Avukatlar Sendikası'ndan İstanbul Barosu önünde basın açıklaması
Avukatlar Sendikası (AV-SEN) Avukatlar Günü dolayısıyla İstanbul Barosu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Sendika üyesi avukatlarla beraber İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyelerinin de katıldığı basın açıklamasını Avukatlar Sendikası Başkanı Av. Berkay Çelen okudu.
Yapılan açıklamada Av. Ş. Can Atalay’ın, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Onursal Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı’nın, Av. Mehmet Pehlivan’ın başta olmak üzere birçok avukatın, bu avukatlar gününde de cezaevinde olduğu belirtildi.
Hukuk alanındaki çürümenin toplumun tamamını etkilediği vurgulanan açıklamada “Ancak bu karanlık tablo umutsuzluğun değil, mücadeleyi büyütmenin nedenidir. Bu toprakların ilerici birikimi hâlâ ayaktadır. Bu gidişata dur demenin tek yolu her alanda örgütlü mücadeleyi büyütmektir. Hukuk alanında verilecek mücadele, aynı zamanda memleket mücadelesi, adlı adınca yeni bir ülkenin mücadelesi olacaktır” denildi.
Avukatlar Sendikası’ndan yapılan açıklama şu şekilde:
Bir Avukatlar Günü’nü daha adaletten ve hukuktan uzaklaştırılmış bir ülkede karşılıyoruz.
Bir Avukatlar Günü’nü daha meslektaşlarımızdan koparılmış halde karşılıyoruz. Seçilmiş Hatay milletvekili Av. Ş. Can Atalay, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Onursal Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı, Av. Mehmet Pehlivan başta olmak üzere birçok meslektaşımız bu yıl da 5 Nisan’ı cezaevlerinde karşılıyor. Suçları ise avukatlık yapmalarıdır. Soma davasında maden sahipleri, patronlar dışarıda; hak arayanların avukatları ise içeridedir. Mesleki faaliyetleri kriminalize edilen, savunma hakkını kullandıkları için hedef haline getirilen avukatlar susturulmak istenmektedir. 5 Nisan’ı bir kez daha bu açık adaletsizliğin gölgesinde karşılıyoruz.
Bir Avukatlar Günü’nü daha mesleğimizin itibarsızlaştırıldığı, savunma makamının sistematik biçimde etkisizleştirilmeye çalışıldığı koşullarda karşılıyoruz. Son dönemde yoğunlaşan saldırılar, savunmayı fiilen işlevsiz hale getirmeyi hedeflemektedir. Adliye girişlerinde başlayan aramalar savcılık katlarında sürmekte; avukatlar dosyalarına erişirken dahi engellerle karşılaşmaktadır. Savcıyla görüşmek bir yana, çoğu zaman katipler aracılığıyla, güvenlik gözetiminde ve telefonla iletişim kurulabilmektedir. Adliyelerde avukatlara kapatılan alanlar her geçen gün genişlemektedir. Bu tablo, hukukun tasfiyesinin ve savunmanın kamusal işlevinin ortadan kaldırılmak istenmesinin açık göstergesidir.
Bir Avukatlar Günü’nü daha eksilerek karşılıyoruz. Meslektaşlarımız görevlerini yerine getirirken saldırıya uğramakta, yaşamlarını yitirmektedir. Yaşamı savunmak için yürütülen bu meslek, bugün onu icra edenleri dahi koruyamaz hale getirilmek isteniyor.
Bir Avukatlar Günü’nü daha derinleşen bir ekonomik yıkımın içinde karşılıyoruz. Bugün avukatlar yalnızca baskı ve soruşturmalarla değil; aynı zamanda ağır bir yoksulluk ve güvencesizlikle karşı karşıyadır. Genç avukatlar asgari ücretin dahi altında, sigortasız ve güvencesiz çalışmaya zorlanmakta; stajyer avukatlar emeği görünmez kılınan bir sömürü düzeninin içine itilmektedir. Bağımsız çalışan avukatlar ise artan büro giderleri, düşen ücretler ve tahsil edilemeyen alacaklar karşısında mesleklerini sürdürmekte her geçen gün daha fazla zorlanmaktadır. CMK ve adli yardım ücretleri emeğimizin karşılığı olmaktan uzaktır. Savunma hakkı değersizleştirildikçe, onu temsil eden avukatlar da yoksulluğa mahkûm edilmektedir. Bu tablo tesadüf değil, bilinçli bir siyasal ve ekonomik tercihin sonucudur.
Hukuk alanındaki çürüme yalnızca avukatları değil, toplumun tamamını etkilemektedir. Liyakatsizliğin, keyfiliğin ve siyasi kadrolaşmanın ulaştığı düzey; bir kadın yargıca makamında silahlı saldırıda bulunan savcı örneğinde dahi açığa çıkmaktadır. Hukukun tüm özneleri için güvencesizlik derinleşmekte, adalet duygusu sistematik biçimde tahrip edilmektedir.
Son dönemde yaşanan gelişmeler, hukukun tümüyle siyasi iktidarın aracı haline getirildiğini bir kez daha göstermiştir. Seçme ve seçilme hakkı fiilen değersizleştirilmiş, sandıkta kaybedilenin yargı eliyle geri alınması hedeflenmiştir. Hukuk tamamen siyasi müdahalelerin ve toplumsal kuşatmanın temel araçlarından biri haline getirilmiştir.
Bugün bu ülkede eğitimi biçimlendirenler bilimsel ve laik eğitime, ekonomiyi yönetenler emekçilere ve emeklilere, yargı erkini kullananlar ise en temel hukuki ve insani değerlere karşı konumlanmıştır.
Ancak bu karanlık tablo umutsuzluğun değil, mücadeleyi büyütmenin nedenidir. Bu toprakların ilerici birikimi hâlâ ayaktadır. Bu gidişata dur demenin tek yolu her alanda örgütlü mücadeleyi büyütmektir. Hukuk alanında verilecek mücadele, aynı zamanda memleket mücadelesi, adlı adınca yeni bir ülkenin mücadelesi olacaktır.
Avukatlar Sendikası olarak 5 Nisan Avukatlar Günü’nü baskıya, yoksulluğa, güvencesizliğe ve savunmanın tasfiyesine karşı mücadele çağrısıyla karşılıyoruz. Emeğimiz için, adalet için, insanca yaşam için, savunma hakkı için ve yeni bir ülke için mücadeleyi büyüteceğimizi ilan ediyor; tüm meslektaşlarımızı bu ortak mücadelede yan yana durmaya çağırıyoruz.
Bu haber en son değiştirildi 6 Nisan 2026 20:08 20:08
Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün hayatını kaybetmesi üzerine TKH'den yapılan açıklamada "Yalçın hocamız, aydının tarihsel sorumluluğunu…
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD ve İsrail’in Tahran’daki Şerif Teknoloji Üniversitesi’ne yönelik saldırısına tepki göstererek,…
Türkiye'nin sosyalist fikirleriyle bilinen aydınlarından Yalçın Küçük, 87 yaşında yaşamını yitirdi.
MHP'de İl Teşkilatı'nın feshedilmesinin yeni il başkanı atandı. Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın İl Başkanlığı'na…
DİSK-AR’ın raporuna göre, 2026’nın ilk üç ayında işçi ücretlerinde en az 393,9 milyar TL kayıp…
İngiliz haber ajansı Reuters, İran ve ABD yönetimlerine Pakistan aracılığıyla, bugün yürürlüğe girebilecek bir ateşkes…