Isparta'nın suyu Erdoğan'ın açtığı fabrikaya aktı
Isparta’da kentin yıllık su tüketiminin yüzde 7,1’ini harcayacak Coca-Cola tesisinin 2017’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “meyve suyu fabrikası” adıyla açıldığı ortaya çıktı.
Kuraklık ve su kesintileriyle gündeme gelen Isparta’da, kentin içme suyunun önemli bir bölümünü tüketecek Coca-Cola tesisinin açılışının AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Isparta’nın yıllık toplam su kullanımının yüzde 7,1’ini tek başına harcayacak olan tesis, kamuoyundan gizlenerek 2017 yılında “meyve suyu fabrikası” adıyla açıldı.
BirGün’den Gökay Başcan’ın haberine göre, Isparta’da faaliyette bulunan Coca-Cola üretim tesisinin, yaklaşık 500 bin nüfuslu kentin kullandığı toplam suyun yüzde 7’sinden fazlasını tüketeceği belirtiliyor. Kuraklığın derinleştiği, göllerin kuruduğu ve yurttaşların suya erişimde sorun yaşadığı kentte, büyük bir şirketin su kullanımına öncelik tanınması tepkilere yol açıyor.
AÇILIŞI ERDOĞAN YAPTI
Tesisin açılışı, 2017 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Ancak resmi duyurularda Coca-Cola ismine yer verilmedi, açılış kamuoyuna “meyve suyu fabrikası açılışı” olarak duyuruldu. Açılışın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, tesisin kentteki su tüketimi üzerindeki etkisi yeni yeni tartışılmaya başlandı.
Üç kez “ÇED gerekli değildir” kararı
Şirket, faaliyete geçtiği günden bu yana üç kez “ÇED gerekli değildir” kararı alarak kapasite artışına gitti. Son kapasite artışıyla birlikte tesisin yıllık su tüketimi 776 milyon 110 bin litreden, 1 milyar 659 milyon 972 bin litreye çıkarıldı. Böylece şirketin su kullanımı iki kattan fazla artırılmış oldu.
Isparta’nın yıllık toplam su miktarının yaklaşık 23 milyon ton olduğu dikkate alındığında, tek bir tesisin kentin toplam su tüketiminin yüzde 7,1’ini kullanacağı belirtiliyor.
50 kilogram atık oluşacak
Su tüketiminin yanı sıra tesisin çevresel etkileri de dikkat çekiyor. Üretim süreci sonunda tesiste günde yaklaşık 50 kilogram atık ambalaj oluşacağı ifade ediliyor. Çevre örgütleri ve yurttaşlar hem su kaynaklarının hem de çevrenin şirketler lehine feda edildiğini vurguluyor.
Kuraklığın giderek arttığı Göller Bölgesi’nde, içme suyunun çok uluslu şirketlere tahsis edilmesi “su hakkının gaspı” olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, suyun kamusal bir hak olduğunu hatırlatarak, şirketlerin sınırsız kullanımına açılmasının uzun vadede telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor.

