Çerçevesiz siyaset
ABD’nin açık biçimde desteklediği “Terörsüz Türkiye” projesi, Meclis’te kabul edilen çerçeve yasayla hukuki bir zemine oturtuldu. Yüksek sayıdaki evet oyu, özellikle iyimser liberal çevrelerde barış ve demokrasi zaferi olarak coşkuyla karşılandı. Oysa yasa, yargı organlarının yetki alanını daraltırken yürütmenin, özellikle de Cumhurbaşkanlığı makamının belirleyiciliğini artırıyor. Böylece mevcut güvenlikçi ve otoriter yönetim anlayışı pekiştiriliyor. İhtiyaç duyduğunda anayasayı ihlal edebilen bir iktidar tarafından hazırlanan bu çerçeve yasa, barış ve demokrasi idealini gerçekleştirmekten çok keyfi yönetime yeni bir hukuki meşruiyet alanı açıyor.
Cumhur İttifakı, muhalefeti evet-hayır ikilemine sıkıştırarak süreci kendi kurduğu zeminde yürütmeyi başardı. Özellikle Yeni Parti’nin tutumu kamuoyunda tartışılırken iktidar ortakları, çerçeve yasaya yönelik tepkilerin hedefi olmaktan kurtuldu. Görünen o ki onaylanan bu yasa, seçimlere kadar siyasetin gündeminde ilk sıralarda yer alacak. Rejime özgü çoklu krizler derinleşirken kimlik siyaseti yeniden öne çıkarılacak; iktidar atacağı yasal adımlarla DEM Parti’yi memnun ederek yanına çekmeye çalışacak.
Bu arada Kürt siyasal hareketinin yeniden yapılanma evresine girdiğini de vurgulamak gerekiyor. Bahçeli, “Öcalan umuda, Demirtaş evine dönmeli” söylemiyle Öcalan’ı Kürt hareketinin tek temsilcisi olarak işaret ediyor. 2022 yılında Erdoğan’ın, Demirtaş’a yönelik “Edirne’deki, en büyük hesabı İmralı’dakine verecek” sözleri de bu söylemle örtüşüyor. Dolayısıyla çatışırken de, barışırken de iktidarın muhatabını değiştirmediği görülüyor. 1999 yılından beri tutuklu olan Öcalan’ın tüm zamanların muhatabı olarak siyasal gücünü korumuş olması manidar değil mi?
Çerçeve yasa, yalnızca Kürt siyasileri ve eylemcileri kapsayan kısmi bir af öngörüyor. Böylece Cumhur İttifakı sayesinde literatüre yeni bir kavram daha eklenecek: Kısmi adalet. Buradan hareketle Yeni Partili tutuklu siyasilerin kapsam dışında bırakılması sürpriz olmayacak. Oysa belirli bir siyasal kesime tanınan ayrıcalık, eşit yurttaşlık ilkesinin temelini oluşturan anayasadaki genel eşitlik ilkesine aykırı.
Öte yandan yasaya hayır diyen geniş halk kesimleri, Yeni Parti liderinin “kısmi evet” taktiğine tepki göstererek Türk milliyetçisi partilere yönelirse iktidarın muhalefeti bölme hesabı kısmen de olsa tutabilir. İşin gerçeği, yerel seçimlerde Türkiye İttifakı’nı başarıya taşıyan ana muhalefet partisinin hiçbir seçmen grubuna sırtını dönme lüksünün olmadığıdır. İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi siyasal hareketlerin böylesi bir toplumsal kuşatıcılık iddiası bulunmuyor. Daha doğrusu, ana muhalefetten kopan seçmeni tek bir merkezde toplama gücüne sahip değiller.
Bu nedenle iktidar olmak isteyen Yeni Parti, popülist siyaset anlayışının gereği aynı anda farklı seçmen gruplarına ulaşmayı hedefliyor. Neoliberal dönemde daha da gelişen bu anlayış, kimlikler üzerinden dizayn edilen siyasal demografiyi gözeterek her kesime mavi boncuk dağıtmayı gerektiriyor. Yeni Parti’nin çerçeve yasa oylamasındaki taktiği tam da bu popülist anlayışın yansımasıdır.
Türkiye’de yaklaşık çeyrek yüzyıllık bir iktidarı değiştirmenin kolay olmayacağını artık herkes biliyor. Ancak sorun yalnızca iktidarın nasıl değiştirileceği değil, yeni bir iktidarın toplumsal ve siyasal açıdan neleri değiştirebileceğidir. Örneğin ülkede kamucu anlayışı egemen kılacak irade gösterilecek midir?
O halde halkı siyasetin nesnesi olarak gören popülizme karşı halkı siyasetin öznesi haline getirecek örgütlü toplum anlayışını hayata geçirmek gerekiyor. Çünkü içinde halk bulunmayan siyasetin çerçevesi de boş olur.
Bu haber en son değiştirildi 18 Ağustos 2026 11:45 11:45
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında ifadesi alınan G.K., Romanya’daki yapılanmaya ilişkin para…
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile varılan mutabakatla ilgili açıklamalarda bulundu. Arakçi, mutabakatın önündeki…
Yurttaşların geçim sıkıntısı büyürken bütçeden Ocak-Temmuz döneminde faize 1,7 trilyon TL, kiralara 50,6 milyar TL…
Siyasi kulislerde YRP, DEVA ve Saadet Partisi’nin üçlü ittifak çalışmalarında sona yaklaştığı, İyi Parti merkezli…
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin yeni açıklamalarında hedefin yalnızca silah bırakılması…
TL'deki değer kaybının hızlanacağı, KOBİ’lerin krediye erişiminin kolaylaşacağı ve piyasa faizlerinin düşeceği iddia edildi. Ekonomistler,…