, kamu mallarını mezattan satma politikasına yabancıların ilgisi ile övünmüş “Kim bizimle konuşmak isterse herkesi memnuniyetle kabul ediyoruz. İngilizi var, Japon’u var, İspanyolu var” diye bir tüccar edasında konuşmuştu.
TEKEL’i pazarlarken rakamları söylemeyen ve bunu “strateji” olarak pazarlayan Unakıtan, Rekabet Kurulu ile bir sorun yaşamayacaklarını belirtmek isterken ‘‘Babalar gibi satarız’’ demişti.
Aynı Unakıtan, Milli Piyango’nun ve Telekom’un pazarlanması için de “ufak tefek mevzuat değişiklikleri” demiş “Kim ne uyanıklık yaparsa yapsın, biz de bir uyanıklık yaparız kanunu değiştiririz” diyerek partisinin pazarlama ve satış direktörü gibi konuşmuştu.
Mecidiyeköy’deki Likör Fabrikası’nı pazarlarken de “Parayı veren düdüğü çalar” demişti.
Unakıtan’ın üzerinden 23 yıl geçmiş bu sözlerinden de anlaşılacağı gibi AKP’nin, özelleştirme ve kamu mallarının satışı konusunda sicili hayli kabarık.
Telekom gibi kar yapan ve kasasında 2 milyar dolar bulunan stratejik bir kurum Lübnanlı Hariri ailesine peşkeş çekildi.
PETKİM, SOCAR’A, TÜPRAŞ ise KOÇ’a satıldı. Milli Piyango “devleti kumar oynamaktan kurtaracağız” propagandasıyla ve Türkiye Varlık Fonu eliyle Demirören grubuna peşkeş çekildi.
Ülkenin her yerinden şeker fabrikaları, maden varlıkları ve işletmeleri, limanlar, marinalar ve otoyollar, kamuya ait çok değerli araziler, hatta orman arazileri; Sümerbank ve Sümerbank’a ait tekstil fabrikaları, elektrik dağıtımının neredeyse tamamı, Seka kağıt fabrikaları AKP’nin babalar gibi sattığı kamu kaynaklarını bazılarını oluşturuyor.
AKP bugün de gözünü köprülere dikmişe benziyor. OVP’deki 2026 yılı özelleştirmelerden elde edilecek gelir beklentisi; kamu varlıklarını “gelir kalemi” olarak görmeye başlayan iktidar için her türden kaynağın “ihtiyaç sahibi müflis tüccardan kelepir fiyata” satılabileceğini gösteriyor.
Kamu varlıkları bir kez bütçe açığını kapatacak “nakit akışı” olarak görülmeye başlandığında, satılmaz denilen hiçbir kamusal değer kalmıyor.
Adalet Bakanlığına yeni atanan yardımcıların kimliklerine dikkat çeken CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, bu…
Şişecam, İstanbul Beykoz’daki toplam 117 bin metrekarelik Paşabahçe arsalarını 171,5 milyon dolar bedelle Çelikler Holding’e…
ABD'nin Küba'ya yönelik ambargosu devam ederken, Trabajadores gazetesinde yayınlanan yazıda toplumun ambargoya karşı güçlü duruşunu…
Adalet Bakanı Akın Gürlek başta çözüm süreci olmak üzere pek çok konuda açıklamalarda bulundu. Genel…
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze’de kurulması planlanan istikrar gücüne Türkiye’nin asker gönderebileceğini söyledi. Fidan, bu…
Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Erdoğan ve yandaşlarının "Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisi imzacılarını hedef almasından sonra…