İslam dünyası, ümmet ve Panislamizm üzerine
Hilafet altında bütün İslam ülkelerinin birliğini savunmak denebilir Panislamizm’e. Kısacası Müslüman ülkelerin birliğinin politik savunusu.
Ümmet kavramı da ulusallığı yok sayan, İslam kimliğinin ortaklığına bir vurguyla tanımlanıyor. Kısacası milletin karşısına ümmet konuluyor.
Ümmet, siyasal İslamcılığın en temel mottolarından birisidir. Ümmetle birlikte hilafetçilik, kendisini ağırlıklı olarak Hristiyanlık ve Yahudilik karşıtlığı üzerinden batı düşmanlığıyla tanımlayageldi. (Hilafetçiliğin emperyalizmin kullandığı bir politika olduğu başka bir yazının konusu) Daha doğrusu, İslam dünyasının batının esaretinden kurtulması, Panislamizm’in “söylemlerinden” birisi. Örneğin İhvan hareketi, temelde batının kültürel etkisini, sömürgeciliği ve kısacası hegemonyasını karşıya alan bir siyaset olarak kendisini tanımlamadı mı?
Ama gerek İslam ülkeleri olarak “kodlanan” ülkelerin karşılıklı ilişkisi gerek onların batıyla ilişkileri ve gerekse İslamcı hareketlerin oynadıkları rol, siyasal İslamcılığın dile getirdiği tezlerin altının ne kadar boş olduğunu gösteriyor.
İşin iki boyutu bulunuyor. Birincisi Müslüman ülkelerin birliği ikincisi ise bu birliğin dayanağı olarak batı karşıtlığı tezi. Ağaçları göstererek ormanı görmek istemeyen “İslamcı münevverlerin” liberalizmin modernite karşıtı tezlerini kendilerine yontarak ürettikleri laf kalabalığına yanıtı yine maddi pratik veriyor.
Örneğin Pakistan ve Afganistan. Her iki ülke de kendisini İslam Cumhuriyeti olarak tanımlıyor, yani iki ülkenin resmi ismi. Ama savaş halindeler!
Örneğin İran ve Suudi Arabistan. İki rakip güç. Yemen’de, Bahreyn’de, Irak’ta bilek güreşi içindeler.
BAE ile Suudi Arabistan arasında büyük bir kardeşlik, dostluk, muhabbet ilişkisi olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ya da Katar ile BAE arasında?
Irak’ta ve Suriye’de nasıl bir mezhepçilik olduğu, Şii İran ve Şii siyasal hareketlere, tekfirci cihatçı çetelerin nasıl düşman kesildiği bilinmez bir sır değil. Örneğin Türkiye’de, bırakın tarikatları, doğrudan yandaş medyanın öne çıkan bir dizi unsurunun Suriye savaşı sırasında yaptıkları İran düşmanlığı nasıl unutulabilir?
Bugün 12 “İslam ülkesinin” yan yana gelerek İran’ı hedef tahtasına oturması, acaba ümmetin birliğine örnek verilemez mi? Ya da Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın yeni bir “Sünni ittifak” kurma girişimi yine bu bağlamda ele alınamaz mı?
12 “Müslüman ülkenin” İran’ı kınayan bildirisi ile hedeflenen “Sünni İttifak”, ABD emperyalizminin İran’ı kuşatma ya da bölge ülkelerinin İran’ın karşısında yer almasını sağlama niyeti ve siyasetidir. Özünde bu adım “Müslüman ülkeleri” İsrail’in yanında konumlandırmak, ABD emperyalizminin petro-dolar egemenliğinin sürdürmesine ve Siyonist-işgalci İsrail devletinin çıkarlarına hizmet ettirmektir. Çünkü bugün yaşanan savaşın baş aktörleri ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizm’idir. Büyük Ortadoğu Projesi’nin yeni aşamasında işbirlikçi Müslüman ülkeler de rollerini oynuyorlar.
ABD ve İsrail vuruyor; Suriye, BAE, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan gibi ülkeler limanlarını, hava sahalarını, topraklarını ABD savaş uçaklarına, radarlarına, füze rampalarına açmakta tereddüt etmiyor. Demek ki İslam ülkeleri “ümmetin birliğini” batının hegemonyasına karşı değil bizzat batı emperyalizminin uşaklığı için yana yana gelerek sağlıyorlar!
Sadece bugünkü devletler düzleminde değil. El Kaide’nin, Taliban’ın, IŞİD’in kime hizmet ettikleri artık gün gibi ortada değil mi? Emperyalizmin vekil güçleri olarak taşeronluğunu yaptılar. Suriye’de Colani’nin ABD ve İngiliz istihbaratı tarafından nasıl iktidara taşındığı, bizzat emperyalist istihbarat örgütleri tarafından dile getirilmedi mi? Suriye’de Colani’nin iktidara getirilmesi, İsrail’in güvenliği için atılan en önemli adımdı. Cihatçı çetelerin iplerini tutanlar emperyalist devletlerden başkası değildi.
İslam ülkelerin birliği ve ümmet mi dediniz?
Geçiniz…
Panislamizm, emperyalizmin kullanışlı aparatı siyasal İslamcılar tarafından bugün kelime olarak kullanılmıyor belki. Ama hilafet bayrağı açanların temel mottosu olmaya devam etmiyor mu? Tüm Müslümanların halifelik çatısı altında batı sömürgeciliğine karşı birleştirmeyi savunan ideolojinin somutlandığı yer emperyalizm uşaklığına dönüşürken İslamcılığın neyi temsil ettiği bir kez daha açık olarak ortaya konmalıdır.
Emperyalizmin kuklası haline gelen işbirlikçi rejimlerin altında yaşayan mazlum halkların kurtuluşunun yolu hilafetçi-ümmetçi İslam birliğinden geçmiyor. Mazlum ulusların kurtuluşunun, barışın ve kardeşliğin yolu emperyalizme karşı duruşla mümkün olabiliyor.
Anti-emperyalizmin yolu ise anti-kapitalizmden geçiyor.
Din bezirganlığını bırakın artık!
Merkez Bankası'nın açıkladığı veriler, bir kez daha yurttaşların enflasyona ilişkin beklentilerini gözler önüne serdi. Verilere…
İran’ın İslamabad Büyükelçisi Mukaddem, ABD Başkanı Trump’ın “müzakere” iddialarını yalanlayarak, Tahran ile Washington arasında şu…
ABD Savunma Bakanlığı, İran’a olası operasyon senaryolarına karşı Ortadoğu’ya yaklaşık 2 bin paraşütçü asker sevk…
TÜİK verilerine göre Türkiye'de işsizlik oranı, 2025'te bir önceki yıla göre 0,4 puan gerileyerek yüzde…
İsrail Meclisi Ulusal Güvenlik Komitesi, Filistinli mahkumlara idam cezası öngören tasarıyı onaylayarak meclis genel kuruluna…
ABD Başkanı Trump, İran’la temas halinde olduklarını ve bir anlaşma ihtimalinin gündemde olduğunu öne sürdü.