Reklam
Kategoriler: Pusula 218

Amasız fakatsız laiklik

Reklam

ALİ ATEŞ

Mücadelenin güncel başlıklarında farklılaşma, siyasi mücadelede pek doğal. Yine de Türkiye’de siyasal mücadelenin güncel başlıklarına kabaca bakıldığında uzunca bir süredir başlıklarından birisinin gericilik karşıtı mücadele olduğu saptanmalı. Özellikle son dönemde aydınların laikliğe sahip çıkıyoruz başlıklı bildiri yayınlanmasından sonra kopartılan fırtına, doğrudan Erdoğan tarafından aydınların hedef gösterilmesi laiklik mücadelesinin önemini gözler önüne serdi.

Aslında Gezi’nin altında yatan felsefe bu değil miydi? “Mesele 3-5 ağaç değil” söylemi, bizzat AKP tarafından öküz altında buzağı aranarak “hükümeti devirmek” şeklinde bir uç yoruma taşınsa da gerçekte meselenin basit bir çevre duyarlılığı değil doğrudan AKP tarafından insanların yaşam tarzlarına müdahale bağlamında söylenen bir söz anlamına gelmesidir. Evet, Gezi’nin altında yatan felsefe, yaşam tarzına müdahale tehdidini hisseden milyonların verdiği tepkiydi. Başka şekilde bir ifadeyle gericileşmeye karşı toplumsal bir tepki; Cumhuriyet’in kazanımlarına karşı AKP’nin iktidarıyla birlikte yaşanan gericileşme sürecine yönelik topluca hayır denmesiydi.  AKP bunu göremedi ya da görmek istemedi. Belki de gördü ancak buna karşı meseleyi hükümeti devirmeye bağlayarak bir daha benzeri büyük bir halk direnişinin önünü korkutarak kesmeye kalkıştı. Kendisinden laiklik karşıtı uygulamalardan vazgeçmesini beklemeyeceksek, Gezi’yi marjinalize ve kriminalize etmek dışında bir seçenek de beklenemezdi.

AKP, siyasal İslamcı kimliğe sahip bir parti olarak kendisini tanımlıyor. Bir yandan sermayeye her türlü olanağı açarken diğer yandan emeğe yönelik bütün kısıtlamalar bizzat bu iktidar döneminde gerçekleşiyor. Yoksullaşma AKP iktidarının normali sayılmalı. Siyasal İslamcı bir kimliği temsil eden AKP’nin sermayenin partisi olması bir yana aynı zamanda emperyalizmin bütün taleplerini yerine getiren bir parti olması da bizleri şaşırtmıyor. Aslında siyasal İslamcılık bir yandan bu gerçek yüzü maskeliyor diğer yandan İslamcılık bir nevi kullanışlı aparat oluyor. Laik kesimlerin daha fazla batıcı olması beklenirken, Türkiye’de Amerikancılık her zaman sağın özelde ise dinci gerici siyasal hareketlerin kimliklerinin ayrılmaz parçası olmuştur. Bu anlamıyla, Türkiye’de AKP iktidarını sermayenin merkezileşme ve emperyalizmle Türkiye kapitalizminin tam boy bütünleşme tercihinin bir sonucu olarak değerlendirmek yanlış olmayacak. Bunun yolunun ise 1923 Cumhuriyeti’nin temel paradigmalarıyla örülemeyeceği ve daha önemlisi ise emperyalizmin bölgesel planlarıyla uyuşmayacağı açık olsa gerek. Türkiye’de AKP eliyle yeni bir rejim adım adım örülürken, bu rejimin kurucu unsurunun yıllardır laiklikle kavgalı siyasal İslamcı bir kimliğe sahip olması tam da bu nedenle büyük güçlerin tercihi olmuştur. İkincisi ise yeni rejimin ılımlı İslamcı bir karaktere sahip olması benzer bir tercih ve politikanın asli unsurudur.

AKP’nin 23 yıllık iktidarı da toplumda gericileşmenin adım adım örüldüğü bir süreç anlamına geliyor. Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu anlamıyla ülkemizde laiklik mücadelesi güncelliğini hiç yitirmezken AKP iktidarına karşı duyulan tepkinin toplumsal ortak paydası olmaya devam ediyor.

1923 Cumhuriyet’inin temel paradigmalarını tasfiye ederek, gerici bir rejim inşasının teorik ve ideolojik arka planı da boş bırakılmamıştı. Özellikle modernite eleştirisi üzerinden gerici kalemler, Cumhuriyet’i ve laikliği hedef tahtasına oturturken, tuhaf bir biçimde emperyalizmin onlardan beklediği şekilde yüzünü Ortadoğu’ya dönüyorlardı. Modernite eleştirisinin ağa babaları ise liberallerdi. Uzun süredir modernite eleştirisi üzerinden Cumhuriyet hedef tahtasına oturtulmuş, resmi tarih diyerek Cumhuriyet tarihi ters yüz edilmek istenmiş, laiklik, çağdaşlaşma, devletçilik gibi kavramlar tepeden inmecilikle eleştirilerek sulandırılmaya çalışılmıştır. Şüphesiz bu tezlerden en fazla yararlananlar gericiler olmuştur.

Bu durum iki şekilde yaşandı. İlki, AKP’nin iktidara gelme sürecine yönelik eleştiri, tedirginlik, korkuyu hafife alarak alay etmişler, AKP’yi ülkenin demokratikleşmesinin önemli unsuru olarak göstermişlerdir. Yetmez ama evet kampanyası, verilecek en somut ve bariz örnek. İkincisi ise, AKP’nin ılımlı İslamcı kimliğini “muhafazakâr demokrat” olarak kodlayıp, AKP’nin gerici siyasetine yönelik muhalefeti “katı, jakoben, militan laiklik” yapmakla suçlamışlardır. Türkiye’de laikliğin elden gittiğini söyleyen muhalif kesimleri, “Kemalist laiklikle”, “katı laiklikle”, “jakoben laiklikle” suçlayıp, yeni bir laiklik tanımı yapmaya başlamışlardır.

İslamcılar, laikliğin tanımını değiştirip “din özgürlüğü” ile sınırladılar. Evet laiklik aynı zamanda din özgürlüğüdür, ancak ondan çok daha öte aynı zamanda inanmama özgürlüğünün de garantisiydi. Laiklik tanımını değiştiren diğer kesim ise liberallerdi. Onlarda laikliğin önüne “özgürlükçü” sıfatı ekleyerek özgürlükçü laiklik diye yeni bir tanımla, gericileşmeye, dincileşmeye itirazların önünü kesmeye çalışmışlardır.

Belki başta söylenmesi gereken, üçüncü olgu ise, Türkiye’deki laikliğin tasfiye sürecini normal karşılayan liberal kesimler için gericilik sorunu ya da laiklik gündemi bulunmuyordu. Onlar için gericilik örneğin erkekler anlamına geliyordu. Bu kesim doğrudan gerici AKP’ye çanak tutan bir siyasal çizgi izlemişlerdir.

Fakat gelinen aşama ortada. 24 yıllık AKP iktidarıyla birlikte ülkemizde yaşanan gericileşmenin aldığı yol herkesin malumu. Bugün laiklik mücadelesi, sadece AKP’nin gerici kimliğine duyulan bir tepki değil aynı zamanda emekçi çocuklarının özgürlüğü anlamına gelen bir emekçi talebi haline gelmiş bulunuyor. Emekçi çocuklarının tarikat yurtlarından kurtulmasının en temel yolu laiklikten geçiyor. Laikliğin tanımının sulandırılması, laiklik mücadelesinin geriye çekilmesinin ilk yoludur. Özgürlükçü laiklik diyerek aslında dinci gericiliğe alan açmak isteyenlere karşı bugün söylenmesi gereken ilk şey; amasız, fakatsız laiklik olmalıdır!

Bu haber en son değiştirildi 11 Nisan 2026 00:26 00:26

Reklam

Önceki Haberler

Laiklik ve emek mücadelesi: İşçi sınıfının neden laiklik bayrağına ihtiyacı var?

Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…

11 Nisan 2026 00:07

Feminist yaklaşımlar ve laikliği yeniden hatırlamak

Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…

10 Nisan 2026 23:58

İnanç özgürlüğünün yanında irticanın karşısındayız

Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…

10 Nisan 2026 23:50

İrticaya karşı laiklik

Bir kez daha laikliği gündem yaptık. Bir yandan laiklik konusunda dinci gericilerin yalanlarını ve tezlerini…

10 Nisan 2026 23:41

Laiklik Meclisi: 98 yıl önce bugün, “Devletin dini İslam’dır” hükmü Anayasadan çıkarılarak laiklik yönünde büyük bir adım atıldı

Laiklik Meclisi'nden yapılan açıklamada "karşı devrim saldırılarının önemli parçası olan “yeni anayasa” dayatması ile ülkemiz…

10 Nisan 2026 17:59

Taciz suçlamasından yargılanan Hasbi Dede CHP’den ihraç edildi

Görevinden uzaklaştırılan CHP'li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede, partisinden ihraç edildi. Dede, 'çocuğa karşı cinsel…

10 Nisan 2026 17:21
Reklam