İstanbul Barosu'nun yargılandığı davanın karar duruşması yarın: Avukat Hareketi'nden çağrı
İstanbul Barosu’nun, yaşam hakkını ve herkes için hukuk ilkesini savunduğu gerekçesiyle yaklaşık bir yıldır yargılandığı davada karar aşamasına gelindi.
Dava kapsamında 9 Ocak 2026 Cuma günü saat 10.30’da, Silivri Hapishanesi Duruşma Salonu’nda son duruşma görülecek.
Avukat Hareketi’nden yapılan açıklamada 148 yıllık hukuk kurumu olarak İstanbul Barosu’nun susturulmaya çalışıldığı ifade edildi.
Avukat Hareketi olarak baroya destek olmak üzere karar duruşmasını takip edecekleri belirtildi
İstanbul Barosu tarafından yapılan bir açıklama gerekçe gösterilerek görevden alınmaları için Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan dava kabul edilmiştir. Ayrıca, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında da ceza davası açılmıştır.
Silivri’de görülmekte olan ceza davasında, Savcılık mütalaası ile İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin cezalandırılması talep edilmiştir. Karar duruşması 9 Ocak Cuma günü (yarın) görülecektir.
Avukat Hareketi olarak, 146 yıllık bir hukuk kurumu olan İstanbul Barosu’nun susturulmaya çalışılmasını kabul etmediğimizi ve süreçte baromuzun yanında olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.
9 Ocak Cuma günü (yarın) 10.30’da başlayacak karar duruşmasını takip etmek üzere tüm meslektaşlarımızı Silivri’ye dayanışmaya çağırırız.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…