İstanbul Barosu: Akbelen'deki yürütmeyi durdurma kararı direnişin kazanımı

İstanbul Barosu, Danıştay’ın Akbelen’deki acele kamulaştırma işlemlerine ilişkin yürütmeyi durdurma kararının ardından yaptığı açıklamada, kararın doğa ve yaşam alanlarını savunan yurttaşlar açısından önemli bir hukuki kazanım olduğunu belirtti.

İstanbul Barosu: Akbelen'deki yürütmeyi durdurma kararı direnişin kazanımı

İstanbul Barosu, Akbelen’de yaşam alanlarını korumak için yürütülen hukuk mücadelesinde Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararı sonrası basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın toplantısında konuşan İkizköylülerin avukatı İpek Sarıca, “Tebliğ edilen karar, uzun süredir fiilen etkisizleştirilen hukuku diriltmek için yapılmış güçlü bir yargı müdahalesidir” şeklinde konuştu. Karar ile birlikte acele kamulaştırma işleminin hukuken uygulanamaz hale geldiğini kaydeden Sarıca, “Kararın ortaya koyduğu üzere, somut olayda acele kamulaştırmayı haklı kılacak olağanüstü bir ‘acelelik hali’ bulunmamaktadır. Ekonomik gerekçeler, üretim hedefleri ya da şirket faaliyetlerinin sürekliliği, kanunun öngördüğü istisnai yöntemi meşrulaştırmaz. Bu tespit, Akbelen’deki doğaya ve yaşam alanlarına yapılan müdahalenin kamu yararına değil, belirli bir ekonomik tercihe dayandığını göstermiştir. Milas acele kamulaştırmalarının Limak, İçtaş ortaklığındaki Yeniköy Kemerköy Enerji şirketinin çıkarına yapıldığı ortaya konmuştur” dedi.

El koyma girişimlerinin, keşif ve bilirkişi incelemelerinin ve bedel tespiti işlemlerinin artık hukuken geçersiz olduğunu belirten Sarıca, topraklarını savunurken tutuklanan yaşam savunucusu Esra Işık’a işaret etti. Tutuklamaya dayanak yapılan süreçlerin hukuki temelinin ortadan kalktığını vurgulayan Sarıca, “Esra’nın engellediği iddia edilen keşif, hukuken geçerli değildir. Hukuki varlığını yitirmiş bir idari işleme dayanılarak özgürlükten yoksun bırakmanın sürdürülmesi kabul edilemez. Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

“DAVALAR REDDEDİLSİN”

Acele kamulaştırmaya dayanılarak açılan el koyma ve bedel tespiti davalarının görüldüğü Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi bakımından da yapılması gerekenin açık olduğunu dile getiren Sarıca, şöyle konuştu: “Ortada yürütülebilir bir kamulaştırma işlemi bulunmamaktadır. Milas 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 649 adet el koyma davası dayanaksız kalmıştır, başka bir işleme gerek kalmadan davaların reddine karar verilmelidir.”

Sarıca, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Elde edilen yargı kararı, havayı, suyu, toprağı, kısacası doğasıyla birlikte onurlu yaşamlarını korumak için direnen müvekkillerimizin yılmadan sürdürdükleri mücadelenin, Akbelen direnişinin kazanımıdır. Yaşam için direnenleri selamlıyoruz. Bunun, ülkemiz için hakların güvenceye alındığı, yaşamın korunduğu bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz.”

“KORSAN EL KOYMA”

Acele kamulaştırmanın Anayasaya aykırı olduğunu ifade eden İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ise, “Bu bakımdan kamulaştırmanın koşulları Anayasa madde 46’da sayılmaktadır. Kamu yararı ölçütü ve usulleri öngörülmüştür. Ayrıntılı olarak düzenlenen bir idari işlemdir. Bu açıdan Danıştay’ın verdiği karar yerindedir. Ama Danıştay’ın bu kararı esasa ilişkin kararla ivedilikle tamamlanması gerekiyor ve aynı zamanda acele kamulaştırmanın Anayasaya aykırı olduğunu ve bundan böyle başvurulamaması gerektiğini karara bağlaması gerekiyor. Gerekçeli karar ve gerekçesinde Danıştay mutlaka bunu saptamalı ve ülkemizi bu acele kamulaştırma adı altında mülkiyete korsan el koymalardan kurtarmalıdır” dedi.

Esra Işık’ın tutuklanma koşullarını taşımadığına dikkat çeken Kaboğlu, “Işık’ın derhal serbest bırakılması gerekir. Anayasaya göre ölçülük ilkesinin uygulanması şarttır. Türkiye Cumhuriyeti bir çevre devletidir. Ülkemizi sahiplenen insanlar hukuk devletinin güvencelerinden yararlanmalıdırlar. Keyfi işleme hiç kimse tabi tutulamaz” ifadelerini kullandı.