“Ben partili komünistim!”: Nâzım Hikmet’in TKP’ye kabulü
TÜSTAV’ın erişime açtığı TKP’nin Sesi Radyosu Arşivi’nde yer alan bu belge, Nâzım Hikmet’in 1923’te Türkiye Komünist Partisi’ne kabul edilişini ve parti kimliği kartını alışını, dönemin örgütsel işleyişi ve tanıklıklarıyla ortaya koyuyor.
Nâzım Hikmet’in 124. doğum gününde, TÜSTAV arşivinde yer alan bu belgeyi okurlarımızla paylaşmayı tarihsel açıdan anlamlı bulduk.
***
Parti kimliği 20.1.1972
Burada sözü edilen Nâzımın Komünist partisine girişidir. Onun eline parti kimliği kartını alışıdır.
Yıllardan 1923.Yılın da son ayları. Nâzım Komünist Üniversitesinde öğrenciydi. Parti örgütünün olağan – genel toplantısı vardı. Toplantıyı açan Parti Komitesi sekreteri gündemi okudu. Bu gündemde, partiye yeni üye alınacağı da vardı. Partiye girmek için dilekçe verenler arasında Nâzımın adı geçti. Gündemdeki sorunlar sırasıyla ele alındı. Konular konuşuldu, tartışıldı. Karara bağlandı. Ve sıra partiye yeni üye almaya geldi. Toplantıyı yöneten prezidyum başkanı, partiye girmek isteyenlerden Nâzımın adını okudu. Nâzım ayağa kalktı, konuşmacılar için olan kürsüye geldi. İmtihana kalkmış bir öğrenci hali vardı. Gözleri ışıl ışıldı. Sinir gerginliği geçirdiği yüzünden, duruşundan belliydi. Dilekçesi sonra onun partiye alınmasını salık veren üç yoldaşın adları okundu. Komünist Partisine niçin girmek istediğini sordular.
Şimdiye kadar ne yaptığını, kökenini, anasını, babasını sordular Parti tüzüğünü, programı okuyup okumadığını sordular. Sınav yamandı. Nâzım ter döküyordu. Nâzımdan yana olanlar ve ona karşı olanlar konuşanlar oldu. Sonunda oya konuldu. Baş kan Nâzım Hikmet’in Komünist Partisine alınmasından yana olanlar ellerini kaldırsın, deyince Nâzımın yüzü bembeyazdı. Eller havaya kalktı. Nâzım sınavı kazanmıştı. Delice seviniyordu. Ağzından çıkan bir çift sözdü: “Ben partili komünistim!” diyordu. Nâzım, birkaç gün sonra, parti kimlik kartını aldı. Bu kimlik kartı minicik bir defter kadardı. Kırmızı kaplıydı. İçinde, partinin üye kütüğüne düşülen künye sayısı yazılıydı. Nâzım, dik yakalı gömleğinin sol yanında, tam yüreğinin üstüne gelen yerindeki cebe kimlik kartını koymuştu. Sık sık kartı cebinden çıkarıyor, açıyor, sıra numarasına bakıyor, tekrar cebine koyuyordu. Nâzım hiç bir zaman, hiç bir şeye bu kadar sevinmemişti.
Türkiye Komünist Partisi, çok az bir süre legal -açık çalışabilmiştir. 53 yılının 50 yılını gizli, yeraltı eylemiyle geçirmiştir. Parti açık olduğu zamanlarda, üyelerin kimlik kartları vardı. Gizliliğe geçtikten artık kimlik kartı kullanılamazdı. Yalnız, partiye alınan üye, parti kütüğüne yazılır. Bütün belgeler çok sıkı gizlenir. Partiye üye alınma yöntemi gizlilik koşullarına göredir, başkadır.
Parti tüzüğü gereğince, ister legal, ister gizli olsun, partiye her üye tek tek alınır. Partiye alma işi, işlemi partinin temel örgütlerinde: nüvelerde, hücrelerde yapılır. Sonra bir üst örgütçe onaylanır. Sıkı gizlilik koşullarında partileme işlemi zordur. Ama ister açık – legal, ister olsun, partiye ancak onun program ve tüzüğünü kabul eden, parti örgütlerinden her hangi birinde çalışan, parti önerilerine, kararlarına uyan ve üyelik keseneğini zamanında ödeyen partiye alınır, ancak böylesi, bu şartı yerine getiren parti üyesidir. Tüzükteki bu ilkeler, Lenin’in koymuş olduğu ilkelerdir. Parti üyesi, Leninci sıkı disipline, çelik disipline uymak zorundadır.
Parti, gene Leninci demokratik santiralizm ilkeleri üzerine kurulmuştur. Ama gizlilik koşullarında, bu ilkenin santiralizm yönü ağır basar. Sonra, gizlilik koşullarında parti, zincirleme örgütlerinin, komitelerinin kuruluş, yönetim sistemi, çalışma yöntemleri açık çalışma biçimlerinden başkadır. Ama gene de, elden geldiği kadar, olanaklar ölçüsünde, demokratik santiralizm yürütülür. Sıkı gizlilik koşullarında, temel örgütler hücreler, en çok 5 üye olabilir. Fabrika, semt, ilçe, il komiteleri de öyle.
Biz burada Nâzım yoldaşın parti kimliği kartı üzerinde konuşuyorduk. Yeri geldiği için, parti tüzüğünden de azcık söz ettik. Nâzım Hikmet yoldaş, yüreğinin üstündeki cebine düğmelediği parti kimliği kartını son nefesine kadar temiz tutmuştur. Parti üyeliğini şerefle korumuş, savunmuştur.


