Eğitim-İş, Karaman'da yaşanan skandallara karşı sokağa çıktı: Eğitim ideolojik müdahale alanına çevrildi

İstiklal Marşı’nın Arapça okutulması, öğrencilerin LGS’ye girmemesi yönünde yapılan uyarılar, imam hatip ortaokuluna gitmek için hazırlanan dilekçe gibi birçok skandalın yaşandığı Karaman’da konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Karaman’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü eliyle hukukun askıya alındığını, liyakatin tasfiye edildiğini ve eğitimin ideolojik bir müdahale alanına çevrildiğini belirtti.

Eğitim-İş, Karaman'da yaşanan skandallara karşı sokağa çıktı: Eğitim ideolojik müdahale alanına çevrildi

Eğitim-İş Karaman’da yaşanan eğitim skandallarına ilişkin Karaman Atatürk Parkı’nda açıklamalarda bulundu.

İstiklal Marşı’nın Arapça okutulması, öğrencilerin LGS’ye girmemesi yönünde yapılan uyarılar, imam hatip ortaokuluna gitmek için hazırlanan dilekçe vb. uygulamalara yönelik konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Karaman’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü eliyle hukukun askıya alındığını, liyakatin tasfiye edildiğini ve eğitimin ideolojik bir müdahale alanına çevrildiğini belirtti. Öğretmenlerin baskı altına alındığını, çocukların eğitim hakkının yönetsel ve siyasal tercihlerle şekillendirildiğini ifade eden Özbay, bu tablonun; cumhuriyetin temel ilkeleri ile laik ve bilimsel eğitim anlayışını sistemli biçimde aşındırdığını söyledi.

“SORUMLULAR ADETA ÖDÜLLENDİRİLDİ”

12 Mart’ta yaşanan İstiklâl Marşı skandalının, bu tablonun en görünür ve en çarpıcı sonucu olduğunu kaydeden Özbay, “Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen programda İstiklâl Marşı Arapça okutulmuştur. Altını çizerek ifade ediyoruz: İstiklâl Marşı bu milletin bağımsızlık belgesidir. Dili Türkçedir. Anayasaya göre de, bu ülkenin ortak vicdanına göre de başka bir dilde okunamaz. Üstelik bu yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir resmi törende, hiçbir ulusun marşı başka bir dilde okutulmaz. Bu yapılmaz. Çünkü bu, devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. 12 Mart’ta yaşananlar başlı başına bir skandaldır. Ancak mesele bununla sınırlı kalmamış, sonrasında yaşananlar bu skandalın nasıl sahiplenildiğini açıkça göstermiştir.

Kamuoyunda büyük tepki yaratan bu olaydan sonra yapılması gereken belliydi: Sorumlular hakkında etkili ve şeffaf bir işlem başlatmak, kamuoyuna açık ve net bir açıklama yapmak ve bu yanlıştan geri dönüldüğünü ilan etmek. Ancak başlatıldığı ifade edilen süreç ne şeffaf olmuş ne de kamu vicdanını tatmin edecek bir sonuç üretmiştir. Üstelik İstiklâl Marşı’nın Arapça okutulduğu programda yer alan öğrencilerin bir proje kapsamında yurt dışına gönderilmek istendiği ortaya çıkmıştır. Bunun anlamı açıktır: Toplumun haklı tepkisini çeken bu uygulama bir hata olarak kabul edilmemiş, aksine korunmuş; sorumlular adeta ödüllendirilmiştir” dedi.

“AÇIK BİR LİYAKAT İHLALİ”

Söz konusu olaydan yalnızca bir gün sonra, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in kurucusu olduğu Cihannüma Derneği’nin Genel Başkan Yardımcısının Karaman’a gelerek İl Milli Eğitim Müdürüne destek ziyaretinde bulunduğunu aktaran Özbay, “Bu ziyaret sıradan bir nezaket ziyareti değil; açık bir siyasi ve ideolojik sahiplenmedir. Verilen mesaj nettir: ‘Yanlış yapmadın, arkandayız.’ Yani Karaman’da kamu yönetimi; hukuk, liyakat ve tarafsızlık zemininde değil, ideolojik sadakat zemininde işlemektedir” diye konuştu.

24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında il temsilcisi olmak üzere başvuran ve değerlendirme sonucunda birinci olan bir öğretmenin, belgeler üzerinde değişiklik yapılarak hakkının gasp edildiğini açıklayan Özbay, “Süreç şeffaf yürütülmemiş, itirazlar yanıtsız bırakılmış, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kararına rağmen belgeler paylaşılmamıştır. Bu açık bir liyakat ihlalidir. Bununla da yetinilmemiş, aynı öğretmen hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek soruşturma başlatılmıştır. Artık öğretmenler mesleki başarılarıyla değil; ne düşündükleriyle, ne paylaştıklarıyla ve kime yakın durduklarıyla değerlendirilmektedir. Verilen mesaj açıktır: Sus, sorgulama, itiraz etme” dedi.

“DÜPEDÜZ İSTATİSTİK MÜHENDİSLİĞİ”

İl Milli Eğitim Müdürünün kız öğrencilere kadın öğretmenlerin, erkek öğrencilere erkek öğretmenlerin koçluk yapması gerektiğini söyleyerek cinsiyet temelli, ayrıştırıcı ve çağ dışı talimatlar verdiğini de duyuran Özbay, “Bu anlayış pedagojik değildir. Bu anlayış bilimsel değildir. Bu anlayış, eğitimi toplumsal cinsiyet kalıplarına hapseden gerici bir zihniyetin ürünüdür. Eğitimcinin görevi ayrıştırmak değil, her öğrenciyi eşitlik temelinde desteklemektir. Aynı yönetim anlayışı, başarısız gördüğü öğrencilerin LGS’ye girmemesi yönünde talimat vermekte, veliler ve öğrenciler üzerinde baskı kurulmasını istemektedir. Bu eğitim değildir; eğitimci bakış açısı değildir. Bu, düpedüz istatistik mühendisliğidir. Başaramadın, zayıfsın diye çocuk yaşta etiketleyen, çocuğu değil tabloyu kurtarmaya çalışan bir anlayıştır.

Üstelik bu yaklaşım yalnızca eğitim hakkını ihlal etmez; öğrenciler üzerinde ciddi psikolojik baskı yaratır. Daha sınava girmeden “başaramaz” etiketiyle karşı karşıya bırakılan çocuklar, özgüven kaybı yaşar, kendilerini yetersiz hisseder ve eğitimden kopma riskiyle karşı karşıya kalır. Eğitimcinin görevi elemek değil, güçlendirmektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur” sözü bizim için yalnızca bir ifade değil, temel bir ilkedir” dedi.

İlkokullara gönderilen resmi yazıyla, İmam Hatip Ortaokullarına gitmek isteyen öğrencilerin dilekçe vermesi, gitmek istemeyenlerin ise telefonla bildirilmesinin istendiğini açıklayan Özbay, “Hiçbir okul türü için böyle bir uygulama yoktur. Bu yetkiyi kendilerinde nasıl buldukları sorgulanmalıdır. Bu uygulama laik eğitim ilkesine açıkça aykırıdır. Devletin görevi yönlendirmek değil, tarafsız kalmaktır. Bu açıkça yönlendirmedir. Bu açıkça baskıdır. Bu açıkça fişlemedir. Çocuklar daha ilkokul çağında kategorize edilmekte, aileler dolaylı biçimde yönlendirilmekte, kamusal eğitim ideolojik bir hatta zorlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

“EĞİTİMİ İDEOLOJİK ARACA DÖNÜŞTÜRÜYORLAR”

Karaman’da yaşananların; laiklikten uzaklaşan, liyakati tasfiye eden ve eğitimi ideolojik bir araca dönüştüren bütünlüklü bir anlayışın sonucu olduğunu vurgulayan Özbay, “ Biz bu anlayışa itiraz ediyoruz. Bu ülkenin öğretmenleri biat etmeyecek. Bu ülkenin çocukları deney tahtası değildir. Bu ülkenin eğitimi ideolojik mühendisliğe kurban edilemez. Buradan açık ve net çağrımızdır: Karaman İl Milli Eğitim Müdürü hakkında derhal idari ve adli soruşturma başlatılmalıdır. 12 Mart’taki skandalın tüm sorumluları ortaya çıkarılmalı, liyakat ihlalleri soruşturulmalı ve öğretmenlere yönelik baskı uygulamalarına son verilmelidir.

Bu ülkenin çocukları sahipsiz değildir. Bu ülkenin öğretmenleri sahipsiz değildir. Cumhuriyetin değerleri sahipsiz değildir. Eğitim-İş olarak dün olduğu gibi bugün de buradayız. Cumhuriyetin değerlerini, laik ve bilimsel eğitim ilkesini, eşitliği ve çocuklarımızın geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Çünkü laiklik bu ülkenin eğitim sisteminin teminatıdır. Yokluğu ise eşitsizliğin ve dayatmanın başlangıcıdır. Bugün burada yalnızca bir olaya değil, bir anlayışa itiraz ediyoruz. Ve bu anlayışa karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Susmayacağız. Geri adım atmayacağız. Bu karanlığı normalleştirmelerine izin vermeyeceğiz” dedi.