Karl Marks: 143 yıllık hakikat, bitmeyen kavga
Bilimsel sosyalizmin kurucusu, işçi sınıfının önderi Karl Marx ölümünün 143. yılında Komünizm ideali ve sosyalist mücadeleye yol göstermeye devam ediyor. TKH yıldönümü nedeniyle bir açıklama yayımladı.
Bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx 14 Mart 1883’te yaşamını yitirdi. Mücadele arkadaşı, yoldaşı Engels onun ardından yazdığı bir mektupta ““Olan oldu. İnsanlık bir beyin yitirdi; zamanımızın en büyük beynini” Demişti. Marks, insanlığın eşitlik, özgürlük ve kardeşlik idealine yol göstermeye devam ediyor!
Türkiye Komünist Hareketi(TKH), işçi sınıfının önderinin ölüm yıldönümü nedeniyle bir açıklama yayımladı.
“Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar; oysa asıl olan onu değiştirmektir.” Bu söz, entelektüel gevezeliğe vurulmuş bir tokattır! Dünyayı sarsmayan her düşünce statükonun koruyucusudur. Teori, kitlelerin elinde maddi bir güce dönüşmediği sürece sadece sözden ibarettir. Bugün Marx’ı sadece okumak yetmez, onunla dünyayı değiştirme vaktidir!” Denilen açıklama şöyle:
Marx’ı geçmişe gömmeye çalışanlar, onun bugünkü hakikatinden korkanlardır. Marx sadece 19. yüzyılın dünyasına değil; fabrikalarda her damla teri sermayeye dönüşen ve çarkların hızına mahkûm edilen işçilere, toprağı sürdüğü hâlde ürünü gasp edilen ve borç kıskacında boğulan köylülere, devasa lojistik hangarlarında birer barkod numarasına indirgenip hızı algoritmalarla ölçülen depo çalışanlarına, veri merkezlerinde ekranlara ya da kurye motoru üzerinde zamana köle edilen emekçilere ve plaza odalarının parlak ışıkları altında ruhu kurutulan beyaz yakalılara, yani bugün sömürülen herkesin çıplak gerçeğine yazdı.
Sömürenlerin ismi değişti ama çark aynı kanla dönüyor. Servetin bir avuç azınlıkta dağ gibi birikmesi bir “hata” değil, kapitalizmin tam da kendisidir!
Bize tarihin kralların, padişahların ve çarların başarı öyküsü olduğunu söylediler. Ancak gerçeği Marx yazdı: “Bugüne kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf mücadeleleri tarihidir.” Tarih; bir yanda üretim araçlarına çöreklenmiş asalak bir azınlığın, diğer yanda tek “mülkü” emeği olan milyonların çarpışma alanıdır.
“Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar; oysa asıl olan onu değiştirmektir.” Bu söz, entelektüel gevezeliğe vurulmuş bir tokattır! Dünyayı sarsmayan her düşünce statükonun koruyucusudur. Teori, kitlelerin elinde maddi bir güce dönüşmediği sürece sadece sözden ibarettir. Bugün Marx’ı sadece okumak yetmez, onunla dünyayı değiştirme vaktidir!
Marx’ın bize bıraktığı miras, soyut bir adalet vaadi değil devrimci bir eylem kılavuzdur. Onun düşüncesi, insanın kendi emeğine, doğasına ve türsel varlığına yabancılaşmasını sağlayan bu köhne üretim ilişkilerinin reddidir. Bizim kavgamız; insanın bir başkasının sermaye birikimi için bir “meta” veya “araç” seviyesine indirgenmediği, üretim araçlarının toplumsallaştığı bir düzen içindir.
Bugün, onun teorisini sömürü düzenine karşı bir silah gibi kuşanma günüdür!
143 yıl sonra bugün haykırıyoruz: Marx hâlâ hayatta, hâlâ tehlikeli ve hâlâ haklı!

