AYM’den 15 yıl sonra Ostim patlaması kararı: Yaşam hakkı ihlal edildi
Ankara Ostim'de meydana gelen ve 20 işçinin hayatını kaybettiği davaya ilişkin Anayasa Mahkemesi patlamadan 15 yıl sonra yaşam hakkının ihlali kararı verdi. Dosyanın Ankara 7. İdare Mahkemesi’ne iadesine ve başvurucuya 30 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verildi.
Ankara’da 2011 yılında Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgelerinde meydana gelen ve 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamalara ilişkin Anayasa Mahkemesi’nden dikkat çeken bir karar çıktı. Patlamada yaralanan Nihat Günerkaya’nın bireysel başvurusunu değerlendiren Yüksek Mahkeme, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti.
Mahkeme, patlamaya neden olan gaz tüplerini dolduran şirketin lisanssız faaliyet yürüttüğüne ilişkin iddialar ile kamu kurumlarının denetim sorumluluğunu ihmal ettiğine dair bulguların yargılama sürecinde yeterince araştırılmadığını tespit etti. Kararda ayrıca, tazminat davasının görevsizlik kararları ve usuli eksiklikler nedeniyle 6 yılı aşkın süre esastan incelenememesi, yargının “makul sürede ve özenle” işlememesi olarak değerlendirildi.
AYM, başvurucuya 30 bin TL manevi tazminat ödenmesine ve ihmali olduğu ileri sürülen idari makamların sorumluluklarının yeniden incelenmesi için dosyanın Ankara 7. İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine oybirliğiyle karar verdi.
DENETİMSİZLİK ZİNCİRİ
Kararın ardından Birleşik Metal-İş Sendikası’ndan yapılan açıklamada, patlamanın “yıllara yayılan denetimsizlik ve ihmal zincirinin sonucu” olduğu vurgulandı. Açıklamada, işçi sağlığı ve iş güvenliği denetimlerinin yapılmaması, ruhsatsız ve standart dışı faaliyetlere göz yumulması ile tehlikeli ekipmanların kontrol edilmemesinin felakete zemin hazırladığı belirtildi.
BAKANLIKLAR VE BELEDİYELER SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ
Sendika işaret ettiği başlıca ihmalleri şöyle sıraladı:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: Patlamanın yaşandığı işyerlerinde son denetimin 2007’de yapıldığı, 2011’e kadar denetim gerçekleştirilmediği ve işçilere gerekli eğitimlerin verilmediği belirtildi.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı: Basınçlı kapların periyodik test ve denetimlerinin yeterince yapılmadığı, uygunluk belgelerinin takibinde eksiklikler olduğu ifade edildi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi: Ruhsat verdiği tesisin denetimini yapmadığı, çevresel yükümlülüklerin izlenmediği kaydedildi.
Yenimahalle Belediyesi: Ruhsatsız işyerlerine rağmen kapatma ve denetim görevlerini yerine getirmediği belirtildi.
OSB yönetimleri: Sanayi tesislerinin güvenlik standartlarına uygunluğunu denetleme yükümlülüklerini yerine getirmedikleri ifade edildi.
YAŞAM HAKKI DEVLETİN SORUMLULUĞUNDADIR
Birleşik Metal-İş, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Anayasa Mahkemesi’nin kararı, devletin işçilerin yaşamını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ortaya koymaktadır. Tehlikeli sanayi faaliyetlerinin etkin biçimde denetlenmemesi, risklerin önceden tespit edilmemesi ve gerekli önlemlerin alınmaması, doğrudan doğruya yaşam hakkının ihlalidir. İşçilerin hayatını korumak, yalnızca işverenlerin değil, kamunun da asli görevidir. Bu görev ihmal edildiğinde sonuç ağır olmaktadır: ölümler, yaralanmalar ve geri dönülmez kayıplar. Kararda ayrıca yargılama sürecindeki eksiklikler de açıkça ortaya konmuştur. Delillerin toplanmaması, bilirkişi raporlarının yeterince değerlendirilmemesi ve davaların yıllarca sürmesi, adaletin gecikmesine ve etkisizleşmesine neden olmuştur. Adaletin gecikmesi, işçiler açısından adaletin yok sayılması anlamına gelmektedir.”
Ostim’de yaşamını yitiren işçiler bir kez daha anılırken, sendika “İşçinin yaşamı ihmale ve kâr hırsına kurban edilemez” mesajını verdi. Birleşik Metal-İş talepleri şu şekilde sıraladı:
- İşçi sağlığı ve iş güvenliği denetimleri bağımsız, düzenli ve etkin hale getirilmelidir.
- Kamu kurumlarının sorumluluğu açıkça belirlenmeli ve ihmali olan yetkililer hesap vermelidir.
- Sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren tüm işyerleri sıkı denetime tabi tutulmalıdır.
- İş cinayetlerine karşı caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
- Yargı süreçleri hızlı, şeffaf, işçi odaklı yürütülmelidir.

