Reklam
Kategoriler: Gündem

Laiklik Meclisi: 2 Temmuz katliamı karşı devrim sürecinin en alçakça saldırılarından biridir!

Reklam

Laikilik Meclisi, Sivas Katliamı’nın yıldönümünde yayınladığı açıklamada yaşanan katliamın karşı devrim sürecinin en alçakça saldırısı olduğunu ifade etti.

LM’den yapılan açıklamada 1990’lı yılların toplumun Cumhuriyet ve laiklikle bağlarını kesmek üzere dinci-faşist paramiliter unsurların  sahneye sürüldüğü dönem olduğu ifade edilirken 33 aydının gericiler tarafından “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak!” sloganlarıyla katledildiği ifade edildi.

2 Temmuz katliamı davasının 14 Eylül 2023 tarihinde “zamanaşımı” bahanesiyle düşürüldüğü hatırlatılan açıkalamada “2 Temmuz’da laiklik ve Cumhuriyet düşmanlarının kumpasları ve saldırıları sonucu kaybettiğimiz aydınlarımızı, yurttaşlarımızı ve canlarımızı saygıyla anıyoruz. Onları anmanın ve yaşatmanın yolu aydınlık, laik, özgür, eşit, bağımsız ve demokratik cumhuriyet mücadelesinin yükseltilmesiyle mümkündür” denildi.

Laiklik Meclisi’nden yapılan açıklama şu şekilde:

Ülkemizde 1923 Cumhuriyetinin tasfiyesi 1980’lerle birlikte bir siyasi hedef haline gelmiştir. Bunun temel nedeni, sermayenin yeni birikim rejimine başta emekçi sınıflar olmak üzere tüm toplumu ikna etmektir. Bunun için en başta laiklik ve yurttaşlık esası üzerine kurulu olan anayasal düzenin tasfiye edilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla 12 Eylül faşist askeri darbesi ve cunta yönetimi ile birlikte ülkemizde dinci gericiliğe yatırım büyük bir hız kazanmış; örneğin eğitimde dinselleşme, Kuran kurslarında patlama yaşanırken, tarikat ve cemaatlerin de önü açılmıştır.

1991 yılında, tarikatların ve cemaatlerin örgütlenmelerini kısıtlayarak Anayasadaki laiklik ilkesini koruyan TCK’nın 163. maddesi, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından, demokratikleşme söyleminin peşine takılan muhalefetin büyük çoğunluğunun da desteği ile kaldırılmış, böylece tarikat ve cemaatlerin örgütlenmesinin önü açılırken laik Cumhuriyete stratejik bir darbe vurulmuştur. Bununla eş zamanlı olarak, 1990’lı yılların ilk yarısında toplumun Cumhuriyet ve laiklikle bağlarını kesmek üzere dinci-faşist paramiliter unsurların da sahneye sürüldüğü dönemdir. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy gibi aydınlarımızın alçakça katledildikleri bu sürecin tepe noktası ise 2 Temmuz 1993’teki Sivas Katliamı olmuştur. Laik Cumhuriyetin temelinin atıldığı Sivas’ta, paramiliter gruplar bir plan dâhilinde harekete geçirilerek, Pir Sultan Abdal anma etkinlikleri için bir araya gelmiş olan aydın ve sanatçıların kaldıkları otel, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak!” sloganıyla ateşe verilmiştir. Laik Cumhuriyeti doğrudan hedef alan bu kalkışma sonucunda 33 aydın, 1978 Kahramanmaraş, 1980 Çorum’da olduğu gibi, devletin gözleri önünde planlı olarak katledilmiştir.

2 Temmuz katliamının yargı süreci başlarken benzeri tüm siyasi cinayet ve katliam davalarında olduğu gibi, üzerini örtmek amacıyla “adiyen insan öldürme” davası olarak açılmıştır. 30 yıl boyunca zamana yayılan, ama hiçbir zaman laik Cumhuriyete ve anayasal düzene yönelik bir kalkışma ve Gladyo davası olarak ele alınmayan bu dava da 14 Eylül 2023 tarihinde “zamanaşımı” bahanesiyle düşürülerek, yargı tarihimize yeni bir kara leke olarak kazınmıştır.

Laik Cumhuriyetin tasfiyesine yönelik tüm bu adımlarla, bugün yargı iktidarca ele geçirilmiş, kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılarak kuvvetler birliği dayatılmış ve ülkemiz “yeni rejimin” tesisinde tehlikeli bir tabloyla karşı karşıya bırakılmıştır. Şeriat çağrıları ve eylemleri ile “yeni anayasa” dayatması da karşı devrimin son aşamasında olduğumuzu ortaya koymaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı şeyhülislamlık makamı gibi yetkilerle donatılarak, laik Cumhuriyetin kazanımlarını hedef alırken; toplumsal mücadelenin önemli araçları olan kitle örgütleri baskı altına alınarak kuşatılmaktadır. “STK” adı altında tarikat ve cemaat uzantıları iktidar eliyle mali güce kavuşturulurken bürokrasiden, siyasete, ekonomiden eğitime kadar devletin, siyasetin ve toplumsal yaşamın bu zihniyet tarafından tamamen ele geçirilmesi hedeflenmektedir.

Diğer taraftan “Türkiye yüzyılı maarif modeli” ile gelecek kuşakların akıl ve bilimle bağlarını kesmek isteyenler, toplumsal hakları ve ilerlemeyi ortadan tamamen kaldırarak yurttaş değil kendilerine biat edecek tebaa yaratmayı hedeflemektedir.

En son Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik alınan “mutlak butlan” kararı da ülkemizde siyasetin yargı eliyle yeniden düzenlenmesi girişiminden başka bir şey değildir. Toplum ile siyasetin bağını koparan anlayış, hukuk devleti ilkesini tamamen ortadan kaldırılarak, “Türkiye Yüzyılı” ile kastedilen “yeni rejimin” gerici ve baskıcı yanını bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Ülkemizde, “dini değerlere hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” gibi suçlamalarla, yurttaşlar gözaltına alınarak tutuklanmakta, olmadık cezalara çarptırılabilmektedir. Öte yandan, Devrim Kanunlarına ve Anayasa’ya aykırı biçimde gerici güruhların şeriat ve hilafet çağrılarının yanı sıra, buna benzer ifadelerin siyasi iktidarın yetkili ağızları tarafından fütursuzca laik toplum kesimlerini hedef göstererek açıkça dillendirilmesi, tehlikenin boyutlarını gözler önüne sermektedir.

Siyasi iktidarın desteği ile ülkemizin birçok yerinde laik yaşamı hedef alarak halkımıza saldıranlar, yurttaşlık haklarının güvencesi olan anayasal düzeni ve laik Cumhuriyeti hedef alan karşı devrimin sivil görünümlü paramiliter unsurlarından başka bir şey değildir. Bütün bu unsurlar “yeni rejimin” sömürü düzeneğinin ihtiyaçlarına uygun olarak ülkemizi IŞİD ve Taliban benzeri uygulamalarla yüzlerce yıl öncesinin karanlığına boğmak istemektedir.

Bunlar da yetmezmiş gibi, ABD emperyalizminin ülkemizdeki büyükelçisi ünvanlı şahıs, laik Cumhuriyeti hedef alarak, Türkiye için Osmanlı modeli önerebilecek kadar meydanı boş bulurken, emperyalizmin suç örgütü NATO’ya başkentimizin kapılarını açanlar, bağımsızlık mücadelesini yükselten, bunun için harekete geçen yurttaşları yine kolluk ve yargı sopasıyla sindirmeye çalışmaktadır. Bütün bunlar bölgemizde emperyalizmin ülkemizi de içine alan operasyonlarından ayrı düşünülemeyeceği açıktır. “Artık eski Türkiye yok” diyenler, Sivas katliamını aklayanlardır. Cumhuriyet’e “yüz yıllık parantez” diyenlerle, cihatçı terör örgütü IŞİD’i “bir grup öfkeli genç” olarak tanımlayanlar, destekledikleri cihatçı terör örgütü tarafından ele geçirilen Suriye’de Alevi katliamını onaylayanlardır.

2 Temmuz 1993’de Sivas’ta devletin gözleri önünde planlı bir operasyon ile yobazlar tarafından katledilen 33 yurttaşımızı saygıyla anarken, 33 yıl önce bugün yapılan katliamın, karşı devrimin en alçakça saldırılarından biri olduğunu hiç unutmamalıyız.

2 Temmuz’da laiklik ve Cumhuriyet düşmanlarının kumpasları ve saldırıları sonucu kaybettiğimiz aydınlarımızı, yurttaşlarımızı ve canlarımızı saygıyla anıyoruz. Onları anmanın ve yaşatmanın yolu aydınlık, laik, özgür, eşit, bağımsız ve demokratik cumhuriyet mücadelesinin yükseltilmesiyle mümkündür.

Laiklik Meclisi, bu nedenle ülkemizin laik Cumhuriyete sahip çıkan tüm yurttaşlarını laiklik mücadelesini yükseltmeye çağırıyor.

Laiklik Meclisi, 2.7.2026

Reklam

Önceki Haberler

Kılıçdaroğlu’nun yol haritası ortaya çıktı

CHP'de mutlak butlan kararının ardından gözler Kemal Kılıçdaroğlu'nun izleyeceği yol haritasına çevrildi. İddiaya göre Kılıçdaroğlu,…

2 Temmuz 2026 10:32

Yandaş TÜGVA ağını genişletiyor: Devlet okullarında dini eğitim hedefi

İktidara yakınlığıyla bilinen TÜGVA, yaz okullarını bu yıl 81 ilde düzenleyerek 500 bin öğrenciye ulaşmayı…

2 Temmuz 2026 10:29

AKP’li vekilden devlete 250 bin doz aşı satışı: 4,1 milyon dolar ödenecek

AKP Milletvekili Cantürk Alagöz'ün sahibi olduğu Keymen İlaç'ın, Devlet Malzeme Ofisi'ne 250 bin doz konjuge…

2 Temmuz 2026 10:10

Musul Başkonsolosluğu’nda ataşe yardımcısı, kasadaki 180 bin doları bahiste kaybetti

Kumar bağımlılığı olduğu öne sürülen Ataşe Yardımcısı Ö.Y, Musul Başkonsolosluğu kasasındaki 180 bin doları üç…

2 Temmuz 2026 09:52

Cengiz Gündoğdu hayatını kaybetti

Marksist yazar Cengiz Gündoğdu 83 yaşında yaşamını yitirdi. Evrensel gazetesi ve TELE1'in web sitesinde yazıları…

2 Temmuz 2026 09:24

NATO zirvesi öncesinde Ankara Valiliği’nden yeni kısıtlamalar

Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi güvenlik tedbirleri artırıldı. Ankara Valiliği, 5 Temmuz saat…

2 Temmuz 2026 09:09
Reklam