AKP, Türkiye’nin 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesine ev sahipliği yapacağını duyurdu.
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, sadece bir diplomatik buluşma değil; küresel güvenlik mimarisinin geleceğine yön verecek kritik bir eşiktir.” ifadeleriyle ev sahipliğinden duyulan memnuniyetini ifade etti.
“Ülkemiz, jeostratejik konumu, güçlü ittifak bilinci ve kriz yönetimindeki etkin rolüyle transatlantik güvenliğin merkezinde yer almaya devam etmektedir.” diyen Duran, “NATO liderlerini ağırlayacak olan Türkiye’nin, barışın, istikrarın ve ortak güvenliğin güçlendirilmesi adına kararlılığını bir kez daha ortaya koyacağını” belirtti.
Komünistler NATO zirvesi öncesi, “2026 yılında NATO zirvesine ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyorum diyenleri NATO’ya hayır imza kampanyasına katılmaya çağırıyoruz.” diyerek bir imza kampanyası başlatmıştı.
Komünistler aynı zamanda NATO’nun geçmişi, misyonu ve şimdiki maksadıyla ipliğini pazara çıkaran bir broşür yayımladı.
Broşürün ilk bölümünde NATO’nun kuruluşu, genişlemesi ve dahil olduğu kirli savaşlara yer verildi.
Türkiye Komünist Hareketi (TKH) tarafından yayımlanan NATO’ya HAYIR! broşürünün ilk bölümü şöyle:
KURULUŞ: BİR İTTİFAKIN GERÇEK KÖKENLERİ
4 Nisan 1949’da ABD’nin başkenti Washington D.C.’de 12 ülkenin temsilcisi bir antlaşmaya imza attı ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü NATO kuruldu. Kuruluş gerekçesi netti:
Sovyetler Birliği’ne karşı Batı’yı koruyacak bir kolektif “savunma” örgütü kurmak. Ancak bu örgütün doğuşuna biraz daha yakından bakıldığında, tablonun çok daha farklı olduğu görülecektir. 1945’te San Francisco’da kurulan Birleşmiş Milletler, en azından kağıt üzerinde çok taraflı bir güvenlik sistemi öngörüyordu.
BM, bölgesel güvenlik örgütlerinin yaptırım gücü kullanabilmesi için Güvenlik Konseyi onayını zorunlu kılıyordu. Ancak BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri arasında Sovyetler Birliği’nin de olması, ABD, İngiltere ve Fransa açısından önemli kısıtlar barındırıyordu.
NATO, işte bu kısıtlamayı fiilen devre dışı bırakmak amacıyla tasarlandı. NATO’nun kuruluşunun hemen ardından CIA bir iç memorandum hazırladı. Bu belgede NATO’ nun gerçek amacı şöyle tanımlanıyordu:
Sovyetleri caydırmak yeterli değildir; asıl mesele “Almanya’nın uzun vadeli denetimini sürdürmek” ve “Avrupa’da güç dengesini kimin belirleyeceği sorusunu yanıtlamak”tır.
NATO’nun ilk genel sekreteri Lord Ismay ise örgütün işlevini daha da açık bir dille ifade ediyordu:
“Sovyetleri dışarıda tutmak, Amerikalıları içeride tutmak, Almanları aşağıda tutmak.”
Bu formülasyon, NATO’nun kuruluşunda “Batı demokrasisini korumak” söyleminin ne denli boş olduğunu gösteriyor.
Bu durum, örgütün aynı zamanda Avrupa’nın kendi bağımsız güvenlik politikası geliştirmesini önlemek ve ABD’nin kıtadaki belirleyici konumunu sürdürmek amacıyla kurulduğunu da gösteriyor.
Kuruluşta Nazi Kadroları NATO’nun kuruluş sürecinde göz ardı edilen, ancak son derece önemli bir gerçek daha vardır. Henüz İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin üzerinden dört yıl geçmemişti ve NATO çerçevesinde ya da ABD’nin Batı Almanya’yı yeniden silahlandırma politikası kapsamında pek çok eski Nazi subayı Batı’nın güvenlik aygıtına dahil edildi.
Bunların en bilineni Reinhard Gehlen’dir. Almanya’nın Doğu Cephesi istihbarat şefi olan Gehlen, savaşın bitmesinden önce arşivleriyle birlikte ABD’ye teslim oldu ve CIA’nın öncülü sayılan OSS bünyesinde çalışmaya başladı. Gehlen Örgütü adıyla bilinen yapı, eski Nazi ajanlarını istihdam ederek Sovyet karşıtı istihbaratın temelini oluşturdu. Bu örgüt sonunda Batı Almanya’nın resmi istihbarat teşkilatı BND’ye dönüştü.
Kuzey Atlantik ittifakı, Batı Almanya’nın yeniden silahlandırılması ve 1955’te NATO’ya dahil edilmesiyle bu mirası kurumsal bir zemine oturttu. Eski Wehrmacht subayları, yeni Batı Alman ordusunun (Bundeswehr) komuta kademesine yerleştirildi. Ortak tehdit olarak Sovyetler Birliği’ni tanımlayan ideolojik çerçeve, hem eski Nazileri hem de Batılı müttefikleri kolayca ortak bir platformda buluşturuyordu.
NATO’NUN KURUCU ÜYELERİ
-ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Norveç, Danimarka, İzlanda, Portekiz, İtalya Portekiz, NATO’ya kurucu üye olarak katıldığında, Salazar’ın faşist diktatörlüğü altındaydı.
İzlanda’nın o dönemde düzenli bir ordusu yoktu -bugün de yok
12’DEN 32’YE NATO’NUN GENİŞLEMESİ
1949’da 12 üyeyle kurulan NATO, bugün 32 üyeye sahip. Bu genişleme yalnızca bir büyüme hikayesi değil; aynı zamanda Sovyetlere karşı verilen sözlerin nasıl çiğnendiğinin ve küresel güç hesaplarının nasıl işlediğinin somut belgesidir.
Türkiye, Yunanistan ile birlikte 1952’de NATO’ya katıldı. Türkiye’nin üyeliğinin ön koşulu, Kore Savaşı’na asker göndermesiydi. Yaklaşık 21 bin Türk askeri Kore’de ABD için savaştı; 892’si geri dönmedi. NATO’ya üyelik bu bedelin karşılığı olarak verildi.
NATO’nun temel hedefi olan Sovyetler Birliği’nin son yıllarında, NATO artık amaçsızlığa doğru gidiyordu. Sovyetler Birliği’nin çözülmesinden önce ABD, 1990 yılında Almanya’nın birleşmesi görüşmeleri sırasında Sovyet liderliğine açık bir taahhütte bulunmuştu. NATO Almanya’nın doğu sınırının ötesine genişlemeyecekti. Ancak elbette bu söz tutulmadı. 1991’den itibaren NATO durmaksızın doğuya doğru yürüdü.
Bugün ittifak, yeni üyeleriyle Rusya’nın sınırına dayanmış durumdadır. Bu genişlemenin arkasında yalnızca jeopolitik hesaplar değil, büyük ekonomik çıkarlar da yatıyordu.
SSCB’nin çözülmesiyle birlikte silah şirketleri, savaş döneminin kârlarının erimesinden korkuyordu. Lockheed Martin’in dönemin başkan yardımcısı Bruce Jackson’ın başkanlığında bir lobi örgütü kuruldu. 1996–1998 arasında altı büyük silah şirketi ABD Kongresi’nde NATO genişlemesini desteklemek için 51 milyon dolar harcadı. Yeni NATO üyelerinin Amerikan silah sanayiinden alım yapması güçlü biçimde teşvik edildi.
Genişleme aynı zamanda silah pazarının genişlemesiydi.
NATO GENİŞLEME TARİHÇESİ
1949 Kurucu 12 üye: ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Norveç, Danimarka, İzlanda, Portekiz, İtalya
1952 Türkiye ve Yunanistan (Türkiye, Kore’ye asker göndererek üyelik bedelini ödedi)
1955 Batı Almanya (eski Nazi subayları yeni ordunun komuta kademesine yerleştirildi)
1982 İspanya (Franco diktatörlüğünün sona ermesinin ardından)
1999 Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya
2004 Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya
2009 Arnavutluk, Hırvatistan
2017 Karadağ
2020 Kuzey Makedonya
2023 Finlandiya
2024 İsveç
Bu haber en son değiştirildi 20 Mayıs 2026 12:22 12:22
Cem Küçük, yasa dışı bahis soruşturması kapsamında tutuklanan Rasim Ozan Kütahyalı hakkında dikkat çeken açıklamalarda…
CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı'na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin'in…
CHP’li Hasan Öztürkmen, Türkşeker'in şeker zammından bir gün önce ihalesiz ve duyurusuz şekilde, piyasanın çok…
MSB, NATO’nun doğu kanadındaki enerji tedarikini güçlendirmek amacıyla hazırlanan NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi’nin onay…
İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, cezaevindeyken yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle ikinci…
Küçükçekmece Halkalı Mahallesi sınırlarında yaklaşık 2,5 milyon metrekarelik alan yapılaşmaya açıldı. İnşaata açılan alan, Kanal…