Boğaziçi'nde 'kayyım rektör' protestosuna katılan mezunların okula girişi yasaklandı
Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü, “kayyım rektör” atanmasına karşı düzenlenen nöbete katıldıkları gerekçesiyle bazı mezunların üniversiteye girişini yasakladı. Mezunların giriş kartları 5 yıl süreyle iptal edildi.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, üniversiteye “kayyım rektör” atanmasına karşı akademisyenlerin başlattığı eylem kapsamında düzenlenen nöbete katıldıkları gerekçesiyle bazı mezunların üniversiteye girişi yasaklandı. Mezunların giriş kartları da 5 yıl süreyle iptal edildi.
Rektörlük tarafından, nöbete katılan mezunlara gönderilen yazıda, “5 Ocak 2026 tarihinde Güney Kampüs içerisinde izinsiz olarak gerçekleştirilen, üniversitenin işleyişini bozucu nitelikteki gösteriye katıldığınız tespit edildiğinden Boğaziçi Üniversitesi Kurum Kimlik, Mezun ve Ziyaretçi Kartı Yönergesi’nin 18. maddesinin 10. fıkrası uyarınca kampüs giriş kartınızın beş yıl süreyle pasif hale getirilmesine karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SİYASİ NEDENLERLE YASAKLANMASINA BİR ÖRNEK”
Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın haberine göre, okula giriş kartı iptal edilen Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bölümü mezunu Selin Söl, yasak kararı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Akademisyen nöbetine katılan mezunların kampüse girişleri yasaklanarak cezalandırılmaları, durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Üniversitemizde ifade ve düşünce özgürlüğünün siyasi nedenlerle kısıtlanmasına çok net bir örnektir bu. Farklı sesler, görüşler ve fikirler rektör tarafından yasaklanıyorsa/ cezalandırılıyorsa bu üniversitede tarafsız bilimsel araştırma gerçekten yapılabilir mi? Araştırma sonunda elde edilen bulgular rektörün siyasi düşüncesini desteklemiyorsa ne olur? Halı altına mı süpürülür, destek mi verilmez, yok mu sayılır?” ifadelerine yer verdi.
“Bir üniversite farklı düşünce ve fikirlere hoşgörü göstermiyorsa üniversite işlevini, bilimsel ve tarafsız araştırmalarını nasıl sürdürür?” diyen Söl, “Mezun olduğum üniversitenin bu hale gelmesi, yöneticilerin ifade özgürlüğünü kendi mezunlarına bile çok görmesi beni üzüyor. Çünkü biz okurken durum böyle değildi, çok sesliliğe, farklı görüşlere her zaman yer vardı” dedi.
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN OLMADIĞI YERE ÜNİVERSİTE DENMEZ”
Emeritus Profesör Alpar Sevgen ise, açıklamasında “Üniversiteyi üniversite yapan bir numaralı faktör ifade özgürlüğüdür. Öğleyin sessizce ayakta durularak yapılan protesto en masum ifade özgürlüğüdür. Bunun olamadığı bir yere üniversite denemez” ifadelerini kullandı.

